Görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik davanın 31 Ağustos’ta Silivri’de görülen 72’nci duruşmasında, hakkındaki suçlamalara yanıt vererek tahliyesini talep etti.
Savunmasını “Ben ne yaptım, yetkim neydi ve bütün bunların karşılığında şahsen ne elde ettim?” soruları üzerine kuran Şahan, tutukluluğunun 17’nci ayında olduğunu belirtti. Şişli’nin hakkını, kamu malını ve yurttaşların güvenliğini korumaya çalıştığını söyleyen Şahan, “Ben, bana emanet edilmiş olanı korumaya çalıştım” ifadelerini kullandı.
PARK TAAHHÜDÜNE İLİŞKİN SUÇLAMAYA YANIT
Şahan, DAP Yapı’nın Nişantaşı Koru projesinde iskân verilmesinin park yapma şartına bağlandığı iddiasını reddetti.
Firmanın park yapımına ilişkin taahhüdünün 2020 yılına dayandığını ve 2024’te yenilendiğini belirten Şahan, kendisi için herhangi bir talepte bulunmadığını söyledi. Aynı şirketin başka projelerde kamuya okul ve yeşil alan kazandırmasını örnek göstererek, Şişli’deki park taahhüdünün suçlama konusu yapılmasına itiraz etti.
Savunmaya eklenen açıklamalarda ise iskân sürecindeki gecikmenin yangın güvenliğine ilişkin teknik eksikliklerden kaynaklandığı, bunlar giderildikten sonra park henüz yapılmamış olmasına rağmen iskân verildiği belirtildi.
Şahan, “Ben burada kendim için hiçbir şey istemedim, biz hiçbir şey istemedik. Şişli’nin ve Şişlililerin hakkını istedik” dedi.
“KAMUNUN HANESİNE YAKLAŞIK 700 MİLYON LİRALIK ARAZİ YAZILDI”
Profilo AVM’nin yerine geliştirilen konut projesindeki ruhsat sürecine ilişkin suçlamaları da yanıtlayan Şahan, plan gereği kamuya devredilmesi gereken bir alan bulunduğunu anlattı.
Ruhsat işlemlerinin ilerleyebilmesi için önce bu devrin yapılması gerektiğini savunan Şahan, söz konusu arazinin 19 Ağustos 2025’te, kendisi tutukluyken Şişli Belediyesine geçtiğini söyledi.
Savunma eklerinde alanın büyüklüğü 2 bin 600 metrekare olarak belirtilirken Şahan, belediyeye kazandırılan taşınmazın değerinin yaklaşık 700 milyon liraya ulaştığını ifade etti.
Şahan, süreçte kişisel kazancı olmadığını vurgulayarak “Sürecin sonunda benim cebime giren tek kuruş yok” dedi.
TORUN CENTER SAVUNMASI: “DENETLEDİK, TESPİT ETTİK, CEZA KESTİK”
Torun Center’daki tadilat nedeniyle uygulanan imar cezasının rüşvet amacıyla baskı aracı olarak kullanıldığı iddiasına karşı çıkan Şahan, yapılan müdahalenin binanın taşıyıcı sistemini etkilediğini savundu.
Firmanın “basit tadilat” olarak nitelendirdiği işlemin esaslı tadilat kapsamında bulunduğunu, gerekli ruhsat olmadan yapılamayacağının üç kez bildirildiğini söyledi. Daha sonra verilen basit tadilat izninin kapsamının aşıldığını belirten Şahan, denetimlerin ardından 1 milyar lirayı aşan ceza uygulandığını anlattı.
Cezanın keyfî belirlenmediğini, İmar Kanunu ve hesaplama tablosu esas alınarak düzenlendiğini söyleyen Şahan, aykırılıklar giderilince ilave cezanın kaldırıldığını ve tutarın yaklaşık 15 milyon liraya düştüğünü belirtti.
İstanbul’un deprem tehlikesine dikkat çeken Şahan, “Biz işimizi yaptık. Denetledik, tespit ettik, ceza kestik, düzelttirdik” ifadelerini kullandı.
MEDICANA BAĞIŞI: “67 ÇÖP KAMYONU ALDIK”
Medicana’ya ilişkin işlemlerin bağış karşılığında yürütüldüğü suçlamasını da reddeden Şahan, hastanenin açılmasına ilişkin yetkinin Sağlık Bakanlığında olduğunu söyledi.
Belediyeye yapılan bağışın resmî, kayıtlı ve şartsız olduğunu savunan Şahan, bu kaynakla Devlet Malzeme Ofisinden 67 çöp kamyonu alındığını belirtti. Temizlik hizmetlerini yüklenici firmaya vermek yerine belediyenin kendi araç filosunu kurduğunu anlattı.
Savunmanın eklerinde, elden para verildiği iddiası da reddedildi. Belediyenin uygunluk yazısının bağışla aynı gün düzenlendiği iddiasına karşı, iki işlem arasında 20 gün bulunduğu belirtildi.
“PARTİMİN REDDETTİĞİ BİR PLAN NEDENİYLE BURADAYIM”
Şahan, plan değişikliklerine ilişkin suçlamalardan birinde kendisinin ilgili İBB komisyonunda bulunmadığını, CHP’nin hem komisyonda hem Meclis’te ret oyu verdiğini söyledi. İBB’nin kurum görüşlerinin de olumsuz olduğunu belirtti.
Üsküdar’daki planın AK Parti’nin oylarıyla kabul edildiğini ifade eden Şahan, “Komisyonunda olmadığım, partimin reddettiği, başkalarının oyuyla kabul edilen bir karar nedeniyle buradayım” dedi.
Diğer iki plan değişikliği iddiasında ise herhangi bir bürokratik süreç yürütülmediğini ve adı geçen kişileri tanımadığını savundu.
Rotana projesindeki suçlamaların başkanlığından önceki döneme ilişkin olduğunu söyleyen Şahan, kendi dönemine denk gelen A Blok iskân başvurusunun 25 günde sonuçlandırıldığını belirtti. “İBB Hanem” başlığındaki suçlamada da kendisine yönelik doğrudan, somutlaşmış bir beyan bulunmadığını ifade etti.
ETKİN PİŞMANLIK ELEŞTİRİSİ: “ZARAR GÖREN HUKUKUN KENDİSİDİR”
Savunmasının devamında etkin pişmanlık ifadelerine değinen Şahan, bu kurumun doğru uygulandığında hukukun meşru bir aracı olduğunu, itirazının uygulama biçimine yönelik bulunduğunu söyledi.
Duruşmada dinlenen bazı anlatımların doğrudan gözleme dayanmadığını savunan Şahan, insanların kendilerini kurtarmak için başkalarının adını vermeye yönlendirilmesinin toplumsal güveni aşındıracağını belirtti.
“Bir dosyanın boşluğu ‘duydum’la doldurulabiliyorsa, orada zarar gören sadece sanık değildir. Hukukun kendisidir” diyen Şahan, devletin yurttaşa doğruyu söylediğinde korunacağı duygusunu vermesi gerektiğini vurguladı.
SİYASİ LİDERLERE ÇAĞRI: “BU CESARETİ İLK ADIMDA BIRAKMAYIN”
Şahan, barış sürecine ilişkin değerlendirmesinde Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEM Parti yönetimi ve Özgür Özel’in üstlendiği sorumluluğu önemsediğini söyledi.
İktidar ve muhalefetteki bütün siyasi liderlere seslenen Şahan, “Bu cesareti ilk adımda bırakmayın. Evet, barışı başlatmak cesaret ister. Ama barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük bir cesaret ister” dedi.
AYM ve AİHM kararlarına uyulması, uzun tutuklulukların sona ermesi, ifade özgürlüğünün genişletilmesi ve kayyum uygulamasının bitirilmesi çağrısında bulunan Şahan, yerel demokrasi güçlenmeden barışın kalıcı olamayacağını savundu.
“Bugün tahliye edilmek, yarın özgür olacağımızın teminatı değil ki. Bize teminatı olan bir hukuk düzeni lazım” ifadelerini kullandı.
“KIZIMA, AİLEME VE ŞİŞLİ’YE KAVUŞMAK İSTİYORUM”
Şahan, “Kent Uzlaşısı” dosyasından tahliye edilmesine rağmen başka dosyadaki tutuklama kararı nedeniyle özgürlüğüne kavuşamadığını belirtti. Delillerin toplandığını, kaçma şüphesi ve delil karartma imkânı bulunmadığını savunarak tahliyesini istedi.
Tutuklandığında kızının beş buçuk yaşında olduğunu, artık yedi yaşına geldiğini söyleyen Şahan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kızıma kavuşmak istiyorum. Aileme kavuşmak istiyorum. Şişli’ye kavuşmak istiyorum. Görevime geri dönmek istiyorum. Ama kendim için bir ayrıcalık istemiyorum.”
“Bırakın işimizi yapalım. Bırakın bu ülkenin geleceği için çalışalım.”
