Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık enflasyon, büyüme ve istihdam hedeflerinin belirlendiği 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) Beştepe'de açıklandı. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, toplantının soru-cevap bölümünde siyaset kulislerini hareketlendiren erken seçim iddialarına da değindi.
ERKEN SEÇİM OLACAK MI?
Seçim tarihi öne çekilecek mi tartışmaları, siyaset sahnesinde olduğu kadar ekonomik programların açıklanma süreçlerinde de medyanın en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Konuyla ilgili yöneltilen soruya anayasal kurumları ve yasama organını işaret ederek cevap veren Cevdet Yılmaz, hükümetin ajandasında şu an için bir "erken seçim" senaryosu bulunmadığını belirtti.
Yılmaz, duruşlarını şu sözlerle ifade etti: "Bu konular Meclis'imizin karar vereceği konu. Seçimi biraz daha öne alacaksa o Meclis'in takdirinde. Şimdiden bir varsayım yapmamız doğru olmaz diye düşündük." Bu açıklama, erken seçim kararı alınabilmesi için TBMM'de gereken salt çoğunluk (360 milletvekili) kuralına hukuki bir atıf niteliği taşıyor.

2028 SEÇİMLERİ NE ZAMAN YAPILACAK?
2028 seçimleri, Türkiye'nin hem Cumhurbaşkanlığı hem de Milletvekilliği Genel Seçimleri için planlanan resmi anayasal takvimidir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027-2029 yıllarını kapsayan ekonomik program hazırlanırken siyasi spekülasyonlardan bilerek uzak durduklarının altını kalın çizgilerle çizdi.
Programın altyapısını anlatırken Yılmaz, "Biz bu programı hazırlarken seçimlerin zamanında olacağını düşünerek hazırladık, 2028 baharı veya yazına doğru. Orada bir spekülatif varsayımın içinde olmadık" dedi. Bu bağlamda hükümetin enflasyonla mücadele ve mali disiplin planlamaları, önümüzde yaklaşık "4 yıllık seçimsiz, kesintisiz bir icraat dönemi" olduğu varsayılarak matematiksel hesaplamalara döküldü.
OVP ERKEN SEÇİMİ VARSAYAR MI?
OVP'nin şu anki en büyük hedefi kamu harcamalarını kısarak (tasarruf tedbirleri) enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirmektir. Ancak erken seçim demek; kaçınılmaz olarak teşvik paketleri, sosyal yardımların artması, emekli/memur ek zamları ve bütçe musluklarının açılması demektir. Seçim ekonomisi ile sıkı para politikası aynı anda yürütülemez.
Türkiye'ye doğrudan yatırım (FDI) getirecek veya devlet tahvili alacak olan yabancı sermaye, önündeki 3 yılın risksiz ve öngörülebilir olmasını şart koşar. Eğer OVP'nin içine "belki 2026'da seçim olur" payı eklenseydi, yabancı kurumlar (Fitch, S&P, Moody's vb.) bunu "Hükümet mali disiplini erken bırakacak" şeklinde okur ve programın piyasadaki güvenilirliği o an sıfırlanırdı.
Kararın Meclis'e bırakılması ve yürütmenin sadece 2028'e odaklanması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) da "Siyasi baskı olmadan dezenflasyon programına devam et" mesajı vermektedir. Ekonominin kurmayları, faturası ne olursa olsun acı reçetenin seçimsiz geçecek olan bu dönemde tamamlanmasını hedeflemektedir.
