Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Aktaş Gölü, bu mücadelenin dikkat çeken noktalarından biri. Türkiye-Gürcistan sınırında bulunan göl, çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Tepeli pelikan, ak pelikan, sakarmeke ve bozkır yağmurcunu gibi türlerin görüldüğü göl, bölgedeki önemli sulak alanlardan biri olma özelliğini taşıyor.
Şekercioğlu'na göre Aktaş Gölü, Türkiye'de hem tepeli hem de ak pelikanların halen uğradığı son göllerden biri.
Bölgedeki askeri alanın varlığı da gölün korunmasına katkı sağlıyor. Askeri bölge nedeniyle gölde tekne gezintisi ve adalarda piknik gibi faaliyetlerin sınırlı olması, kuşların yaşam alanlarının insan müdahalesinden uzak kalmasını sağlıyor.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Türkiye'nin doğusu, Avrupa ve Afrika arasındaki kuş göç yollarının önemli duraklarından biri. Bölgedeki kuş türleri, Türkiye'de kayıt altına alınan türlerin yaklaşık yüzde 68'ini oluşturuyor.
Ancak bu zenginlik, sulak alanların hızla küçülmesi nedeniyle tehdit altında.
BİR GÖLÜN KURTARILMA MÜCADELESİ
Aktaş Gölü'nden yaklaşık 77 kilometre uzaklıktaki Kuyucuk Gölü, sulak alanların karşı karşıya olduğu tehlikenin çarpıcı örneklerinden biri.
Şekercioğlu, 2004 yılında Kuyucuk Gölü'nde yaptığı ilk gözlemlerde 2,2 kilometrekarelik alanda 40 binden fazla kuş saydı. Bunların önemli bölümünü angıtlar oluşturuyordu. O dönemde gölde, türün küresel nüfusunun yaklaşık yüzde 12'sinin bulunduğu tahmin ediliyordu.
Ancak gölün su seviyesi yıllar içinde hızla geriledi. 1997'de 13 metre olan derinlik, Şekercioğlu'nun çalışmalarının başladığı dönemde 4,5 metreye, 2010'da ise yalnızca 1 metreye kadar düştü.
Kurumanın arkasında birden fazla neden vardı. Gölü besleyen dereler üzerindeki kaçak bentler suyun yönünü değiştirirken, ruhsatsız kuyular yeraltı su kaynaklarının azalmasına yol açtı. Hayvancılık için kullanılan su da gölün ihtiyacı olan kaynakların azalmasına neden oldu.
Şekercioğlu ve ekibi, gölü tamamen kaybetmemek için çeşitli adımlar attı. Bir kuyudan göle yeniden su aktarılması sağlandı, derelerin önünü kesen kaçak bentlerin kaldırılması için de bölge halkıyla çalışmalar yürütüldü.
Bu müdahaleler gölü eski haline döndürmeye yetmedi. Ancak Kuyucuk tamamen ortadan kalkmak yerine sulak alan niteliğini kısmen korudu.
Şekercioğlu, yürütülen çalışmaları acil bir müdahaleye benzetirken, koruma faaliyetlerinin temel amacının kalan doğal alanı ayakta tutmak olduğunu belirtiyor.
KUŞLARIN GÖÇ YOLUNDAKİ GÖZLEM NOKTASI
Kuyucuk Gölü'nün küçülmesi üzerine Şekercioğlu ve ekibi çalışmalarını Aras Nehri çevresine taşıdı. 2006 yılında Iğdır'da Aras Kuş İzleme İstasyonu kuruldu.
İstasyon, Türkiye'nin doğusundaki kuş göçlerini takip eden önemli merkezlerden biri haline geldi. Yılın yaklaşık altı ayı boyunca gönüllüler, göç sırasında bölgeden geçen kuşları yakalayıp halkalıyor; tür, cinsiyet, ağırlık ve kanat uzunluğu gibi bilgileri kaydediyor.
Toplanan veriler daha sonra kuşların göç yollarının ve popülasyonlarının izlenmesinde kullanılıyor.
Ancak istasyonun bulunduğu alanın kendisi de yeni tehditlerle karşı karşıya.
YENİ PROJELER ENDİŞE YARATIYOR
Aras çevresindeki sulak alanları etkileyebilecek Tuzluca Depolama Barajı projesi için saha çalışmaları başladı. KuzeyDoğa Derneği, projenin göçmen kuşların kullandığı hassas ekosistem üzerindeki etkilerinden endişe ediyor.
Mevcut planların bazı köylerle birlikte kuş halkalama istasyonunun da su altında kalmasına yol açabileceği belirtiliyor. Dernek, projenin etkilerini azaltmak ve bazı bölgelerin kapsam dışında tutulmasını sağlamak için görüşmelerini sürdürüyor.
Yerel yetkililer ise çevresel çalışmaların yapıldığını, kuşların zarar görmemesi için uzmanların sürece dahil edildiğini belirtiyor. Proje kapsamında yapay adalar oluşturulması ve baraj çevresinde yeni bir ekosistem kurulması da planlar arasında.
TÜRKİYE'NİN SU KAYNAKLARI BASKI ALTINDA
Türkiye'deki sulak alanların karşı karşıya olduğu sorun yalnızca tek bir göl veya tek bir projeyle sınırlı değil. Kuraklık, artan su tüketimi, tarımsal faaliyetler, kaçak kuyular ve altyapı projeleri doğal su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Verilere göre Türkiye'deki 240 gölün 186'sı tamamen kurumuş durumda. Ülkenin su kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'inin kullanıldığı, Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88'inin ise çölleşme riski taşıdığı belirtiliyor.
Bu tablo, özellikle göçmen kuşlar açısından kritik öneme sahip sulak alanların geleceğini de tehdit ediyor.
Şekercioğlu'na göre temel sorun, insanların artan su ihtiyacı ile doğanın su ihtiyacının karşı karşıya gelmesi. Su kaynakları üzerindeki rekabet arttıkça doğal yaşamın geri planda kalma riski de büyüyor.
Aktaş'tan Kuyucuk'a, Aras'tan bölgedeki diğer sulak alanlara kadar uzanan tablo, Türkiye'nin doğusundaki kuşların yaşam mücadelesinin aslında su kaynaklarının geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
