Saadet Partisi, Ankara’da düzenlenen “Türkiye Divanı” programında yalnızca teşkilat buluşması gerçekleştirmedi; aynı zamanda önümüzdeki siyasal döneme ilişkin iddiasını da yüksek sesle ortaya koydu. Partililerin yoğun katılımıyla yapılan toplantıda konuşan Genel Başkan Mahmut Arıkan, Türkiye’nin içinden geçtiği sürecin sıradan bir siyasi rekabet dönemi olmadığını savunarak, ülkenin güven ve ahlak eksenli derin bir krizle karşı karşıya bulunduğunu söyledi. Konuşmasında hem iktidarın uzun yıllara yayılan yönetim pratiğini hedef alan hem de Saadet Partisi’nin kendisini nasıl konumlandırdığını anlatan mesajlar veren Arıkan, partisinin yalnızca muhalefet eden değil, doğrudan iktidara ve yönetime talip bir çizgide olduğunu vurguladı.
Mevcut düzenin değişmesi gerektiğini belirten Arıkan, Saadet Partisi’nin kişiler üzerinden değil ilkeler, projeler ve sistem eleştirisi üzerinden siyaset yaptığını ifade etti. Program boyunca bir yandan toplumsal adalet, hukuk devleti, kamu yönetimi, yolsuzlukla mücadele ve ekonomik kalkınma başlıklarına değinen Arıkan, diğer yandan da dış politikadan Filistin’e, İran’dan Türkiye’de yaşanan sosyal sorunlara kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının en dikkat çekici bölümünde ise seçim hazırlıklarına ilişkin net bir siyasi ilan geldi; Arıkan, Saadet Partisi’nin bugünden itibaren seçim seferberliği başlattığını duyurarak, partisinin kararsız seçmene umut veren, gençlere güven aşılayan ve yeni dönemde belirleyici rol üstlenmeyi hedefleyen bir merkez haline geleceğini söyledi.

Teşkilat mensuplarının katıldığı programda Arıkan, salona giremeyen partililere dışarıda kurulan platformdan seslendi. Ardından salon alanına giren Arıkan, partililerin yoğun coşkusuyla “Mücahit Erbakan, Başkan Arıkan” sloganıyla karşılandı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarına ilişkin konuşan Arıkan, öğrencilerini korumak için canını feda eden öğretmen Ayla Kara’yı ve hayatını kaybeden öğrencileri andı. Arıkan, şunları söyledi:
"Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta bu vahşete maruz kalan tüm çocuklarımızın yanındayız. Evladını kaybeden tüm ailelerin yanındayız. Bu vesileyle bir kez daha hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. Biz bugün burada, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş’in, Gülistan’ın annesi Bedriye Doku’nun adalet ve hakikat arayışının yanındayız. Biz bugün burada, soykırımcı İsrail’in katlettiği Gazzeli çocukların yanındayız. Her şeyden habersiz gittikleri ilkokulda katil Amerika’nın katlettiği Minaplı çocukların yanındayız. Çok uluslu şirketler tarafından madenlerde, fabrikalarda, tarlalarda emeği sömürülenlerin yanındayız. Evine ekmek götüremeyen asgari ücretli babanın, torununa mahcup olan emeklinin, daha iyi bir yaşam sunulmayan, engellimizin, tarlasını süremeyen çiftçimizin yanındayız. Evladını bağımlılıktan kurtarmaya çalışan annelerin, emeği görünmeyen, ev hanımlarının yanındayız. Yurt bulamayan, burs yetiremeyen, hakkı olduğu halde mülakatta elenen, yuva kurmak isteyen ama buna imkan bulamayan gençlerin yanındayız. Biz bugün burada takipsizlik ve beraat aldığı halde görevine iade edilmeyen KHK’lıların, yıllarca çalışıp emeği yok sayılan staj ve çıraklık mağdurlarının, hâlâ kalıcı çözüme ulaşamayan depremzedelerin yanındayız. Giresun’da, Ordu’da, parsel parsel ihale edilen yaylaların, ormanların, su havzalarının, Karadeniz halkının yanındayız."

"BU BULUŞMA, TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ BİR BAŞLANGICIN İŞARET FİŞEĞİ OLACAK"
Bugün on binlerce teşkilat mensubu ile Türkiye Divanı'nda buluştuklarını, Divan'ın, bir hafıza kurumu olduğunu belirten Arıkan, "İşte böylesi kritik bir süreçte, önemli kararları ilan edeceğimiz böyle bir günde Türkiye Divanımızı topladık. Ve bu buluşma, Türkiye siyasetinde yeni bir başlangıcın işaret fişeği olacak" dedi.
Türkiye'nin bugün güven ve ahlak olmak üzere iki krizle karşı karşıya olduğunu ifade eden Mahmut Arıkan, şöyle devam etti:
"Türkiye’nin yeniden büyük olabilmesi için önce güvenin inşa edilmesi gerekir. Ancak güven bir günde kurulmaz. Güven, özü-sözü bir olmakla, insanı rakamdan, oydan öte görebilmekle kurulur. Ve güven, önce ahlâkla kurulur. İşte bu nedenle, biz; siyaseti her şeyden önce bir ahlak meselesi olarak görüyoruz. Ahlak, kendimiz için istediğimizi başkaları için de isteyebilmektir. Ahlak, milyarlarca varil petrolün, bir damla kanın yerini tutmayacağını bilmektir. Ahlak, milyonlarca metreküp betonun, bir avuç toprağın yerini tutmayacağını bilmektir. İnsanı ötekileştiren hiçbir anlayış, insanlığın sorunlarını çözemez. Bundan dolayı, Türkiye’nin; insanı önceleyen, ahlakı önceleyen, yeni bir sese, yeni bir söze, yeni bir siyasete ihtiyacı var, işte bu ihtiyacın adresi Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi makamın ve servetin değil, hakkın ve hakikatin peşinden gitmenin adıdır. Saadet Partisi ister milliyetçi olsun ister sosyalist ister mütedeyyin olsun ister seküler; ister muhafazakar olsun, ister laik; bu coğrafyanın tüm insanlarıyla ötekileştirmeden haktan ve adaletten taviz vermeden temas kurabilen kendini anlatabilen tek partidir."
“SİZİN BEĞENMEDİĞİNİZ O MİLLİ GÖMLEK BİZİM ŞEREF NİŞANEMİZ”
İktidarın, yola çıkarken, "Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edeceğiz" dediğini, ayrıca "Biz Milli Görüş gömleğini çıkarttık" açıklamasının yapıldığını hatırlatan Arıkan, "İşte, bizi, partimizi, programımızı, diğerlerinden ayıran en önemli özellik! Biz elhamdülillah Milli Görüşçüleriz. Sizin beğenmediğiniz o gömlek bizim şeref nişanemiz. Herhangi bir kimse; Malazgirt’te inanışının şahlanışını yaşamadan, Kosova’da, Niğbolu’da bir kılıç olup parlamadan, Ulubatlı Hasan olup İstanbul’u fethetmeden, Sultan Fatih olup atını denize sürmeden, Kanuni olup, şanlı ordularıyla Avrupa’nın içlerine yürümeden, Seyit Çavuş olup 250 kiloluk mermiyi ‘Ya Allah’ deyip namluya sürmeden, bugün herhangi bir kimse; Anadolu’nun yollarına düşmeden, Yoksulun, garibin elini tutmadan, Siyonizm’in karşısında dimdik durmadan, Gazze’ye gemiler göndermeden; Milli görüşün ne olduğunu anlayamaz" şeklinde konuştu.

“BELEDİYE KORİDORLARINI DALLAS’A, SOKAKLARI TEKSAS’A ÇEVİRDİLER”
Mahmut Arıkan, Milli Görüş'ün bu ülkede, defalarca hükümet olduğunu, defalarca koalisyon ortaklığı yaptığını, önemli bakanlıkları yönettiğini, yerel yönetimlerde görev aldığını ifade ederek, "Ne belediyelerimiz hakkında ne de bakanlarımız hakkında, bir tane şaibe duydunuz mu? Bir tane usulsüzlük gördünüz mü? Bir tane yolsuzluk imasına şahit oldunuz mu? Hayır. Bir de bugüne bakalım! Üzülerek söylüyorum ki; belediye koridorlarını Dallas’a, sokakları Teksas’a çevirdiler. Peki, ‘Sayın Arıkan, Saadet partisi iktidara gelince ne olacak’? Huzurlarınızda söz veriyorum: Allah’ın izniyle ilk iş olarak, bütün bakanlıkların, bütün belediyelerin kapısına ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ tabelasını asacağız" ifadelerini kullandı.
SAADET Genel Başkanı Arıkan, Türkiye’yi taşıyamayan bir iktidarla karşı karşıya olunduğunu belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanı bir zamanlar ne demişti, ‘metal yorgunluğu’ demişti. Bu sözün üzerinden neredeyse on yıl geçti. Şimdi o metal daha da paslandı, o metal daha da çürüdü. Artık Türkiye’yi taşıyamaz hale geldi" değerlendirmesini yaptı.
Dünyanın büyük kırılmalar yaşadığı, yeni planların yapıldığı bir dönemde Türkiye'nin yorgun bir iktidarın gölgesinde yeniden ayağa kalkacağı günü beklediğini söyleyen Arıkan, "Bugün karşımızda, kendini insanlığın efendisi sanan azgın, kibirli, sapkın bir anlayış var! Bu anlayış, hükümetleri hizaya sokmak, ülkelere boyun eğdirmek, yer altı ve yer üstü zenginliklerine çökmek için; çocukları ve kadınları katletmekten, dünyayı ateşe vermekten, hastaneleri ve ambulansları dahi bombalamaktan çekinmiyor" dedi.
Katil Amerika ve soykırımcı İsrail'in, tıpkı Gazze’de olduğu gibi hiç beklemedikleri bir iradeyle, İran halkının onurlu direnişiyle karşılaştığını belirten Mahmut Arıkan, "En önemlisi, dünyanın dört bir yanında vicdanını satmamış insanların desteğiyle karşılaştı. Selam olsun tüm direnişçilere. Selam olsun Siyonizm’in karşısında dimdik duran cesur yüreklere. Bugün bu direnişin karşısında Amerika’nın ve İsrail’in safında hizalanan, onların diliyle konuşan, onların çıkarına nöbet tutan işbirlikçiler, size söylüyorum: Zilletin ve utancın içindesiniz. Aklınızı başınıza alın" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE’NİN İHTİYACI, YORULMUŞ BİR İKTİDARIN GÖLGESİNDE BEKLEMEK DEĞİL, YENİ HEDEFLERE YÜRÜMEKTİR"
Türkiye'nin, dünyanın vicdan ve adalet kutbu olmak zorunda olduğunu vurgulayan Arıkan, şunları kaydetti:
"Böylesine büyük bir tarihî sorumluluk, yorgun kadrolarla, ezberlenmiş cümlelerle taşınamaz! Ufku daralmış, heyecanını kaybetmiş bir iktidar bunu yapamaz. Türkiye; fırsatları milletin hayrına çevirebilen, sorumluluktan kaçmayan; yük almaktan korkmayan, birilerinin övgüsünü beklemeden, feraset ve cesaretle, ‘bana ne Amerika’dan’, ‘bana ne Amerika’dan’ diyebilecek; bir irade tarafından yönetilmek zorundadır.
Türkiye’nin ihtiyacı, yorulmuş bir iktidarın gölgesinde beklemek değil, yeni hedeflere yürümektir. Çok açık ve net söylüyorum; 57 yıllık tarihimize D-8 tecrübemize hazırladığımız projeksiyonlara dayanarak söylüyorum: Bu ülkeyi ‘vicdan ve adalet kutbu’ yapacak kadrolar, Saadet kadrolarıdır.
Hep söyledim yine söylüyorum: Durum tespiti yapmak, siyaset yapmak değildir. Bundan dolayı, bu tarihi divanımızın bu bölümünde; İlkelerimizden, projelerimizden ve tekliflerimizden bahsedeceğim. Öncelikle bilinmesini isterim ki; Biz kişiler üzerinden değil, ilkeler ve prensipler üzerinden siyaset yapıyoruz. Şu sözüme dikkat buyurunuz! biz iktidarı değil, bu bozuk düzeni değiştirmek için çalışıyoruz! Biz kişilerin değil, sistemin alternatifiyiz. Bu düzen bozuktur. Bu tezgahbozuktur. Biz var olan tezgaha; taşeron olmaya değil, bu bozuk tezgahı yıkıp Yerine adil bir düzen kurmaya geliyoruz inşallah. Yine bilinmesini isterim ki Biz polemik değil ‘Çözüm Partisiyiz’. Açık söylüyorum: Biz ‘Proje Parti’ değil, ‘Proje partisiyiz’. Emperyalist emellerin projesi değil, Anadolu’yu kalkındıracak projelerin partisiyiz. İthal akılların değil, bu topraklarda yükselen milli şuurun partisiyiz. Türkiye’nin 81 ilini, ayrı ayrı sanayi ve üretim merkezi yapacak 41 Master Projeyle 100’den fazla uydu projeyle Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya 528 milyar dolar katkı 2,5 milyon istihdam sağlayacak kalkınma planımız hazır. Yetmez.
"DERSİMİZE ÇOK İYİ ÇALIŞTIK"
Genel Başkan Arıkan, Türkiye’nin bütün meselelerinin, çözüm yollarını ortaya koydukları "Saadet Çözer" adlı çalışmalarının hazır olduğunu da belirterek, şöyle konuştu:
"Biz dersimize çok iyi çalıştık. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, Saadet Partisi iktidara hazırız. Bunlar projelerimizdi. Peki, iktidara gelince yapacağımız ilk düzenlemeler ne olacak? En önce devleti yeniden, milletin devleti haline getireceğiz. Kurumu kişiye, hukuku keyfe, yönetimi talimata teslim etmeyeceğiz. ‘Hukuk devletini’ yeniden hakim kılacağız. Ülke kararnamelerle değil, yasalarla yönetilecek. Ülkedeki tek gerçek saray; ‘Adalet Sarayı’ olacak. Kurumların kilit noktalarına yerleştirilen partizan kadrolaşmayı, tasfiye edeceğiz. Devlet kadrolarını ‘parti bürosu’ gibi kullanan anlayışı sona erdireceğiz.
"YOLSUZLUKLA MÜCADELE BAKANLIĞI KURACAĞIZ"
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçtikten sonra yapılan tüm kamu ihalelerini denetleyeceğiz. Ne yapacağız biliyor musunuz? ‘Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı’ kuracağız.

"BÜTÜN TÜİK YÖNETİCİLERİNE, PAZARDAN ALIŞVERİŞ YAPMA ZORUNLULUĞU GETİRECEĞİZ"
Devlet televizyonunu iktidarın değil, ‘milletin televizyonu’ haline getireceğiz! Yanii, bizim iktidarımızda; devlet televizyonunda, muhalefet partilerini de görebileceksiniz. RTÜK’ü yeniden yapılandıracağız! Gündüz kuşağı programlarını, mafya ve entrika dizilerini tarihin karanlık sayfalarına gömeceğiz. Bu arada, tabiki TÜİK’i unutmadık. Bütün TÜİK yöneticilerine, pazardan alışveriş yapma zorunluluğu getireceğiz. Geçmiş dönemde görev yapan bakanların, milletvekillerinin, üst düzey bürokratların ve bunların yakın aile çevrelerinin mal varlığı artışlarını hukuki çerçevede incelemeye alacağız. Görev alan herkes şunu bilsin: Bu makamlar ganimet değil, emanettir. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Amacımız; intikam almak, insanları fişlemek, devr-i sabık yapmak değil, raydan çıkarılan devleti tekrar rayına oturtmak.
Hiç şüpheniz olmasın eğriye eğri, doğruya da doğru diyeceğiz. Sevgili gençler, Allah sayılarınızı artırsın, Rabbim azminizi artırsın, Mevlam emeğinizi zayi etmesin, Allah sizlerden razı olsun. Hiç şüphesiz, hedefimiz ilk seçimler. Şunun iyi bilinmesini isterim; seçimler, şahıslar için değildir. Biz seçimleri, milletimize hizmet için bir fırsat olarak görüyoruz. Türkiye’nin mevcut sistemi içerisinde seçim denince artık hep ittifaklar gündeme geliyor. Buradan tüm samimiyetimle ilan ediyorum. Bizim derdimiz, inandığımız değerlerin, ortaya koyduğumuzun ilkelerin yönetimde olmasıdır. Bize ‘niye onlarla görüşüyorsunuz, niye bunlarla görüşmüyorsunuz’ diyenler var. Bunlara hiç aldırmıyoruz. Tek odağımız var: Görüştüğümüz her kesimle ilke ve prensiplerimiz ışığında geleceği inşa etmek için buradayız. Saadet Partisi burada, kadrolarımız işte bu salonda, irademiz işte, bu divanda, heyecanımız balkonlardan taşıyor. Biz, hazırız ara seçime de hazırız, erken seçime de hazırız. Baskın seçime de hazırız. Yerel seçime de hazırız. Genel seçime de hazırız! Bir yıl sonra da, hazırız! Bir ay sonra da, hazırız! Yarın da hazırız.
"BUGÜN, 'SEÇİM SEFERBERLİĞİMİZ' TÜM TÜRKİYE’YE İLAN EDİYORUZ"
İşte bugün, bu muazzam salonda tüm teşkilatımızın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Türkiye Divanı'nda, 'Seçim Seferberliğimiz' tüm Türkiye’ye ilan ediyoruz. Bizim, seçim takvimimiz bugünden itibaren başlamıştır. Vatana, millete hayırlı olsun! Millete ilk ulaşan parti, biz olacağız. Kararsıza umut olan parti, biz olacağız. Gençlere güven veren parti, biz olacağız. Göreceksiniz! Bu çalışmalarımız sayesinde; En belirleyici unsur biz olacağız. Dengenin merkezi biz olacağız. Bu seçimlerin en etkili partisi, Saadet Partisi olacak. Bu büyük buluşmanın ruhunu, bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Türkiye Divanımızı toplarken ne dedik? ‘Türkiye İçin Bütün Gücümüzle’ dedik. Neden? Çünkü bugün Türkiye, yarım bir gayreti kaldırmaz. Ben sizleri; Türkiye için bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum. Ben sizleri; adil bir düzen için bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum! Gazze için, mazlum coğrafyalar için, bütün gücümüzle çalışmaya çağırıyorum! Var mısınız? Var mısınız? O zaman her birinizi, ahdimizi yenilemek üzere ayağa davet ediyorum."
Etkinlik, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın, salondaki teşkilat mensuplarına Milli Görüş yemini ettirmesinin ardından tamamladı.

