Mahmut Arıkan, kamuoyunda “Gazze Barış Kurulu” olarak anılan toplantıya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Arıkan, kurulun meşruiyetine ve alınan kararlara yönelik eleştirilerde bulundu.
Arıkan açıklamasında, "Ramazan-ı Şerif’in ilk gününde, ilk toplantısını yapan sözde ‘Gazze Barış Kurulu’ bir tiyatrodan ibarettir. Katili 'barış elçisi', işgalciyi 'güvenlik mağduru' gösteren hiçbir kurulun, hiçbir planın meşruiyeti yoktur" ifadelerini kullandı.
Toplantıda alınan kararları da değerlendiren Arıkan, ekonomik ve güvenlik başlıkları altında açıklanan adımların Filistin meselesini farklı bir çerçeveye taşıdığını savundu.
“GAZZE BİR TİCARET SAHASI DEĞİL”
Arıkan, "Toplantıda alınan 'ekonomik paket' ve 'güvenlik koridoru' kararları, Filistin’in bağımsızlık davasını bir gayrimenkul projesine indirgeme gafletidir. Gazze bir ticaret sahası değil, İslam dünyasının onurudur." dedi.
Açıklamasında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşımına da değinen Arıkan, şu ifadeleri kullandı:
"Trump’ın 'hızlı çözüm' dediği şey, Filistin halkını topraksız, Kudüs’ü statüsüz bırakma planıdır. Bu masanın amacı Gazze’yi kurtarmak değil, işgalciyi bölgeye tamamen yerleştirmektir. Bu toplantının yapıldığı gün Siyonist İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak edeceğine dair açıklamalar yapması, Batı Şeria bölgesindeki kayıt dışı arazilerin İsrail adına tescilini öngören planı devreye sokması ise manidardır."
TÜRKİYE’YE ÇAĞRI
Saadet Partisi olarak iktidara çağrıda bulunduklarını belirten Arıkan, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:
"Saadet Partisi olarak bu açık gerçeklere rağmen Gazze Barış Kurulu’nda yer alan iktidara sesleniyoruz: Adalet, güçlünün kılıcı altında değil, haklının yanında durarak tesis edilir. Türkiye, Washington’ın 'çözüm' adı altındaki dayatmalarına boyun eğmemelidir. Türkiye bu kuruldaki varlığıyla Filistin’in toptan ilhakına meşruiyet sağlayan bir ülke konumuna düşürülmemelidir. Gerçek barış ancak nehirden denize özgür bir Filistin’le mümkün olacaktır."
Açıklama, Gazze Barış Kurulu toplantısında alınan kararlar ve Türkiye’nin bu yapıdaki rolüne ilişkin siyasi tartışmaların sürdüğü bir dönemde yapıldı.
