Aşı karşıtlarının hedefindeki DEVA Partili Esen: Yarın bedelini çocuklarımız ödemesin diye bugün linci göze aldım

Aşı karşıtlarının hedefindeki DEVA Partili Esen: Yarın bedelini çocuklarımız ödemesin diye bugün linci göze aldım

Toplumsal bağışıklığın kritik eşiğin altına düşmesiyle kızamık ve boğmaca gibi hastalıkların yeniden can alması üzerine harekete geçen DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen, 13 çocukluk çağı aşısını yasal güvenceye alan kanun teklifini Meclis’e sundu. Aşı karşıtlarının ürettiği komplo teorileriyle sosyal medyada linç kampanyasının hedefi haline gelen Esen, tartışmaların odağındaki kanun teklifinin detaylarını KARAR’a anlattı.

Son yıllarda aşı reddi oranlarındaki artış, Türkiye'de toplumsal bağışıklığı ciddi şekilde tehdit ediyor. Bir dönem bittiği sanılan kızamık vakaları binlerle ifade edilirken, boğmacadan hayatını kaybeden bebeklerin haberleri geliyor. Bu tehlikeli gidişata "dur" demek amacıyla DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, "Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Koruma" başlıklı kanun teklifini hazırlayarak TBMM'ye sundu.

Teklif, Ulusal Aşı Takvimi'nde yer alan 13 temel çocukluk çağı aşısının yaptırılmamasını sadece "ebeveyn tercihi" olmaktan çıkarıp, kamu sağlığı sorunu olarak ele alıyor. Ancak Esen, bu adımı attıktan sonra aşı karşıtı grupların ağır hedefi haline geldi. Hakkında "çocukların DNA'sını değiştirecek", "küreselcilerin adamı" gibi akıl almaz iddialar ortaya atıldı, hatta yakasına taktığı sıradan bir rozet bile "gizli örgüt sembolü" ilan edildi.

Bilgi kirliliğine isyan eden Elif Esen, "Birilerinin bu zor konuları takipçi kaybetmekten korkmadan savunması gerekiyor. Ortaya çıkan teklifle gurur duyuyorum ve en küçük bir geri adım söz konusu değil" diyerek; teklifin hukuki zeminini, hedeflenen yaptırımları ve şahsına yönelik yürütülen linç kampanyasını KARAR okurları için değerlendirdi.

"RİSK DEĞİL, ÖLÇÜLEBİLİR BİR TEHLİKE VAR"

Kanun teklifinizi gerekçelendirirken toplumsal bağışıklığın düşmesine işaret ediyorsunuz. Şu an Türkiye’de nasıl bir risk tablosuyla karşı karşıyayız?

- İhtimallerden değil, ölçülebilir ve görünür sonuçlardan söz ediyoruz. 1974’ten bu yana uygulanan Genişletilmiş Bağışıklama Programı sayesinde dünyada 154 milyon çocuğun hayatı kurtarıldı. Ancak bugün kızamık vakalarında dramatik bir artış görüyoruz. 2021’de 51 olan kızamık vaka sayısı, 2023’te 4 bin 959’a fırladı. Bağışıklık zinciri kırıldı. Diyarbakır’da boğmaca nedeniyle henüz aşı sırası gelmemiş bebekler üst üste hayatını yitirdi. Yenidoğanların tek koruma kalkanı toplumun bağışıklığıdır. Siz, ben, o aşı yaptırmazsak, aşılı olanların oranı yenidoğanları korumaya yetmiyor.

Zorunlu kılınmasını önerdiğiniz 13 aşı (Difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, hepatit B vb.) neye göre belirlendi?

- Bu aşılar zaten yıllardır Türkiye’nin Ulusal Aşı Takvimi’nde yer alan, devletin ücretsiz sunduğu ve güvenilirliği kanıtlanmış aşılardır. Dünyadan çiçek hastalığı silinmişse, çocuk felci sakat bırakmıyorsa bu aşılar sayesindedir. Biz Covid aşıları gibi yeni veya deneysel aşıları kanuna koymadık. Bunlar 50-100 yıllık mazisi olan, binlerce teste tabi tutulmuş aşılar. Bakın, Meclis kreşinde bile yakın zamanda suçiçeği salgını yaşandı. Aşısız yakalanan çocuklar hastalığı çok ağır geçirdi. Bizim amacımız; yasadaki boşluğu kullanarak kendi çocuğuyla birlikte diğer çocukları da riske atanların önüne geçmek.

"KİMSEYE ZORLA ENJEKSİYON YAPILMAYACAK"

Peki teklifiniz ne tür yaptırımlar öngörüyor? "Zorunlu aşı" ifadesi bir dayatma olarak mı algılanmalı?

- Kesinlikle hayır; teklifte bir "zorla enjeksiyon" durumu yok. Kimsenin kolundan tutup zorla aşı yapılması söz konusu değil. Bizim niyetimiz cezalandırmak değil, kamu sağlığı boşluğunu kapatmak. Süreç şöyle işleyecek: Önce aileye bilimsel verilerle bilgilendirme yapılacak. Buna rağmen reddedilirse idari para cezası kesilecek. Eksik aşılar tamamlanana kadar da çocuğun eğitim kurumlarına (kreş, okul) kaydı ertelenecek.

Aşılanmayan çocukların okula alınmaması "Eğitim hakkının gaspı" olarak eleştirilmez mi? Özel okulları da kapsıyor mu?

- Eğitim hakkı çok kıymetlidir ancak yaşam hakkı her zaman önceliklidir. Anayasa'nın "beden bütünlüğü" maddesi öne sürülüyor ama aynı Anayasa devlete herkesin sağlığını koruma görevi de verir. Devlet, "Ben karışmam" diyemez. Salgın, kamu-özel okul ayrımı yapmaz. Dolayısıyla bizim teklifimiz kreşten liseye, resmi veya özel tüm kurumları kapsıyor. Amaç çocuğu okuldan mahrum bırakmak değil, okul ortamındaki bağışıklığı zayıf olan diğer çocukları, örneğin kanser tedavisi görmüş bir çocuğu korumaktır.

GELİŞMİŞ DEMOKRASİLERDE TEMEL İLKE 'ÇOCUĞUN ÜSTÜNLÜĞÜ'

Dünyada bu durum nasıl yönetiliyor? Teklifinizi hazırlarken hangi örneklerden yararlandınız?

- Hiçbir gelişmiş demokraside zorla müdahale yoktur ama dolaylı yaptırımlar vardır. Almanya’da kızamık aşısı zorunludur; aşılanmayan çocuk kreşe alınmaz ve aileye para cezası kesilir. Fransa’da 11 aşı zorunludur, belgesiz okul kaydı yapılamaz. Avustralya’da aşı yaptırmayanın sosyal yardımları kesilir. ABD’de eyaletlerin çoğunda okula kayıt için aşı şarttır. Bizim teklifimiz Avrupa standartlarından daha sert değil, oldukça ölçülü bir çerçeve sunuyor. Bugün dünyada ortak ilke şu: Eğitim hakkı kıymetlidir ama yaşam hakkı her zaman önceliklidir. Eğer bir çocuğun aşısız olması başka bir çocuğun hayatını riske atıyorsa, devletin düzenleme yapması hukuk düzeninin bir gereği.

"ROZETİMİ BİLE ÖRGÜT SEMBOLÜ YAPTILAR"

Gelelim size yönelik tepkilere... Sosyal medyada ciddi bir linç kampanyasına uğradınız. Epstein iddialarından "çocukların DNA’sı değiştirilecek" söylemlerine kadar pek çok suçlama var. Bu nefreti neye bağlıyorsunuz?

- Konu bilimsel zeminden çıkarılıp ideolojik bir alana çekiliyor. İnsanlar, "Aşıda cenin parçası var, domuz DNA'sı var, tehlikeli civa var" gibi tamamen saptırılmış, uydurma bilgilerle birbirlerini zehirliyorlar. "Aşılar DNA değiştiriyor" iddiasının zerre kadar bilimsel karşılığı yok. Bill Gates veya Epstein gibi isimlerle komplo teorileri üretip tartışmayı akıl zemininden koparmaya çalışıyorlar. Benim meselem komplo teorileri değil; aşılanmadığı için hayatını kaybedecek çocukların yaşam hakkıdır. Eğer aşısız bir çocuk, bağışıklığı zayıf bir başka çocuğu enfekte edip ölümüne yol açarsa bunun vebalini kim ödeyecek? Öte yandan; Ben çocuğumu aşılatmam diyen bir aile hem o çocuğun hem de başka çocukların Yaşam hakkına giriyor. Aşılar hakkında tereddütleri olan ailelerin endişelerini görmemiz ve anlamamız lazım. Biz onları suçlamıyoruz. Onların çocuklarını korumak ve onları güvenli tutmak için duydukları endişeleri kendi kişisel çıkarları için kullanıp yanlış bilgilerle onları zehirleyen gruplar ve lobiler hem o aileleri hem de tüm masum çocukları risk altına sokuyorlar.

Meclis'teki konuşmanız sırasında ceketinizde bulunan bir rozet bile günlerce tartışıldı...

- Bu, bilgiyle ve bilimle başa çıkamayınca uygulanan bir "şeytanlaştırma" çabası. O rozet gizli bir sembol falan değil; yıllar önce yerli bir mağazadan aldığım basit bir aksesuar. İnsanların beni dinleme ihtimalinin önünü kesmek için karakter suikastı yapıyorlar. 1960'larda insanlar çocuklarının ölümlerini çaresizce izlerken aşı bulamayan doktorlara isyan ediyordu. Şimdi bilimin sunduğu bu imkanı reddetmek akıl kârı değil.

Son olarak; bu linç kampanyası sizi yıldırdı mı?

- Daha çalışmalara başlamadan uzmanlar beni "Büyük bir linç başlayacak, hayatınızla bile tehdit edilebilirsiniz, göze alıyor musunuz?" diye uyarmıştı. Ben de şunu düşündüm; bu büyük bir sorumluluk ve birilerinin bunu yapması gerekiyor. Çocukların yaşamsal haklarını korumadan sadece eğitim haklarını konuşmak bana adil gelmedi. Ve göze aldım. Birilerinin takipçi kaybetmekten, linç yemekten korkmadan doğruları savunması gerekiyor. Sonuna kadar da savunacağım. Son olarak; çalışmamıza güvenimiz tam çünkü bu çalışmayı benim de gönüllü milletvekillerinden olduğum Çocuk Hareketi’nin Sağlık Komitesi’ne bağlı Aşı Komisyonu ortaya çıkardı. Saha uzmanları, alanın en önemli aşı çalışan tıp profesörleri ve sağlık hukukçuları… Dolayısıyla, geri adım söz konusu değil.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN