MHP lideri, 24 Şubat'taki grup toplantısında Öcalan'ın statüsüyle ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılması çağrısı yapmıştı. Dün de kabineye, bürokrasiye ve Cumhur İttifakı'na süreç uyarısında bulunarak "Aynı hedefe bakmalı, aynı tarihi sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır” dedi. Öcalan’ın statüsünün açık biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. Statü tartışmalarına son vermek için Öcalan'ın 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü' olmasını önerdi. "Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır" dedi.
‘MUTLAK BUTLAN’A İZİN VERİLMESİN
Grup toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ davasındaki karar beklentisine ilişkin konuştu. “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur” diyen MHP lideri, “Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz” ifadesini kullandı. “CHP milletle buluşmayı tercih etsin ve üzerine düşen tarihi sorumluluğu üstlenmiş olsun” dedi.

BAHÇELİ ‘STATÜ MESELESİ DEĞERLENDİRİLMELİ’ DİYEREK ÖNERDİ: ÖCALAN BARIŞ SÜRECİ KOORDİNATÖRÜ OLSUN
Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Öcalan’ın statü meselesinin yok sayılmaması gerektiğini belirtti: Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalı. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum.
HP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuştu. Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin dış gelişmelerden ve tehditlerden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini belirtti. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin şunları kaydetti: “Türkiye’nin önündeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı millî seferberlik anlayışıdır.
MHP, TÜRKİYE’NİN SİGORTASIDIR
MHP de bu büyük fikriyatın Türk siyasetindeki köklü ve kutlu karargahıdır. MHP; Türk milliyetçiliğinin siyasi taşıyıcısı, milli vicdanın gür sesi, milli beka mücadelesinin öncü kuvvetidir. MHP, Türk milliyetçilerinin fırtınalı havalarda savrulmalarına, siyasetin kırılgan zeminlerinde sarsılmalarına, kaygan yollarda sürüklenmelerine, sözde seçenekler etrafında sahipsiz kalmalarına karşı serdengeçti siperidir. MHP; dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır. Bu sigorta; kriz zamanlarında gözlerin çevrildiği istikamet, hizip ortamlarında devreye giren hakikat, fitne dönemlerinde suları berraklaştıran erdemdir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir.
TERÖRÜN BİTTİĞİ YERDE BEREKET BAŞLAR
Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Dağlardaki korku, sofralarımıza çöreklenmemelidir. Sınır boylarında kazılan hendekler kalkınma hamlelerimizi gölgelememelidir. Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörsüz Türkiye; güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacaktır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar.
ÖCALAN’IN STATÜSÜ ELE ALINMALIDIR
Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olmasını öneriyorum. Elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır. Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğiz.”
DAVAYA SAATLER KALA ‘MUTLAK BUTLAN’ ÇIKIŞI: CHP’NİN PARÇALANMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİ
Bahçeli, toplantısının ardından soruları yanıtladı. CHP’ye yönelik devam eden ‘mutlak butlan’ davasına saatler kala AK Partili Şamil Tayyar’ın mahkemenin ‘mutlak butlan’ kararını yazdığı ancak açıklamanın siyasi konjonktür nedeniyle ertelenmiş olabileceğine dair açıklamasına tepki gösterdi. Bahçeli, bu değerlendirmelere ilişkin yaptığı açıklamada “CHP’nin parçalanmasına müsaade edilmemeli” dedi ve ekledi: “Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönde zedelenmesine müsaade edilmemesine temenni ederiz. Cumhuriyet Halk Partisi, beraber olduğu insanları küçümsemek yerine milletle buluşmayı tercih etsin ve kendi üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirmiş olsun.”
KURULTAY CEZA DAVASI BUGÜN
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan dava bugün devam edecek. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, aralarında Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Cemil Tugay ve Özgür Çelik’in bulunduğu 12 kişi “oylamaya hile karıştırma” suçlamasıyla yargılanıyor. İsmi geçen kişilerin, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Mahkeme en son Aziz İhsan Aktaş davasının iddianamesini İstanbul ‘daki mahkemeden istemiş ve dosyaya eklemişti.
