Barış Vakfı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılı öncesinde yayımladığı açıklamada, Kürt sorununun çözümü ve barış sürecine ilişkin Meclis’e çağrıda bulundu. Açıklamada, TBMM’nin 28. Dönem 4. Yasama Yılı’nı “barış yılı” ilan etmesi ve yeni çözüm sürecinin yol haritasının Meclis’te hazırlanması istendi.
“TBMM’ye Çağrımızdır: Yeni Yasama Yılı Barışa Açılan Kapı Olmalı” başlığıyla yayımlanan açıklamada, Türkiye’nin yeni çözüm sürecinin ikinci yılının arifesinde “tarihi bir eşikte” olduğu belirtildi.
Yıllardır süren Kürt sorunundan kaynaklı çatışma, acı ve toplumsal ayrışmaların ardından yeni bir imkânın ortaya çıktığı belirtilen açıklamada, bu imkân “Silahların ve şiddetin siyasal ve toplumsal yaşamdan çıkarılması, Kürt sorununun çözülmesi ve barışın inşa edilmesi” ifadeleriyle tanımlandı.
TBMM’NİN İKİ ÇALIŞMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada, yeni çözüm sürecinde TBMM’nin bugüne kadar iki önemli görev yerine getirdiği ifade edildi. Bunlardan ilkinin, 5 Ağustos 2025’te çalışmalarına başlayan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olduğu kaydedildi.
Komisyonun 21 toplantıda 137 kurum, kuruluş ve kişinin görüş ve önerilerine başvurduğu, farklı siyasal ve toplumsal kesimleri dinlediği ve geniş bir mutabakatla rapor hazırladığı belirtildi.
İkinci adım olarak ise “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”un 10 Ağustos 2026’da 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesine işaret edildi.
Açıklamada, “Bundan sonra asıl mesele, bu yasanın uygulanması ve raporda belirtilen sorunun kök nedenlerinin çözüme kavuşturulmasıdır” denildi.
“28. DÖNEM 4. YASAMA YILI BARIŞ YILI İLAN EDİLMELİ”
Barış Vakfı, söz konusu iki çalışmanın Kürt sorununun çözümünün Meclis’te gerçekleştirilebileceğine işaret ettiğini belirtti.
Kürt meselesinin kök nedenlerinin ortadan kaldırılması, demokratik siyasetin güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve eşit yurttaşlığın hayata geçirilmesi için kapsamlı yasal ve anayasal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu ifade edildi.
Farklı kimliklerin, dillerin, kültürlerin ve inançların demokratik yaşam içerisinde kendilerini özgürce ifade edebilmesinin de bu düzenlemelerin kapsamına alınması gerektiği belirtildi.
Önümüzdeki bir yılda Meclis’in yasama faaliyetlerinin merkezine “demokratik çözüm, toplumsal barış, eşit yurttaşlık, temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ve demokratik siyasetin güvence altına alınması” konulması istendi.
İZLEME KOMİSYONU KURULMASI ÇAĞRISI
Barış Vakfı, TBMM’ye kabul edilen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” kapsamında İzleme Komisyonu kurma çağrısı yaptı.
Komisyonun daha önceki istisna komisyon örnekleri gibi tasarlanması gerektiği belirtilen açıklamada, sivil toplum temsilcileri ile uzman akademisyenlerin çalışmalara dahil edilmesi istendi.
Ayrıca 2027 yılı genel bütçesinin de barış sürecinin gerekliliklerine uygun biçimde hazırlanması gerektiği ifade edildi.
KOMİSYON RAPORU İÇİN GENEL KURUL ÇAĞRISI
Açıklamada, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun TBMM Genel Kurulu’nun gündemine alınması talep edildi. Komisyon çalışmaları sırasında dinlenen kurum, kuruluş ve kişilerin görüş ve önerilerinin dikkate alınarak raporun bütün yönleriyle değerlendirilmesi istendi.
TBMM’nin bu kapsamda bir yasama yılı takvimi oluşturması ve raporun 6. ve 7. maddelerinin gereklerinin yerine getirilmesi için girişimde bulunması gerektiği belirtildi.
“Artık çözüm sürecinin yol haritası Meclis’te hazırlanmalıdır. Sürecin bütünlüklü yol haritası, mümkün olduğunca en geniş siyasal ve toplumsal katılımla TBMM’de oluşturulmalı” ifadeleri kullanıldı.
“ÇATIŞMA DİLİNİN YERİNİ BARIŞ DİLİ ALMALI”
Barışın insanların kendisini güvende hissetmesi, düşüncesini özgürce ifade edebilmesi, siyasal yaşama eşit koşullarda katılabilmesi ve kimliği, dili, kültürü, inancı ya da düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadan yaşayabilmesi anlamına geldiği belirtildi.
Açıklamada, çatışmadan beslenen siyasal ve kültürel dilin toplumun farklı kesimleri arasındaki kutuplaşmayı ve nefret kültürünü büyüttüğü belirtilerek, “Çatışma dilinin yerini barış dili; dışlamanın yerini kapsayıcılık; inkârın yerini demokratik tanıma; dayatmanın yerini ise müzakere almalı” denildi.
Açıklamanın sonunda, “Türkiye’nin kalıcı barışa ihtiyacı var. TBMM, yeni yasama yılında kalıcı barışın inşası için gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı” çağrısında bulunuldu.
