Şiddet içerikli yapımlar, sosyal medyanın yarattığı illüzyonlar ve "hızlı zenginleşme" hayaliyle suç şebekelerinin ağına düşen çocukların durumu, TBMM çatısı altında mercek altına alındı. Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nun son toplantısına, cezaevlerinden gönderilen pişmanlık dolu mektuplar damga vurdu.
"SERBEST KALMASAYDIM ÖZGÜR OLURDUM"
Komisyon toplantısında bizzat mahkûm gençler tarafından kaleme alınan satırlar, yargı sistemindeki "denetimli serbestlik" ve "hükmün açıklanmasının geriye bırakılması" gibi uygulamaların çocuklar üzerindeki ters etkisini gözler önüne serdi. Mektuplarda öne çıkan bazı ifadeler şöyle:
"Yaptığım Yanıma Kâr Kalacak Sandım": "17 yaşımda hırsızlıktan girdim, hemen çıktım. 'Yaptıklarım yanıma kâr kaldı' diye düşünerek devam ettim. Şimdi 26 yaşındayım ve 100 yıldan fazla cezam var."
"İlkinde Islah Olsaydım": "Defalarca yakalandım, her seferinde serbest kaldım. İlkinde değilse bile ikincisinde ceza alsaydım belki çoktan ıslah olurdum ve şimdi özgürdüm. Şu an 84 sene cezam var."
KOMİSYON BAŞKANI DURGUT: "CEZASIZLIK ALGISI SUÇU BESLİYOR"
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, mektupları değerlendiren Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, sorunun iki temel ayağına dikkat çekti. Durgut, "Birincisi, bu çocukların aileleri tarafından korunamadığı açık. İkincisi ise 'Nasılsa bir şey olmayacak' algısı. Bu algı çocuğu suça hapsediyor" dedi.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: NORVEÇ’TEN JAPONYA’YA ALTERNATİF MODELLER
Ankara 1 ve 2 No'lu barolarından gelen hukukçu ve uzmanlar, çocuk suçluluğunun sadece polisiye tedbirlerle çözülemeyeceğini vurgulayarak şu önerilerde bulundu:
Eğitim ve Rehabilitasyon: Norveç ve Finlandiya modellerinde olduğu gibi, ceza yerine uzlaştırma, rehabilitasyon ve güçlü sosyal devlet desteği öncelenmeli.
Ailenin Güçlendirilmesi: Japonya örneğinde olduğu gibi aile merkeziyetçi bir yapı kurulmalı; aile birliğini korumak adına çalışmayan kadınlara yönelik sosyal yardımlar artırılmalı.
Erken Müdahale: Ana sınıfından itibaren karakter eğitimi verilmeli; çocuklar spor, müzik ve sanata yönlendirilerek aidiyet duyguları geliştirilmeli.
Uzmanlaşmış Yargı: Her ilde çocuk mahkemeleri kurulmalı; uzman hâkim, savcı ve avukatlardan oluşan bir sistem tesis edilmeli.
