CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Av. Dr. M. Sezgin Tanrıkulu tarafından hazırlanan "10 Ocak 2026 Çalışan Gazeteciler Günü Raporu", Türkiye'de medyanın içinde bulunduğu tabloyu gözler önüne serdi. Raporda, düşünce ve ifade özgürlüğünün temel insan hakları arasında sayılmasına rağmen, 2025 yılında Türkiye'de bu hakların korunmasında ciddi zafiyetler yaşandığı vurgulandı. Tanrıkulu, basın özgürlüğünün sadece normatif bir iddia olarak kaldığını belirterek, "Basın hem fiilen baskı altında hem de uluslararası sıralamalarda alarm veriyor" değerlendirmesinde bulundu.
2025 YILININ AĞIR BİLANÇOSU
Raporda yer alan verilere göre, 2025 yılında gazetecilere yönelik yargısal ve fiziki baskılar artarak devam etti. Kayıtlara geçen ihlaller şu şekilde sıralandı:
Saldırılar: Yıl boyunca en az 49 gazeteci fiili saldırıya uğradı.
Gözaltı ve Tutuklamalar: En az 115 gazeteci gözaltına alınırken, 39 gazeteci tutuklandı.
Yargılamalar: 175 gazeteci hakkında soruşturma, 70 gazeteci hakkında ise dava açıldı. Yıl içinde en az 60 gazeteci hapis veya para cezasına çarptırıldı.
Cezaevindeki Gazeteciler: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği verilerine atıfta bulunulan raporda, 2026 Ocak ayı itibarıyla Türkiye'de 26 gazetecinin cezaevinde bulunduğu belirtildi.

DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SIRALAMASINDA DÜŞÜŞ
Rapor, Türkiye'nin uluslararası arenadaki prestij kaybına da dikkat çekti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün verilerine göre Türkiye, 2024 yılında 180 ülke arasında 158. sırada yer alırken, 2025 raporunda bir basamak daha gerileyerek 159. sıraya düştü. Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda Filistin, Yemen, Venezuela ve Somali gibi ülkelerin gerisinde kalarak "çok vahim" kategorisinde yer aldığı ifade edildi.
ERİŞİM ENGELLERİ VE SANSÜR
İfade Özgürlüğü Derneği'nin verilerine yer verilen raporda, dijital sansürün boyutları da aktarıldı. Aralık 2024 itibarıyla Türkiye'de 852 farklı kurum ve hakimlik kararıyla toplam 1 milyon 264 bin 506 alan adı ve web sitesinin erişime engellendiği bildirildi.
Raporda, Anayasa Mahkemesi'nin 5651 sayılı kanunun 9. maddesini iptal etmesinin ardından, sulh ceza hakimliklerinin erişim engeli kararlarını ağırlıklı olarak "milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması"nı içeren 8/A maddesi uyarınca vermeye başladığına dikkat çekildi.
GAZETECİ HAKAN TOSUN'UN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ
Raporda, 2025 yılında yaşanan en trajik olaylardan biri olarak gazeteci Hakan Tosun'un ölümü gösterildi. 10 Ekim 2025 gecesi Esenyurt'ta evine giderken darp edilen ve baygın halde bulunan Tosun'un, 13 Ekim'de hastanede yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Olayla ilgili polis tutanakları ve hastane bildirimleri arasındaki saat farklarına dikkat çekilerek sürecin şüphe barındırdığı vurgulandı.
SAHADA ARTAN ŞİDDET
Tanrıkulu'nun raporunda, 2025 yılında haber takibi yapan muhabirlere yönelik şiddet olaylarından örnekler de yer aldı:
Protesto Müdahaleleri: Van ve Mersin'deki kayyım protestoları ile İstanbul Saraçhane'deki eylemlerde çok sayıda gazetecinin polis tarafından darp edildiği, ters kelepçeyle gözaltına alındığı veya gazlı müdahaleye maruz kaldığı belirtildi.
Fiziki ve Silahlı Saldırılar: Sözcü muhabiri Evren Demirdaş'ın Elazığ'da saldırıya uğrayarak burnunun kırıldığı, İzmir'de ise Evrensel gazetesi bürosuna silahlı saldırı düzenlendiği raporda kayıt altına alındı.
