ABD hükümeti Titanik'teki açık artırmayı yargıya taşıdı: Mezar yağması mı müzayede mi?

ABD hükümeti Titanik'teki açık artırmayı yargıya taşıdı: Mezar yağması mı müzayede mi?

RMS Titanic Inc. şirketinin enkazdan çıkarılan 100’den fazla parçayı tek tek satma planı ABD’yi ayağa kaldırdı. Şirketin ‘keşifleri fonlama’ gerekçesine karşı dava açan hükümet ve deniz tarihçileri, 1.500 kişiye mezar olan batığın lüks birer dekor nesnesine dönüştürülmesine karşı çıkıyor. Küresel sanat piyasasını ve deniz hukukunu ikiye bölen bu tarihi dava, okyanus tabanındaki ortak insanlık mirasının korunması ile ticari mülkiyet hakları arasındaki en büyük etik savaşa sahne oluyor.

Dünyanın en ünlü batığı Titanik, bu kez okyanus derinliklerinde değil, Virginia Federal Mahkemesi’nin salonlarında devasa bir hukuk savaşına sahne oluyor. Şirketin, aralarında bronz bir melek heykelciği, altın külçelerinden yapılmış bir kolye, kalp şeklinde bir madalyon gibi kişisel eşyaların yanı sıra gemideki mutfak takımları ve dekoratif objeleri doğrudan açık artırmaya çıkarmak istemesi bardağı taşıran son damla oldu. Şirket, bu parçaları dört dünya şehrini kapsayan küresel bir turneyle sergileyip ardından satarak gelekteki sualtı keşiflerini fonlamayı amaçladığını iddia etti.

ABD HÜKÜMETİ: ‘MİLYARDERLERİN EVİNDE LÜKS OBJEYE DÖNÜŞEMEZ’

ABD hükümeti adına davanın hukuki yürütücülüğünü üstlenen Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA), mahkemeye sunduğu dilekçede satış planına çok sert bir şekilde karşı çıktı. Hükümet hukukçuları, şirketin 1990’larda ‘özel kurtarma hakkı’ alırken bu eserleri asla tek tek satmayacağına ve koleksiyon bütünlüğünü koruyacağına dair yasal taahhütleri olduğunu hatırlattı. Boston Northeastern Üniversitesi’nden Hukuk Profesörü Richard Daynard da karara destek vererek, kuralların bu tarihi mirası kamu yararına korumak için konulduğunu savundu ve şu görüşü paylaştı: “Bir milyarderin evinde yürürken ‘Evet, bunu 5 milyon dolara satın aldım, Titanik’in orijinal parçasıdır’ diyerek zenginlik ve güç gösterisi yapması kabul edilebilir bir şey değildir.”

SANAT SİMSARLARI: ‘PARA DÖNMEZSE KEŞİFLER ÇÖKER’

Madalyonun diğer yüzünde ise sanat simsarları ve nadir antika piyasasının temsilcileri yer alıyor. Müzayede uzmanları, okyanusun binlerce metre altına inmenin ve bu eserleri koruyarak yüzeye çıkarmanın maliyetinin milyonlarca doları bulduğunu ileri sürdü. Simsarlar, eğer kurtarma şirketlerinin bu eserleri paraya çevirmesine izin verilmezse gelecekteki bilimsel keşiflerin finansmanının tamamen çökeceğini ve tarihin okyanus tabanında çürümeye terk edileceğini iddia etti.

ŞİRKET YARGI YETKİSİNE İTİRAZ EDİYOR

RMS Titanic Inc. avukatları ise satılmak istenen ilk 100 küsur parçanın mülkiyet haklarının 1990’larda Fransız enstitüsü IFREMER ile ortak yürütülen çalışmalar sonucu bizzat Fransız mahkemelerince kendilerine verildiğini iddia etti. Şirket, ABD federal mahkemelerinin Fransa’nın verdiği mülkiyet hakları üzerinde hiçbir yargı yetkisi olmadığını ileri sürerek davanın reddedilmesini talep ediyor. NOAA ise Fransız mahkemesinin de bu hakları ‘koleksiyonun tek tek satılmaması’ şartıyla verdiğini savunarak küresel çapta emsal teşkil edecek bir karar çıkartmaya çalışıyor.

KAŞİF ROBERT BALLARD: ORASI BİR MEZARLIK

Titanik’in enkazını 1985 yılında keşfeden dünyaca ünlü okyanus bilimci Dr. Robert Ballard, batıktan ticari amaçla tek bir çivinin bile çıkarılmasına onlarca yıldır karşı çıkan en ağırlıklı isimlerin başında geliyor. Geçmişteki müzayede tartışmalarında ve kaleme aldığı anılarında enkaz alanına bir ‘kültür mirası’ olmanın ötesinde saygı duyulması gereken bir ‘insan mezarlığı’ olarak yaklaştığını her fırsatta dile getiren Ballard, okyanus tabanındaki dramatik gözlemini şu çarpıcı sözlerle savunmuştu:

“Biz orayı bulduğumuzda hiçbir şeyi yerinden oynatmadık, çünkü orası 1.500’den fazla insana mezar olmuş trajik bir alandı. Enkazın etrafında yan yana, doğal bir pozisyonda duran ayakkabıları gördük. Derin denizde suyun yapısı gereği zamanla iskeletler erir ve yok olur; geriye sadece deniz canlılarının yiyemediği o tabaklanmış deriden ayakkabılar kalır. Yan yana duran o ayakkabılar, bir zamanlar orada bir insanın yattığının, oranın bir mezar olduğunun sessiz kanıtlarıydı. Titanik’i bir mücevher kutusu gibi yağmalamak ve o insanların anılarını paraya tahvil etmek sualtı arkeolojisine kara bir lekedir. Bırakın tarih olduğu yerde, saygıyla uyusun.”

Ballard’ın bu katı etik duruşu, bugün sivil toplum kuruluşları, kurban yakınları ve dünyanın en büyük Titanik müzesi olan Kuzey İrlanda’daki Titanic Belfast tarafından da resmi politika olarak uygulanıyor. Müze, Ballard ile aynı fikirde olduğu için batıktan ticari amaçla ‘yağmalanmış’ hiçbir orijinal parçayı sergilememe kararıyla biliniyor.

HANGİ EŞYALAR YASAL OLARAK SATILABİLİYOR?

Titanik’e ait bazı objelerin müzayedelerde milyonlarca dolara el değiştirmesi, sanat piyasasında yasal bir kafa karışıklığı yaratıyor. Ancak deniz hukukuna göre satışına izin verilen ve rekor fiyatlara alıcı bulan bu eşyalar, okyanus tabanından sonradan çıkarılanlar değil, farklı hukuki statüye sahip objelerden oluşuyor. Kazadan sağ kurtulan yolcuların ve mürettebatın felaket anında yanlarında gemiden çıkardıkları ya da ceplerinde taşıdıkları kişisel eşyalar, şahsi mülk sayıldığı için serbestçe satılabiliyor. Trajedinin hemen ardından deniz yüzeyinde yüzerken bulunan ve gemilere alınan şezlong parçaları, can yelekleri veya menüler gibi objeler de bu kapsamda yer alıyor.

REKOR KIRANLAR:

KAPTANIN ALTIN SAATİ: Titanik’in kaptanı Edward John Smith’e dul eşi tarafından hediye edilen som altın cep saati, yapılan bir müzayedede tam 2 milyon dolara satılarak rekor kırdı.

CAN YELEĞİ: Kazadan kurtulanların bindiği filikalardan toplanan orijinal bir Titanik can yeleği, koleksiyonerler arasında büyük bir savaşa sahne olarak 900 bin dolara alıcı buldu.

SON AKŞAM YEMEĞİ MENÜSÜ: Geminin battığı gece olan 14 Nisan 1912 tarihini taşıyan, birinci sınıf yolculara ait orijinal akşam yemeği menüsü ise 102 bin dolara el değiştirdi.

GEÇMİŞTEKİ BENZER SATIŞ HAMLELERİ

Titanik enkazındaki açık artırma krizi küresel sanat piyasasında bir ilk değil. Son yıllarda müzayede evleri, toplumsal hafıza, ‘mezarlık alanlarının kutsallığı’ ve kurban yakınlarının öfkesi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Örneğin, Almanya’nın Neuss kentindeki Felzmann Müzayede Evi, ‘Terör Sistemi’ başlığı altında Auschwitz ve Buchenwald toplama kamplarındaki Holokost kurbanlarına ait 600’den fazla mektup, günlük ve Yahudi yıldızını satışa çıkardı. Uluslararası Auschwitz Komitesi’nin “Kurbanların acısı ticari kazanç için sömürülüyor, bu utanç verici” çığlığı ve Polonya Dışişleri Bakanlığı’nın baskısıyla müzayede, başlamasına 24 saat kala tamamen iptal edildi.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN