Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2025-2026 dönemi istatistiklerini gündeme taşıyarak Türkiye’de yargı sisteminin ciddi bir yapısal kriz içinde olduğunu savundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) yazılı soru önergesi sunan Türeli, AİHM verilerinin Türkiye’nin hukuk devleti niteliği açısından ciddi bir uyarı olduğunu belirterek, “Adalete olan inancın yeniden tesis edilmesi ve hukuk güvenliğinin sağlanması için bu tablo görmezden gelinemez. Hukukun üstünlüğünü savunma kararlılığımızı sürdüreceğiz” dedi.
“AİHM VERİLERİ KRİZİN SAYISAL TEYİDİ”
AİHM verilerinin Türkiye açısından yalnızca bir “dosya yoğunluğu” değil, kronikleşmiş bir hukuk devleti krizinin göstergesi olduğunu belirten Türeli, Strasbourg’dan gelen son rakamların durumu “tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu” ifade etti.
Türeli, 28 Şubat 2026 itibarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde bekleyen 53 bin 450 başvurunun 21 bin 900’ünün Türkiye aleyhine olduğunu vurgulayarak, “Mahkeme önündeki her üç dosyadan biri Türkiye’ye ait. Toplam yükün %34,5’ini tek başına oluşturuyoruz. Bu tablo hukuk güvenliği açısından alarm veriyor” dedi.
TÜRKİYE, İHLAL KARARLARINDA ÜST SIRALARDA
2025 yılı verilerine göre Türkiye’nin hakkında en fazla ihlal kararı verilen ülkeler arasında Ukrayna ve Rusya’nın ardından üçüncü sırada yer aldığını belirten Türeli, ihlallerin merkezinde özellikle adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının bulunduğunu kaydetti.
2016 sonrası uygulanan OHAL politikalarının AİHM’e taşınan dosyaların büyük bölümünü oluşturduğunu ifade eden Türeli, “Başvuruların %80’den fazlası OHAL uygulamaları ve meslekten ihraçlarla bağlantılı” dedi.

“AYM KARARLARINA DİRENÇ ANAYASAL KRİZE DÖNÜŞTÜ”
Türkiye’de yargı sisteminde ciddi bir kırılma yaşandığını savunan Türeli, resmi söylemler ile uygulamalar arasındaki farkın derinleştiğine dikkat çekti.
Türeli, “Bir tarafta bağımsızlık vurgusu yapan açıklamalar, diğer tarafta dünya hukuk endekslerinde en alt sıralarda yer alan bir gerçeklik var” ifadelerini kullanarak; özellikle Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarını hatırlattı.
“Anayasa Mahkemesi kararlarının yerel mahkemeler tarafından tanınmaması, yüksek yargı organları arasında yetki tartışmasına ve açık bir anayasal krize yol açmıştır. AİHM ve AYM kararlarına yönelik bu fiili direnç, hukuk devleti ilkesinin kurumsal olarak tasfiyesi anlamına gelmektedir”
ÇÖZÜM İÇİN REFORM ÇAĞRISI
Hukuk güvenliğinin olmadığı bir ortamda ne ekonomik kalkınmanın ne de toplumsal barışın mümkün olacağını belirten Türeli, yargıya olan güvenin ciddi biçimde zedelendiğini ifade etti. Kamuoyu araştırmalarına göre her 4 kişiden 3’ünün yargıya güvenmediğini aktaran Türeli, çözüm için şu önerileri sıraladı:
- Yargı üzerindeki siyasi etkinin kaldırılması ve HSK’nın demokratik standartlara göre yeniden yapılandırılması
- AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması
- Terör suçları tanımının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi
- Keyfi tutuklamaların ve uzun yargılama sürelerinin önlenmesi
- Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş
MLSA’dan Türkiye’ye yönelik değerlendirme: AİHM kararları uygulanmıyor
ADALET BAKANI GÜRLEK’E 4 KRİTİK SORU
Türeli, açıklamasının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde dikkat çeken başlıklara yer verdi. Önergede şu sorular yöneltildi:
- AİHM’in Köksal/Türkiye davası kararında işaret edilen “iç hukuk yollarının tüketilmesi” şartına rağmen başvuruların artması, Anayasa Mahkemesi ve idari yargının etkililiğini yitirdiği anlamına mı geliyor?
- 2025 yılında verilen ihlal kararlarında öne çıkan adil yargılanma ve özgürlük-güvenlik hakkı ihlallerinin önüne geçmek için yeni yasal ya da idari düzenlemeler planlanıyor mu?
- AİHM önünde bekleyen 21 bin 900 başvurunun büyük bölümünün OHAL sürecinden kaynaklandığı dikkate alındığında, bu dosya yükünü azaltmaya yönelik somut bir eylem planı var mı?
- Fransa, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’deki başvuru sayısının on binlerle ifade edilmesi nasıl açıklanıyor?
Bakan Gürlek'in tapu kayıtlarını sorgulayan 2 kişi tutuklandı

