Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), ülke genelinde 7 bölgeyi kapsayan geniş çaplı deprem bilinci araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Bilim insanlarının "beklenen deprem" uyarılarının gölgesinde gerçekleştirilen çalışma, toplumun zihinsel olarak depreme odaklansa da eylemsel olarak "bekle ve gör" politikasını sürdürdüğünü kanıtladı.
ZİHİNLERDE "YA OLURSA" KORKUSU
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre, araştırmaya katılanların yüzde 58,3’ü günlük hayatında deprem kaygısını zihninin bir köşesinde taşıdığını ifade ediyor. Bu oran kadınlarda yüzde 67,7 seviyesine kadar yükselirken, toplumun genelinde deprem korkusu "en baskın" duygulardan biri olarak öne çıkıyor. Ancak bu yoğun kaygı, somut hazırlıklara dönüşmekte zorlanıyor.
HAZIRLIK KARNESİ: ÇANTA YOK, TOPLANMA ALANI BELİRSİZ
Deprem anı ve sonrasına ilişkin temel hazırlıklarda tablo oldukça karamsar:
Katılımcıların yüzde 55,2’si olası bir sarsıntı sonrası gideceği acil toplanma alanının yerini bilmiyor.
Evinde deprem çantası hazır bulunanların oranı sadece yüzde 26,9. Yani toplumun yüzde 73,1’i en temel acil durum kitinden yoksun.
Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) yaptırma oranı yüzde 41,6 seviyesinde kalarak, yarıdan fazla konutun güvencesiz olduğunu gösterdi.

YAPI GÜVENLİĞİ: "GÜVENİYORUZ AMA KONTROL ETMİYORUZ"
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, binalara olan güven ile bilimsel veri arasındaki kopukluk oldu. Katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ı oturduğu binayı "güvenli" bulsa da, yüzde 74,5’i binası için bugüne kadar hiçbir teknik analiz veya risk tespiti yaptırmadı.
Türkiye’deki konutların üçte birinin 1999 ve öncesi yönetmeliklere göre inşa edildiği vurgulanan raporda, bilgi eksikliği ön plana çıkıyor:
Yüzde 57,7: Kentsel dönüşüm desteklerini tanımıyor.
Yüzde 71,2: Doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmakta zorlanıyor.
KÜÇÜKOĞLU: "KORKUYORUZ ANCAK HAZIRLANMIYORUZ"
Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu, verilerin toplumun deprem refleksini net bir şekilde özetlediğini belirterek şunları söyledi:
"Türkiye depremi biliyor, depremden korkuyor ama yeterince hazırlanmıyor. Nüfusumuzun yüzde 71'i yüksek riskli bölgelerde yaşıyor. Her büyük felaket sonrası gösterdiğimiz dünyaca ünlü dayanışma refleksini, felaket gelmeden önce 'hazırlık' aşamasında da göstermeliyiz. Yapı güvenliği sadece teknik değil, sosyal bir meseledir."
