DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi’nin Nisan 2026’da yayımladığı “Kısmi Süreli Esnek Çalışma Raporu”, Türkiye’de çalışma hayatındaki değişimi ortaya koydu. Veriler, kısmi süreli ve esnek çalışma biçimlerinin son yıllarda hızla arttığını gösterdi. Çalışma sürelerinin kısalması, ücret ve sosyal haklar üzerinde doğrudan etkili oluyor.
GERÇEK KISMİ SÜRELİ ÇALIŞAN SAYISI DAHA YÜKSEK
TÜİK verilerine göre 4 milyon 502 bin kişi kısmi süreli çalışıyor. Ancak haftalık çalışma süresi esas alınarak yapılan hesaplamalar, bu sayının 6 milyon 776 bine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu da toplam istihdamın yüzde 20,8’ine karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle Türkiye’de her 5 çalışandan 1’i kısmi süreli istihdamda yer alıyor.
Bu fark, çalışma biçiminin beyana dayalı ölçülmesi ile fiili çalışma saatleri arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor.
SON 4 YILDA 1 MİLYON 900 BİN KİŞİ ARTIŞ
Kısmi süreli istihdam son yıllarda belirgin şekilde arttı. 2021’de 4 milyon 878 bin olan sayı, 2025 itibarıyla 6 milyon 776 bine çıktı. Böylece dört yılda yaklaşık 1 milyon 900 bin kişilik artış yaşandı.
Aynı dönemde tam zamanlı istihdamın toplam içindeki payı geriledi. Bu tablo, çalışma biçimlerinde kısmi süreli modelin daha fazla yer tuttuğunu gösteriyor.
KADINLARDA ORAN DAHA YÜKSEK
Kısmi süreli çalışma kadınlar arasında daha yaygın. Erkeklerde oran yüzde 17 seviyesinde kalırken, kadınlarda yüzde 28,4’e ulaşıyor. Yaklaşık her üç kadından biri kısmi süreli çalışıyor.
Bu durum, kadınların iş gücü piyasasında daha düşük ücretli ve daha sınırlı haklara sahip işlerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
MİLYONLARCA KİŞİ FAZLA ÇALIŞIYOR
Raporda dikkat çeken bir diğer başlık çalışma süreleri oldu. Türkiye’de 11 milyon 928 bin kişi haftada 45 saatin üzerinde çalışıyor.
Bu veri, yasal sınırın uygulamada aşıldığını ve fazla çalışmanın yaygınlaştığını gösteriyor. Uzun çalışma süreleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından risk oluşturuyor.
ÇALIŞMA SÜRESİ SINIRLANIRSA YENİ İSTİHDAM MÜMKÜN
Veriler, çalışma sürelerinin dengelenmesi halinde yeni istihdam alanı oluşabileceğini ortaya koyuyor. Haftalık çalışma süresi 45 saatle sınırlandırılsa yaklaşık 3 milyon 306 bin kişilik ek istihdam sağlanabiliyor.
Çalışma süresinin 40 saate düşürülmesi halinde bu potansiyel 5 milyon 779 bine kadar çıkıyor.
KAYIT DIŞILIK YÜKSEK SEVİYEDE
Kısmi süreli çalışanlarda kayıt dışılık dikkat çekici düzeyde. Bu grupta çalışanların yüzde 63,9’u sosyal güvenlik sistemine kayıtlı değil. Tam zamanlı çalışanlarda ise bu oran yüzde 19,5 seviyesinde kalıyor.
Gençlerde tablo daha ağır. Kısmi süreli çalışan gençlerin yaklaşık yüzde 55’i kayıt dışı istihdam ediliyor.
ÜCRETLER DÜŞÜK SEVİYEDE
Kısmi süreli çalışanların gelirleri çalışma süresine bağlı olarak düşüyor. Haftada 30 saat çalışan bir kişi yaklaşık 18 bin 697 lira, 20 saat çalışan 12 bin 465 lira, 15 saat çalışan ise 9 bin 348 lira civarında gelir elde ediyor.
Bu seviyeler, birçok çalışan için hem asgari ücretin hem de açlık sınırının altında kalıyor.
ÇALIŞMA HAYATINDA DENGESİZLİK DERİNLEŞİYOR
Veriler, bir yanda düşük ücretli ve kısa süreli çalışanların, diğer yanda ise uzun saatler çalışanların bulunduğu bir yapı ortaya koyuyor. Çalışma sürelerinin dengeli dağıtılması, hem iş yükünü azaltabilecek hem de yeni istihdam alanı oluşturabilecek bir seçenek olarak öne çıkıyor.
