Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) hazırlanmasında kritik rol üstlenen akademisyen Prof. Dr. İzzet Özgenç, hukuki görüşlerini paylaştığı dijital platformlardaki açıklamaları nedeniyle yargı kıskacına girdi. Medyascope’un ulaştığı iddianameye göre; Özgenç’in sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı 12 ayrı paylaşım, dönemin Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca’nın "onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici" bulundu.
SAVCILIK: "1 YILDAN 2 YILA KADAR HAPİS"
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Özgenç’in ifadelerinin eleştiri sınırlarını aştığı öne sürülerek "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret" suçunun unsurlarının oluştuğu savunuldu. Savcılık, ünlü hukuk profesörü için 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası ve belirli haklardan yoksun bırakılma (TCK 53) talep etti.
ÖZGENÇ’İN SAVUNMASI: "İDARİ GÖREV HAKARET KAPSAMINDA DEĞİLDİR"
Hakkındaki iddialara savcılık ifadesinde yanıt veren Prof. Dr. Özgenç, akademik bir disiplinle yaptığı nitelendirmelerin suç teşkil etmediğini belirtti. Özgenç savunmasında iki temel noktaya dikkat çekti:
Yapılan açıklamaların ceza hukuku sorumluluğu doğuracak bir hakaret içermediği, akademik ve hukuki birer tespit olduğu savunuldu.
Yargıtay Başkanı’nın yürüttüğü faaliyetlerin bu bağlamda "yargısal" değil, "idari" bir görev olduğunu, dolayısıyla eleştirilerin doğrudan yargı yetkisine değil, yönetim biçimine yönelik olduğunu vurguladı.
"USUL" İTİRAZI: ŞİKÂYETTE İMZASI YOK
Davanın açılma biçimine yönelik usul itirazlarını da dile getiren Özgenç, şikâyetin bizzat Mehmet Akarca tarafından değil, Yargıtay Başkanlığı kurumu adına yapılmış olmasına dikkat çekti. Özgenç, "Sayın Akarca ancak şahsen şikâyette bulunduğu takdirde soruşturma yürütülebilir. Oysa şikâyetin altında Sayın Akarca’nın imzası bulunmamaktadır," diyerek davanın usul yönünden sakat olduğunu ileri sürdü.
