Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, hukuk dünyasında benzerine az rastlanır çevreci bir girişime imza attı. Uzlaştırma kapsamındaki dosyalarda tarafların hür iradeleriyle fidan bağışında bulunmasını teşvik eden proje, şehrin doğasına can suyu olacak. Adliye koridorlarında başlayan barış süreci, artık sadece dosyaların kapanmasıyla değil, toprağa dikilen fidanlarla geleceğe nefes olacak bir sosyal sorumluluk hareketine dönüşüyor.
BİR UZLAŞMA BİNLERCE FİDAN
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve sosyal medya üzerinden duyurulan proje için protokol imzaları atıldı. Erzurum Adliyesi’nde gerçekleştirilen törene Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, Orman Bölge Müdürü Serkan Karakurt ve Cumhuriyet Savcısı Duygu Silahşör Kısa katılarak projenin startını verdi. Başsavcılık ve Orman Bölge Müdürlüğü arasındaki bu stratejik ortaklık sayesinde, uzlaşma masasına oturan taraflar artık manevi bir edim olarak doğayı seçebilecek.

630 HEKTARLIK ALAN YEŞİLE BÜRENECEK
Proje kapsamında hedefler oldukça büyük tutuldu. Yaklaşık 630 hektarlık geniş bir araziyi kapsayan ağaçlandırma çalışmalarıyla, Erzurum’un çehresi değişecek. Uzlaştırma dosyalarında varılan her anlaşma, bu geniş arazide bir fidanın yükselmesi anlamına gelecek. Böylece hukuki uyuşmazlıklar, toplumsal barışın yanı sıra ekolojik bir mirasa kapı aralayacak.
SERT İKLİME KARŞI DOĞAL BİR KALKAN OLUŞACAK
Erzurum’un zorlu iklim koşulları ve coğrafi yapısı göz önüne alındığında, bu proje sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmayacak. Yeni kurulacak Uzlaştırma Ormanı ile bölgedeki oksijen miktarının artırılması, kırsal alanların verimli hale getirilmesi ve en önemlisi bölgenin kanayan yarası olan çığ ile heyelan risklerinin azaltılması planlanıyor. Dikilen her ağaç, hem bir uzlaşmanın kalıcı izi hem de doğal afetlere karşı bir savunma hattı olacak.

HUKUKİ SONUÇTAN MANEVİ BİR GELECEĞE
Uzlaştırma süreçlerine yeni bir soluk getiren "Uzlaştırma Ormanı", suç teşkil eden fiillerin yarattığı olumsuz etkileri doğayı iyileştirerek onarmayı amaçlıyor. Taraflar arasında sağlanan barışın meyvesi olarak toprağa can verecek olan bu proje, yargısal süreçlerin topluma nasıl katma değer sağlayabileceğinin en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
