Ehliyetsiz oğlu Timur Cihantimur’un karıştığı ölümlü kazanın ardından oğlunu ABD’ye kaçıran ve orada tutuklu yargılanan Eylem Tok, cezaevinden gönderdiği mektupta "yasal varislerle sulh anlaşması yaparak helalleştiklerini" öne sürdü. Bu açıklamalar üzerine konuşan maktul Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, herhangi bir anlaşmanın söz konusu olmadığını belirterek Tok’un iddialarını sert bir dille yalanladı.
Eylem Tok cezaevinden mektup yazdı: Varislerle sulh sağladık ve helalleştik
"BENİMLE İRTİBATA BİLE GEÇMEDİLER"
Eylem Tok’un mektubunda yer alan "helalleşme" ifadelerine tepki gösteren Özer Aci, kan bağı olan varisler olarak kendilerine herhangi bir ulaşım sağlanmadığını vurguladı:
"Yasal varisler dediği 1,5 yaşındaki çocuk ve eşi. Biz kan bağı varisleriyiz. Benimle ne bir anlaşma ne de insani bir davranış olarak irtibata geçmediler. Bu saatten sonra geçemezler de. Aradan iki yıl geçmiş, yeni mi aklı başına geliyor? Yazıklar olsun. Ben davamın arkasındayım, oğlumun hatırasını satacak kadar alçalmadım."
"KENDİ ÇOCUĞU İYİ DE BİZİM ÇOCUKLARIMIZ KÖTÜ ÇOCUK MU?”
Eylem Tok'un oğlu hakkında dediklerine de yanıt veren Aci, “Hep benim çocuğum, benim çocuğum, Üniversiteye gidiyormuş, çok iyi çocukmuş. Ya bizim çocuğumuz kötü mü? Benim 1,5 yaşında yetim kalan evladım kötü çocuk mu? Kendi çocuğu iyi de bizim çocuklarımız kötü çocuk mu?” açıklamasında bulundu.
"BUNU NEDEN İZAH ETMİYORSUN"
NTV'nin haberine göre Tok, mektubunda "kaza yerine gitmediğini, telefon almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini" savunmuştu. Aci, bu iddiaya da "Ben olay yerine gitmedim' diyor utanmadan. Çocuğunu olay yerinden aldın gittin, 'telefonu almadım' diyor, peki telefon kimin arabasında çıktı Eylem Tok? Bunu niye izah etmiyorsun?'' diyerek tepki gösterdi.
“Aradan neredeyse iki yıl geçmiş yeni mi aklı başına geliyor? Yazıklar olsun. Bu olaylar bugün mü hatırına geldi? Vicdani rahatsızlık duymalar vicdanlarını rahatlatacakmış, yumuşatacakmış” diye konuşan baba Aci, şöyle devam etti:
“Onun çocuğu yaşıyor şükretsin. Ben konuşmalarımda 'kendi çocuğunu diri diri toprağa gömdüler. Gelsin şu adalete teslim olsunlar' dedim. Gelmediler. Çekecekler, Allah beter eylesin. Ben onlardan şunu beklerdim; bir insani, bir merhametli davranış. İki sayfa mektup yazıyor, kendi evladından bahsediyor. Bana ne senin evladın, benim evladım ölmüş.”
Oğlunun maddi ve maneviyatını satacak kadar alçalmadığını da sözlerine ekleyen Aci, "Eğer bir para, bir şey alınırsa da bunu açık açık hiç çekinmeden söylerim. Allah'ıma şükürler olsun ona da bir ihtiyacım yok.'' ifadelerini kullandı.
"HER ŞEY ORTAYA ÇIKACAK"
Eylem Tok'un mektubundan yer alan "Olay yerine gitmedim, telefon almadım" sözleriyle ilgili olarak da konuşan Aci, “Doğru söylüyor, gerçekler açık olarak raporlarda yer almaktadır. Kendi telefonu, getirdi şoförü polise teslim etti. Kendi aracından çıktı ‘Ben almadım' dediği telefon. O zaman onun telefonu o arabada ne geziyor?” dedi.
Aci, şöyle devam etti:
“Peki orada yaralıları kime teslim etmiş? Oğlu ölü var, ölü SOS kayıtlarında var. Peki neden o zaman ‘Anne burada bir yaralı var, ağır yaralı ölüyor, babamı çağırın yarasına bir parmak basın' niye dememiş? Neden kaçıyor, neden? İnsani davranış olarak hareket etseydi benim çocuğum şu an yaşıyordu. Eylem Tok olayın olduğu noktada takılı kalmış. Benim çocuğum 81 dakika sonra hastaneye gidiyor. İstanbul'da 9 dakika 112'nin hizmeti. Kusura bakmasın, iyi marifet etmiş olay yerine gitmemiş. Ben gittiğinden eminim. Her şey cep telefonu kayıtlarında çıkacaktır. ”
EYLEM TOK MEKTUBUNDA NE DEMİŞTİ?
Tok, mektubunda oğlunun kötü biri olmadığını savunmuş, kaza anında bir anne olarak sağlıklı değerlendirme yapamadığını, içgüdüsel şekilde oğlunu koruma refleksiyle hareket ettiğini ifade etmişti.
Geriye dönüp baktığında kendini sorguladığını, varsa hatanın en büyük sorumluluğunun ebeveynler olarak kendilerine ait olduğunu söyleyen Tok, yasal varislerle de anlaştığını öne sürmüştü.
Mektubunda kötü biri olmadığını dile getiren Tok, yaşanan olayın onun hayatında da derin izler bıraktığını ifade edip kaza yerine gitmediğini, telefon almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini iddia etmişti.
Kaza anında bir anne olarak sağlıklı değerlendirme yapamadığını, içgüdüsel şekilde oğlunu koruma refleksiyle hareket ettiğini de dile getiren Tok, kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermediklerini ifade edip "Süreç boyunca yaşananlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir insani sınav oldu. Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor." demişti.
İADE SÜRECİ DURDURULMUŞTU
Tok hakkında ABD'de Türkiye'ye iade kararı verilmesinden sonra Eylem Tok’un avukatı iade sürecinin durdurulması için başvurmuş ve mahkeme, Tok'un Türkiye'ye iadesini geçici süreyle erteleme kararı almıştı.
