A.K.G.’nin anlatımına göre olay, 19 Nisan 2024’te meydana geldi. Gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü polis merkezinde, kameranın bulunmadığı bir odada yüzüne ve başına yumruk ve tokatlarla vuruldu. Yere yatırıldıktan sonra da fiziksel müdahalenin sürdüğünü iddia eden A.K.G., kendisine hakaret ve tehdit edildiğini, uyuşturucu suçlamasını kabul etmesi yönünde baskı gördüğünü söyledi.
BEYİN KANAMASI GEÇİRDİ
Gözaltındayken baş dönmesi ve bilinç kaybı yaşadığı belirtilen A.K.G., hastaneye sevk edildi. Tetkiklerde beyin kanaması tespit edilmesi üzerine ameliyata alındı. Hayati tehlike nedeniyle yaklaşık iki ay yoğun bakımda tedavi gördüğü, daha sonra tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı.
ÜÇ POLİS HAKKINDA DAVA AÇILDI
Ailenin suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmanın ardından polis memurları Ö.Y., G.Ş. ve Y.N. hakkında “kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kasten yaralama” suçlamasıyla dava açıldı.
T24'te yer alan habere göre, sanık polisler ise A.K.G.’yi darbettikleri yönündeki suçlamaları reddetti. Ö.Y., kısa süreli temas dışında fiziksel müdahalede bulunmadığını savunurken, G.Ş. ve Y.N. müdahalenin A.K.G.’nin kendisine zarar vermesini engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini öne sürdü.
A.K.G. HASTANEDE DE BASKI GÖRDÜĞÜNÜ ÖNE SÜRDÜ
Mahkemedeki ifadesinde kötü muameleye maruz kaldığını yineleyen A.K.G., hastanedeki tedavisi sırasında bazı polis memurlarının kendisinden şikayetçi olmamasını istediğini ve yardım teklifinde bulunduğunu da iddia etti.
A.K.G.’nin ailesi ise davadaki eylemlerin yalnızca kasten yaralama kapsamında değil, “işkence” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Aile, A.K.G.’nin olayın ardından yüzde 30 engelli kaldığını belirterek sanıkların ağır ceza mahkemesinde yargılanmasını istedi.
