11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yunanistan'da katıldığı 11. Delphi Ekonomi Forumu'nda küresel düzene ve Orta Doğu'daki çatışmalara dair uyarılarda bulundu. ABD'nin İran'a yönelik doğrudan müdahalesini "uluslararası kurallara indirilmiş bir darbe" olarak nitelendiren Gül, Avrupa'nın ABD'ye güvenmeyi bırakıp İngiltere'den Türkiye'ye uzanan stratejik bir güvenlik projesi başlatması gerektiğini vurguladı.
Küresel krizlerin ve jeopolitik kırılmaların gölgesinde Yunanistan'da düzenlenen 11. Delphi Ekonomi Forumu'na katılan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dünya gündemini sarsacak açıklamalara imza attı. Konuşmasında kurallara dayalı uluslararası düzenin bizzat en güçlü devletler tarafından tahrip edildiğine dikkat çeken Gül, Gazze, Lübnan ve İran'daki son gelişmeleri mercek altına aldı.

Gül'ün konuşmasından öne çıkan kritik başlıklar şöyle:
"ABD'NİN İMAJI YERLE BİR OLDU"
Gazze'deki durumun uzmanlar ve BM raporlarına göre bir "soykırım" boyutuna ulaştığını belirten Gül, ABD'nin İran'a yönelik doğrudan askeri müdahalesini bir dönüm noktası olarak tanımladı. Washington'ın bu operasyon için hiçbir hukuki zemin aramadığını ve uluslararası onay almaya çalışmadığını ifade eden Gül, şu sert eleştirileri yöneltti:
"İsrail ve lobileri, Amerikan Başkanı'nı İran'a saldırmaya itmeyi başardı. En büyük askeri gücün güç kullanma kararı alma süreci gün yüzüne çıktı ve bu şok edici. ABD'nin 'bütün bir medeniyeti yok etme' retoriği, onun demokratik dünyanın lideri imajını zedeledi. Dünyanın gözünde yok olan İran medeniyeti değil, Amerikan imajı oldu."

KÖRFEZ'DE GÜVEN KAYBI VE ÇİN'İN YÜKSELİŞİ
ABD'nin eylemlerinin Körfez ülkelerinde de derin bir güven kaybına yol açtığını belirten 11. Cumhurbaşkanı, Washington'ın İsrail'i desteklemek uğruna tüm bölgeyi riske atan "öngörülemez bir ortak" haline geldiğini söyledi. Bu güç boşluğunun Çin tarafından doldurulduğuna dikkat çeken Gül, Pekin'in artık Washington'dan daha öngörülebilir bir stratejik ortak olarak görüldüğünün ve ekonomik üstünlüğünün yanına stratejik bir zafer ekleyebileceğinin altını çizdi.
İRAN'A REFORM, İSRAİL'E "KENDİNİ KANDIRMA" UYARISI
Ortaya çıkan savaş tablosunun herkesin kaybettiği bir "kazananı olmayan denklem" (lose-lose) yarattığını ifade eden Gül, taraflara esneklik çağrısı yaptı.
İran'a Çağrı: İran'ın son kırk yıllık dış politikasının ve retoriğinin Filistin davasına somut bir kazanım sağlamadığını, aksine İsrail tarafından Batı'nın körü körüne desteğini almak için kullanıldığını belirten Gül, Tahran yönetimine "tehdit algısını yeniden değerlendirip temel hak ve özgürlükler ile yapısal ekonomik reformlara odaklanması" tavsiyesinde bulundu.
İsrail'e Uyarı: İsrail'in kendini "muzaffer" olarak görmesinin bir yanılsama olduğunu söyleyen Gül, Tel-Aviv'in küresel çapta hiç olmadığı kadar izole olduğunu belirtti. İşgal, yasadışı yerleşim ve sözde tampon bölge politikaları sürdükçe, hiçbir Orta Doğu liderinin Tel-Aviv ile normalleşmeyi göze alamayacağını vurguladı.

AVRUPA'YA TARİHİ ÇAĞRI: "TÜRKİYE OLMADAN OLMAZ"
Konuşmasının son bölümünde Avrupa'nın geleceğine dair stratejik bir vizyon çizen Gül, ABD'nin artık Avrupa için de güvenilmez bir aktör haline geldiğini ve kıtanın güvenlik sağlayıcısı olmaktan vazgeçtiğinin sinyallerini verdiğini belirtti. Avrupa'nın stratejik özerkliğe ulaşması gerektiğini savunan Gül, Yunanistan'ın başkentinden Avrupa başkentlerine şu mesajı gönderdi:
"Avrupa'nın sadece AB ile sınırlı kalmayan, İngiltere'den Türkiye'ye uzanan büyük bir vizyona dayalı bir projeye ihtiyacı var. Ankara, bugün Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu askeri kapasiteye ve stratejik erişime sahiptir. Karadeniz Tahıl Koridoru, Filistin ve İran'daki diplomatik çabalar bunun son örnekleridir. Türk-Yunan sorunları ve Kıbrıs meselesi, Avrupa'nın bu yeni güvenlik projesinin önünde bir engel haline gelmemelidir."
Gül, nükleer çağda kuralsızlığın güçlü ülkeler için bir avantaj gibi görünse de bunun büyük bir illüzyon olduğunu belirterek, adil ve güçlü bir uluslararası sistemin inşası için birlikte çalışma çağrısıyla sözlerini tamamladı.
