Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada tarihi günler yaşanıyor.
HSK kararnamesiyle Tunceli'ye atanan Başsavcı Ebru Cansu'nun talimatıyla kurulan özel ekibin yaptığı çalışmalar sonucunda, olayın seyrini değiştiren 700 saatlik yeni kamera kayıtlarına ulaşıldı. Dosyanın 'intihar' şüphesinden 'cinayet' şüphesine evrilmesiyle 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Z.A. ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu M.T.S.'nin de bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı.
6 yıl önce öldürülen Gülistan Doku cinayetinde şok gelişme: Dönemin valisinin oğlu gözaltında
Gelişmeleri yakından takip etmek için Tunceli Adliyesi'ne koşan Doku ailesi ve avukatları, kamuoyuna çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"YARALI BİR AİLEYİ 'KIZINIZ İNTİHAR ETTİ' DİYE KANDIRDILAR"
Adliye binası önünde gazetecilere konuşan Gülistan'ın ablası Aygül Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i hedef alarak isyan etti. Acılı abla şu ifadeleri kullandı:
"Yaralı bir aileyi oraya götürüp, 'Yasını tutun, kızınız intihar etti' dedi Tuncay Sonel bize. Köprünün başında dalgıçlar her sudan çıkışında 'Kızınız burada yok' derken; o, 'Bana inanın, 2 çocuğum üzerine yemin ederim size kızınızın bedenini vereceğim' demişti. Dün Türkiye büyük bir zalimliğin, kötülüğün, caniliğin örneğini birebir gördü. 7 yıldır öz kızımızı bizden aldılar, bizi kandırdılar. Tiyatro izler gibi, film izler gibi dünyanın gözü önünde bizi izlediler."

Başsavcı Ebru Cansu'ya teşekkür eden Aygül Doku, "Başsavcımız tarih yazıyor. Eğer o olmasaydı ve sizler 'Gülistan Doku nerede' demeseydiniz, bu dosya 'Gülistan intihar etti' olarak kalacaktı. Bu bir utançtır" dedi.
2. ve 3. dalga gözaltıların süreceğini belirten Aygül Doku “Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun katilidir, açıklıyorum” dedi.
'KATİL DÖNEMİN VALİSİNİN OĞLU'
- Aygül Doku’nun açıklamasının tamamı şöyle:
“Dün Türkiye büyük bir zalimliğin, kötülüğün, caniliğin örneğini birebir gördü. İnsan dönemin valisine, emniyet müdürüne, asayiş müdürüne inanmasa, güvenmese kime inanacak, kime güvenecek? Yedi yıldır hem kızımızı bizden aldılar hem bizi kandırdılar. Sinema gibi, film izler gibi dünyanın gözü önünde bizi izlediler. Neden? Katilin kara gözü için, katilin karakaşı için. Dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun katilidir, açıklıyorum.
Başta Türkiye’nin adaletini canlandıran, umudumuzu yaşatan Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’e, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve geldiğinden beri gecesini gündüzüne katıp Gülistan için çalışan Başsavcımız Ebru Cansu’ya teşekkür ediyorum. Bu süreçte 2 kurum bize dürüst oldu, birinci o dalgıç abiler. Gözaltı listesinin daha 2. ve 3. dalgası var. Bakın bu bir vahşettir, bu bir caniliktir.
Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmakla yükümlüyken, görevini yapmak zorundayken sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkânlarını kullanıp bizi o köprünün başında tam 220 gün boyunca bekletti. Bizi orada bekletirken sırf biz inanalım diye, Gülistan’ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Niye biliyor musunuz? Biz Gülistan’ın intihar ettiğine inanalım diye. Bu bir utançtır. Dün aslında Başsavcımız Ebru Cansu tarihi bir adım attı. Vallahi billahi de tarih yazıyor ama bu yazılan tarihin sonucu nasıl olacak, biz onu istiyoruz sadece.”
Vali Tuncay Sonel Gülistan Doku cinayetinde sessizliğini bozdu: Oğlum Gülistan'ı tanımaz
GÖZÜ YAŞLI ANNE: "KIZIMIN CENAZESİNİ ALMADAN GİTMEYECEĞİM"
Adliye binasına gözyaşları içinde giren anne Bedriye Doku ise yetkililere teşekkür ederek kızının bedenini istedi. Acılı anne, "Savcının yanına gideceğiz. Adalet Bakanımıza, Sayın Başsavcımıza, hakime, polise, jandarmaya çok teşekkür ederim. Artık kadınlar ölmesin, öğrenciler ölmesin. Israrla arama çalışmalarını o baraj gölüne yönlendirdiler. O karda kışta günlerce arama yapan jandarmalara, polislere de yazık değil miydi?" diye konuştu.
Baba Halit Doku da "Adalete inanıyoruz. Adalete güvendiğimiz için adalet yerini buldu. Herkese teşekkür ederim" sözleriyle yetkililere olan güvenini dile getirdi.

AVUKAT ÇİMEN: ÜST DÜZEY KAMU GÖREVLİSİ İNTİHAR ALGISI YARATTI
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen ise dosyadaki "örtbas" iddialarına dikkat çekerek, söz konusu üst düzey kamu görevlisinin de gözaltına alınması gerektiğini savundu. Çimen açıklamasında şu kritik noktalara değindi:
"Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Baraj gölüne atlayan birinin eşyalarının veya kendisinin bulunmaması imkansızdı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak üst düzey bir kamu görevlisi tarafından 'intihar ettiği' algısı oluşturuldu. Bu örtbasın, kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu gizlemek amacıyla yapıldığı, baraj gölünde gereksiz aramalarla ailenin 220 gün boyunca oyalandığı bugün netleşmiştir. Beklentimiz, faillerin yargılanmasının selametle devam edebilmesi için bu algıyı yaratan üst düzey kamu görevlisinin de bir an önce gözaltına alınmasıdır."
Avukat Çimen, 13 kişinin tamamının tutuklanmasını beklediklerini belirterek, "Bu dava kadın kırımının sembol dosyasıdır. Bu mücadelemizin sonu değil, bir başlangıçtır" değerlendirmesinde bulundu.
