Hatimoğulları iktidara seslendi: Sahici araştırmalar yapın, halkın sesine kulak verin

Hatimoğulları iktidara seslendi: Sahici araştırmalar yapın, halkın sesine kulak verin

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Vatandaşların seçme ve seçilme hakkının korunmasını, İmamoğlu, Demirtaş, Yüksekdağ ve Atalay gibi siyasetçilerin serbest bırakılmasını talep ettiğini belirten Hatimoğulları, iktidara "Halkın sesine kulak verin" çağrısı yaptı. Hatimoğulları ayrıca, Orta Doğu'daki gelişmeler, ekonomik kriz ve yaklaşan 1 Mayıs kutlamaları için Taksim vurgusuyla dikkat çekti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, konuşmasında iç ve dış siyasetteki çatışmalar, ekonomik kriz, demokratik haklar, devam eden soruşturmalar ve yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı gibi pek çok konuya değindi.

GÜLİSTAN DOKU VE ROJİN KABAİŞ SORUŞTURMALARI

Hatimoğulları, konuşmasının başlangıcında 6 yıldır akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku dosyasındaki yeni gelişmelere dikkat çekti. Üstü örtülen soruşturma için dün itibarıyla gözaltıların gerçekleştiğini belirten Hatimoğulları, "Gerçekler yıllardır karanlıktaydı, bu karanlığı kim yarattı? Ucu nereye dokunursa dokunsun soruşturulmalı, herkes hukuk önünde yargılanmalı" ifadelerini kullandı. Aynı titizliğin Rojin Kabaiş soruşturması için de gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

ORTA DOĞU’DA ATEŞKES VE İSLAMABAD GÖRÜŞMELERİ

Orta Doğu’daki istikrarsızlığa değinen Hatimoğulları, İran kentlerine ve bölge merkezlerine 41 gün boyunca havadan ve karadan ölüm yağdığını, bunun sonucunda binlerce sivilin yaşamını yitirdiğini, büyük bir yıkım ve yoksulluk yaşandığını belirtti. Bu arka plan ışığında varılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Ancak hafta sonu İslamabad’da gerçekleştirilen ABD ve İran heyetleri arasındaki görüşmelerden olumlu haberler gelmediğini kaydeden Hatimoğulları, tarafların uzlaşamadan masadan kalktığını aktardı. Nükleer taahhütler, Hürmüz Boğazı ve Lübnan cephesi gibi kritik başlıklarda düğümlerin çözülemediğini ve yeni bir müzakere takviminin belirlenemediğini ekledi.

İRAN’A İÇ BASKI VE İDAM KARARLARI TEPKİSİ

İran rejiminin dış müdahaleye zemin hazırlayan iç baskı politikalarında ısrar etmesini eleştiren Hatimoğulları, ateşkesin başladığı anda kitlesel gözaltıların devreye girdiğini, Kürtler, kadınlar ve muhaliflere yönelik idam kararlarının gündeme geldiğini belirtti. Kendi halkına zulmeden yönetimlerin meşruluğunu kaybedeceğini ifade eden Hatimoğulları, özgürlük, demokrasi ve eşit vatandaşlık talep edenlerin katledilmemesi gerektiğini söyledi. Hakkında idam kararı bulunan tüm muhalifler için bu kararların kaldırılması ve İran’daki siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu. DEM Parti olarak bölgede halklar için barış ve demokrasiyi haykırmaya ve "savaşa hayır" demeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Hatimoğulları'nın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

"41 gün boyunca İran kentlerine ve Orta Doğu'nun merkezlerine uçaklardan, dronlardan ve balistik füzelerden ölüm yağdı. Bunun sonucu binlerce sivilin yaşamını yitirmesi, yıkım, yoksulluk ve derin acı oldu. Kan ve barut kokusu altında varılan iki haftalık ateşkesi bu nedenle memnuniyetle karşıladık.

Ancak hafta sonu, görüşmelerin sürdüğü İslamabad'dan çok da olumlu haberler gelmedi. ABD ve İran heyetleri, “uzlaşamadık” diyerek masadan kalktı. Nükleer taahhütler, Hürmüz Boğazı ve Lübnan cephesi başlıklarında düğümler çözülmedi, yeni bir müzakere takvimi de belirlenemedi.

"SAVAŞA HAYIR" DEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ"

İran rejimine gelince; dış müdahaleye zemin hazırlayan iç baskıyı artırma hatasında ısrar etmek yalnızca daha büyük zararlar doğurur. Nitekim ateşkesin başladığı anda kitlesel gözaltılar devreye girdi, başta Kürtler ve kadınlar olmak üzere muhaliflere yönelik idam kararları gündeme alındı. Emperyalizme ve savaşa karşı durduğunu söyleyen, ancak kendi halkına zulmeden yönetimler meşruluğunu kaybeder. Derin bir devlet tarihine sahip olan İran bunu iyi bilir, bilmelidir.

Kürtler, Farslar, Beluçlar, Azeriler, Türkmenler, kadınlar, gençler ve siyasetçiler; özgürlük, demokrasi ve eşit yurttaşlık hakkı talep ettikleri için katledilmemeli, gözaltına alınmamalıdır. Hakkında idam kararı bulunan bütün muhalifler için bu kararlar kaldırılmalı, İran’daki siyasetçiler serbest bırakılmalıdır. Ez cümle, demokratik ve adil yönetimler dış müdahalelere karşı her zaman daha güçlü olur; aksi ise er ya da geç kırılmayı beraberinde getirir. Bizler DEM Parti olarak, ülkemizde olduğu gibi bölgede de halklar için barışı, eşit yurttaşlığı, demokrasiyi ve özgürlükleri haykırmaya devam edeceğiz. "Savaşa hayır" demeyi sürdüreceğiz.

Dünya, Ortadoğu ve Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirmek ve bunun ışığında yeni dönem siyasetimizi konuşmak üzere beş gün süren toplantılarımızı tamamladık. Dünyada artan ırkçı, faşist, otoriter, erkek egemen ve doğa düşmanı rejimler halkları ezim ezim eziyor. Savaş ve çatışmalar yalnızca Ortadoğu ile sınırlı kalmıyor, Avrupa kıtası dahil birçok yere yayılıyor. Bu tabloda Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, enerji, ekoloji ve demokrasi krizini de az önce ifade ettiğim çerçevede derinlemesine değerlendirdik. Bir yandan ülkenin bu sorunlarına çözüm üretmek, bir yandan da barış sürecini başarıya ulaştırmak için var gücümüzle çalışma kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik.

Net olan şudur, İşsizlik, yoksulluk, aşırı pahalılık ve ücretlerin düşüklüğü yurttaşın belini kırmış durumda. Yurttaş aç, karnını doyurmak, kirasını ödemek, çocuğunu rahatça okutabilmek istiyor. Bundan daha doğal hiçbir şey yok. Milyonlarca Kürt ve dostları, bu ülkenin hak ve vicdan sahibi yurttaşları, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyor. Milyonlarca yurttaş, seçilmişlerin, Ekrem İmamoğlu'nun, Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Can Atalay'ın haksız ve hukuksuz biçimde hapiste tutulduğuna inanıyor ve serbest bırakılmalarını talep ediyor. Ülkenin tamamına yakını Türkiye'de demokrasinin kırıntısının kalmadığını söylüyor ve demokrasi istiyor. Ülkenin üçte ikisinden fazlası, yargının adil olmadığını, tamamen siyasi saiklerle karar verdiğini düşünüyor ve bağımsız yargı talep ediyor. Aleviler ise hâlâ çok güçlü bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya ve her yerde ötekileştiriliyor. Aleviler, inançlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kenar süsü olmasını değil; inançlarının kabulünü, cemevlerinin ibadethane sayılmasını ve en önemlisi eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarının ve varlıklarının tanınmasını istiyor.

"DEMOKRASİ HERKES İÇİNDİR DİYE YOLA KOYULDUK"

Yurttaş, seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor. Seçilmiş blediye başkanlarının görevlerine iade edilmesini istiyor. Bu baskılar süreci de olumsuz etkiliyor. Biz parti olarak yaptığımız buluşmalarda karşımıza çıkan en temel sorunlardan biri bu. İktidara önerimdir, bu konularda sahici araştırmalar yapsınlar. Sonuçlarını kamuoyuyla paylaşırlar mı emin değilim. Bir iktidarı meşru kılan şey polis ve yargıç gücü değildir, halkın sesine kulak vermesidir ve yurttaşın rızalığını almasıdır.

Demokrasi herkes içindir diye yola koyulduk. Kim ne derse desin biz bu odaktan ayrılmayacağız. Biz demokratik cumhuriyete giden yolu ardına kadar temizlemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Önümüz 1 Mayıs. İşçi sömürüsüne ve iş cinayetlerine, doğa talanına, kadına yönelik şiddete, Kürtlere reva görülen haksızlığa, Alevilere dayatılan kimliksizliğe, doğayı savunan ekolojistlere yönelik zulme ve LGBTİ+'ların yok sayılmasına karşı hepimizin bir arada duracağı, dayanışmayı büyüteceği bir gündeyiz. 2026 1 Mayıs'ı, savaş tamtamlarının gürültüsünde, açlık oyunlarının pençesinde, katliam tehditlerinin eşiğinde hepimiz için açılan bir umut penceresidir.

1 Mayıs, evine ekmek götürmek için sabah akşam fabrikalarda, tarlalarda, madenlerde, işyerlerinde, market kasalarında, depolarda, ofislerde ve daha nice işkolunda güvencesiz, geleceksiz, sendikasız çalışanların, emeklilerin eşitlik çağrısıdır. Geleceksizlikle boğuşan işsiz gençlerin, tek bir iş güvencesi olmayan milyonlarca emekçinin adalet çağrısıdır. Merdiven altı atölyelerde güvencesiz ve düşük ücretle çalışan, emeği görünmeyen kadınların sesini yükselttiği mücadele günüdür. Bu çağrı İstanbul'undur, Ankara'nın, İzmir'in, Amed'in, Van'ın, Batman'ındır. 1 Mayıs, dayanışma ve mücadele günüdür. 8 Mart'ın direnci ve Newroz'un ruhuyla 1 Mayıs'ta zafere bir adım daha yaklaşacağız.

Zafer için bir adım atmak üzere Eş Genel Başkanlar olarak bizler, MYK üyelerimiz, vekillerimiz ve tüm örgütlerimizle 1 Mayıs alanlarında olacağız. Bütün ezilenleri, kendi sözüyle, kendi rengiyle, kendi bareti ve flamasıyla yan yana durduğu Taksim 1 Mayıs'ında buluşmaya davet ediyoruz. Son olarak iktidarı Taksim sendromundan kurtulmaya çağırıyoruz. 1 Mayıs'ı işçilere ve ezilenlere açmak toplumsal barış için büyük bir adımdır. Taksim 1 Mayıs'a açılmalıdır."

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN