6 Şubat felaketinin merkez üslerinden biri olan Malatya, sabah saatlerinde 5.6 büyüklüğündeki depremle güne başladı. AFAD verilerine göre 7.03 kilometre derinlikte gerçekleşen sarsıntı, çevre iller olan Elazığ, Tunceli, Adıyaman ve Şanlıurfa'da da şiddetle hissedildi.
Malatya'da 5,6 büyüklüğünde deprem
Depremin ardından NTV ve Halk TV yayınlarına katılarak bölgedeki son durumu değerlendiren Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölge halkının merak ettiği "Daha büyüğü gelir mi, bu bir öncü mü?" sorularını yanıtladı.
İşte uzmanların gözünden Malatya depreminin röntgeni ve asıl beklenmesi gereken o büyük tehlike...
NEDEN ÇOK ŞİDDETLİ HİSSEDİLDİ VE UZUN SÜRDÜ?
Birçok vatandaşın "5.6'dan daha büyük gibiydi ve çok uzun sürdü" şeklindeki tepkilerini değerlendiren uzmanlar, iki temel faktöre dikkat çekti: Sığlık ve psikoloji.
Prof. Dr. Okan Tüysüz, depremin yaklaşık 7 kilometre gibi oldukça sığ bir noktada meydana geldiğini, bu nedenle yeryüzünde yarattığı ivmenin ve hissedilme şiddetinin yüksek olduğunu belirtti. Prof. Dr. Süleyman Pampal ise işin psikolojik boyutuna değinerek, "Bölge halkı 7.8 ve 7.6 gibi devasa iki deprem yaşadı. Yüz binlerce artçı gördüler. İnsanların biriktirdiği travmatik etkiler, bu tür depremleri çok daha uzun ve şiddetli algılamalarına neden oluyor. Ancak 5.6'lık bir deprem gerçekte ne çok uzun sürer ne de büyük bir yıkım yapar" ifadelerini kullandı.
BU BİR ÖNCÜ DEPREM Mİ?
Her iki uzman da Malatya Battalgazi merkezli bu depremin yeni ve bağımsız bir "öncü" deprem olmadığı, 6 Şubat depremlerinin stres transferi sonucu oluşan olağan bir kırılma olduğu konusunda hemfikir.
PROF. DR. OKAN TÜYSÜZ: Burada üzerine stres birikmiş olan mevcut bir fay kırıldı. Doğanşehir'den başlayan Çığlık Fayı sistemi üzerinde hareketlilik sürüyor. Bu bölgenin sıkıştığını biliyoruz; buralarda 5 ve 6 büyüklüğünde depremler beklenen, sürpriz olmayan durumlardır.
Prof. Dr. Okan Tüysüz
PROF. DR. SÜLEYMAN PAMPAL: Bu sarsıntı, 2020 Elazığ ve 2023 6 Şubat depremlerinin bölgede yarattığı devasa stres transferlerinin bir sonucudur. Öncü olarak değerlendirilemez, o depremlerin artçı aktivitesi demek daha doğrudur.
Prof. Dr. Süleyman Pampal
Prof. Dr. Tüysüz, önümüzdeki 3 gün içerisinde büyüklüğü 4.6 ile 4.7'ye varabilecek artçı sarsıntıların yaşanmasının son derece doğal olacağını vurguladı. Uzmanlar, 5.6'lık sarsıntının sağlam binalarda yıkım yapmayacağını ancak 6 Şubat'tan hasarlı kalmış, yorgun binalardan kesinlikle uzak durulması gerektiğini belirtti.
İKİ UZMANDAN ORTAK SES: ASIL TEHLİKE "YEDİSU FAYI"
Haberin ve uzman değerlendirmelerinin en kritik noktası ise Malatya'daki 5.6'lık sarsıntıdan ziyade, Doğu Anadolu'da her an kırılması beklenen ve enerjisini doldurmuş olan fay hatları oldu. Hem Pampal hem de Tüysüz, uyarının merkezine Bingöl-Yedisu Fayını koydu.
Prof. Dr. Süleyman Pampal, tehlikenin boyutunu şu tarihi verilerle açıkladı:
"Erzincan'dan Karlıova'ya kadar uzanan ve 250 yıldır enerji biriktiren Yedisu Fayı var. Kuzey Anadolu Fayı'nın doğu ucu olan bu segment en son 1784'te kırıldı. O dönem 7.4 büyüklüğünde deprem üretmişti. İstatistiki çalışmalara göre 250 yıllık tekrarlanma süresi artık doldu. Biz bu bölgede 7.4'e varacak bir depremi zaten bekliyoruz."
Aynı bölgeye dikkat çeken Prof. Dr. Okan Tüysüz ise şu ifadeleri kullandı:
"Doğu Anadolu çok fazla aktif fayın olduğu bir bölge. Bingöl çevresi, Palu çevresi ve özellikle Bingöl-Yedisu'da uzun yıllardır kırılmamış ve deprem üretmesini beklediğimiz faylar var. Ne zaman olacağını bilmek mümkün değil; bugün, yarın veya 50 sene sonra... Ama her an olacakmış gibi hazır olmak zorundayız."
HANGİ İLLER DOĞRUDAN RİSK ALTINDA?
Olası bir Yedisu veya Malatya/Ovacık fayı kırılmasında etkilenecek illerin haritasını çizen Prof. Dr. Pampal; Tunceli, Malatya, Elazığ, Bingöl, Erzurum illerinin büyük risk altında olduğunu belirtti. Pampal ayrıca, "Buralarda deprem olmaz" denilen Bayburt ve Gümüşhane'nin de bu kırılmalardan ciddi şekilde etkileneceğini vurguladı.
Erzincan'ın da bu fayın tam ucunda olduğunu belirten Pampal, önemli bir detaya dikkat çekerek; Erzincan'ın 1992 depremi sonrası Dünya Bankası desteğiyle büyük oranda yenilendiğini ve Türkiye'nin depreme en hazır illerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.
