Erdoğan'ın ardından İmamoğlu'ndan da AB liderlerine mektup: Gümrük Birliği'ni güncelleyin

Erdoğan'ın ardından İmamoğlu'ndan da AB liderlerine mektup: Gümrük Birliği'ni güncelleyin

İBB Başkanı İmamoğlu, AB liderlerine hitaben yazdığı mektupta Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çağrısında bulundu. İmamoğlu, ekonomik entegrasyonun demokratik reformlarla birlikte ilerlemesi gerektiğini vurgularken, Türkiye'nin tedarik zincirinden dışlanma riski taşıdığı "Made in Europe" düzenlemesi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha önce Brüksel'e uyarılarda bulunmuştu.

Silivri Cezaevi'nde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB)Başkanı Ekrem İmamoğlu, İngilizce yayın yapan X (eski adıyla Twitter) hesabından Avrupa Birliği (AB) liderlerine yönelik bir mektup paylaştı. Mektubunda Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının "kurallara dayalı tek çerçeve" olduğunu hatırlatan İmamoğlu, mevcut yapının küresel ekonomik dönüşümler ve jeopolitik gerçekler karşısında sürdürülemez hale gelme riski taşıdığına dikkat çekti.

İmamoğlu, cezaevinden kaleme aldığı mektubunda, AB'nin Mercosur ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye aleyhine asimetrik sonuçlar doğurduğunu belirtti. Yeni AB sanayi ve ticaret politikalarının Türk sanayisini etkileyen yapısal dengesizlikler yarattığını ifade eden İBB Başkanı, Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir zorunluluk olduğunun altını çizdi.

İmamoğlu mektubunda şu ifadelere yer verdi:

"Ekonomik entegrasyon ve demokratik reformların birlikte ilerlemesi gerektiğine inancım tamdır. Modernize edilmiş bir Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girmesi, doğal olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanındaki somut ilerlemelere bağlı olacaktır. Türkiye'nin Avrupalı geleceği stratejik bir hedeftir. Türkiye'deki demokratik yenilenme uzak bir hayal değil, acil bir zorunluluktur."

“Türk sanayisi ve iş dünyası, güncelliğini yitirmiş Gümrük Birliği Anlaşması’ndaki yapısal dengesizliklerden ve ayrımcı muameleden kaynaklanan ciddi zorluklar ve belirsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, Gümrük Birliği’nin acilen reforma tabi tutulması ihtiyacı hakkındaki kaygılarımı sizlerle paylaşmak istedim. Bir muhalefet lideri olarak bu reformu ertelenemez bir zorunluluk olarak görüyorum.”

SERBEST TİCARET ANLAŞMALARI VE ASİMETRİK SONUÇLAR

İmamoğlu, AB’nin son dönemde üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirtti. Mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“AB’nin MERCOSUR (Güney Amerika Ortak Pazarı), ardından Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, Türkiye açısından giderek daha belirgin hâle gelen asimetrik sonuçlar doğurmaktadır.”

İmamoğlu, Avrupa Komisyonu’nun “Made in Europe” girişimine de değinerek, bu yaklaşımın Türk ürünlerini dışlayabilecek bir sonuç doğurabileceği uyarısında bulundu:

“Buna ek olarak; Komisyon’un ‘Made in Europe’ başlıklı girişimi, Türk ürünlerini dışlayabilecek bir sonuç doğurma ihtimaliyle, Türkiye-AB Gümrük Birliği’ni kamuoyunda yoğun biçimde eleştirilen bir alan hâline getirmiştir.”

“ANLAŞMA 30 YILI AŞKIN SÜREDİR GÜNCELLENMEDİ”

AB kurumlarının raporlarına atıfta bulunan İmamoğlu, Gümrük Birliği düzenlemesinin artık çağın gerisinde kaldığını belirtti. Bu durumu şu sözlerle ifade etti:

“AB kurumlarının Türkiye-AB ilişkilerine dair ardışık raporlarında vurguladığınız üzere; bu ticari düzenleme, acil bir şekilde kapsamlı bir reforma ihtiyaç duymaktadır. Anlaşma, 30 yılı aşkın bir süre önce müzakere edilmiştir. O tarihten bu yana dünya değişmiş, ekonomiler dönüşmüştür. Buna karşın en önemli ticari düzenlememiz, hâlâ güncellenmemiştir.”

AB ÜYELİĞİ VE DEMOKRATİK GERİLEME DEĞERLENDİRMESİ

İmamoğlu, Türkiye’nin nihai olarak AB üyeliğinin hem Türkiye hem de AB açısından stratejik önemde olduğunu vurguladı. Üyelik perspektifinin demokratik kazanımları kalıcı hâle getireceğini savunan İmamoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bunun tarihsel öneme sahip bir hedef olduğunu düşünüyorum. Bu süreç, Türkiye’nin demokratik eksikliklerini gidermesine yardımcı olacağı gibi, elde edilecek kazanımların kalıcı hâle gelmesini de sağlayacaktır. Büyük olasılıkla, bugün tanık olduğumuz derin demokratik gerileme, bu ilişki ‘siyasal nihai hedefi’ ile taçlandırılmış olsaydı, en azından bugünkü boyutlarına ulaşmayacaktı.”

İmamoğlu, Türkiye’nin AB üyeliğinin Birlik açısından da önem taşıdığını belirterek, bu sürecin AB’nin jeopolitik ve ekonomik sınamalarla başa çıkma kapasitesini güçlendireceğini ifade etti.

“TÜRKİYE’DE DEMOKRATİK YENİLENME UZAK BİR İDEAL DEĞİLDİR”

Mektubunun son bölümünde demokrasi ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapan İmamoğlu, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun bu alanlarda somut ilerlemeye bağlı olduğunu kaydetti. Mektubunu şu ifadelerle tamamladı:

“Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun yürürlüğe girmesi, doğal olarak demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında somut ilerlemeye bağlı olacaktır. İktidara geldiğimizde, ülkemiz insan hakları ve hukukun üstünlüğü temelinde sağlam biçimde yeniden inşa edilecek ve bu yönde bugün birçok kişinin öngördüğünden çok daha hızlı ilerleyecektir. Türkiye’de demokratik yenilenme uzak bir ideal değildir. Acil bir gerekliliktir ve halkımızın tüm baskılara rağmen bunu talep etmeyi sürdürmesi sayesinde hâlâ mümkündür. Bu önemli meselede muhakemenize güvenerek, en içten selamlarımı sunarım."

ERDOĞAN DA MEKTUP GÖNDERMİŞTİ

Türkiye'nin AB pazarındaki konumunu tehdit eden gelişmeler karşısında Ankara da diplomatik temaslarını sürdürüyor. Avrupa Birliği'nin (AB) "Made in Europe" şartı getirerek, kamu alımlarında batarya, rüzgar enerjisi bileşenleri ve elektrikli araç gibi ürünlerde üye ülkeler ile İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn menşeli ürünlere öncelik tanıyan taslağı, Türk sanayisinde endişe yarattı.

Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Komisyonu Başkanı'na bir mektup göndererek söz konusu düzenlemeye ilişkin çekincelerini iletmişti. Erdoğan mektubunda, Gümrük Birliği ruhunu zedeleyecek bu adımın Türkiye'yi tedarik zincirinden dışlama riski taşıdığına dikkat çekmiş ve ihracattaki güçlü seyrin korunması gerektiğini vurgulamıştı.

OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE 30 MİLYAR DOLARLIK RİSK

Brüksel'in gündemindeki "Sanayi Hızlandırma Yasası" (Industrial Accelerator Act) taslağı, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa'da rekabet gücünü kaybetmesine neden olabilir. Sektör temsilcileri, Türkiye'nin AB'ye otomotiv ihracatının 2025 verilerine göre yaklaşık 30 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve bu rakamın toplam otomotiv ihracatının yüzde 72'sine tekabül ettiğini belirtiyor.

GÖZLER 25 ŞUBAT'TA

Avrupa Komisyonu'nda tartışmalara neden olan ve "ekonomik güvenlik" temelli yeni sanayi stratejisinin bir parçası olan taslağın görüşülmesi ertelendi. Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné tarafından hazırlanan teklif üzerindeki nihai kararın, iç tartışmalar ve düzenlemenin uygulanabilirliğine dair endişeler nedeniyle 25 Şubat'ta verilmesi bekleniyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN