Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE), jeomanyetik gözlemevi verilerine erişimin engellendiği ve sistemlerin kapatıldığı yönündeki iddialar üzerine kapsamlı bir teknik açıklama yayımladı. Jeofizik Anabilim Dalı Jeomanyetizma Laboratuvarı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu durumun bir "kapatma" değil, uluslararası bilimsel standartları korumak adına yapılan bir "yer değişikliği ve modernizasyon" süreci olduğu ifade edildi.
İSTANBUL'UN 'YAPAY MANYETİK GÜRÜLTÜSÜ' ÖLÇÜMLERİ ETKİLEDİ
Açıklamada, 1947 yılında kurulan tarihi İstanbul-Kandilli (ISK) Jeomanyetik Gözlemevi'nin uzun yıllar hizmet verdiği, ancak İstanbul'un değişen yapısının bu istasyonu işlevsiz kıldığı belirtildi. Enstitü yetkilileri, şehirdeki yoğun yapılaşma, artan araç trafiği ve elektrik şebekelerinin genişlemesinin, doğal yer manyetik alanı sinyallerini baskılayan bir "yapay manyetik gürültü" oluşturduğunu kaydetti.
Bu kirlilik nedeniyle ISK istasyonunun uluslararası veri kalitesi standartlarını karşılayamaz hale geldiği ve Uluslararası Gerçek Zamanlı Manyetik Gözlemevleri Ağı (INTERMAGNET) üyeliğinin 2004 yılında zorunlu olarak sonlandığı bilgisi paylaşıldı.
İZNİK’TE ULUSLARARASI STANDARTLARDA TAKİP
Veri sürekliliğini sağlamak amacıyla ölçümlerin daha izole bir bölge olan İznik’e (IZN) taşındığı bildirildi. 2007 yılından bu yana INTERMAGNET üyesi olan İznik Jeomanyetik Gözlemevi'nin, Dünya'nın manyetik alanını saniyelik hassasiyetle takip ettiği belirtildi.
Açıklamada, "Verilerimiz web sayfamızda INTERMAGNET ile eş zamanlı olarak, yarı gerçek zamanlı (15 dakika arayla) yayınlanmakta ve aylık bültenlerle kamuoyuna sunulmaktadır" ifadesine yer verildi.
TEK BAŞINA DEPREM TAHMİNİ MÜMKÜN DEĞİL
Kandilli Rasathanesi, son dönemde popülerleşen "manyetik verilerle deprem tahmini" iddialarına da bilimsel bir çerçeveden yanıt verdi. Deprem tahmininin yer bilimlerinin en karmaşık alanlarından biri olduğu vurgulanan açıklamada, teknik detaylara yer verildi. Açıklama şu şekilde:
"Deprem öncesinde manyetik alan değişimleri gözlemlense bile, bu değişimler her depremde veya her bölgede tekrarlanmamaktadır. Özellikle şu an içinde bulunduğumuz 25. Güneş Çevirimi'nin maksimum evresi nedeniyle, güneş aktiviteleri yer manyetik alanında ani ve güçlü değişimler yaratmaktadır. Bu dış kaynaklı sinyaller, yerkabuğundaki olası değişimleri maskelemekte ve verilerin doğru yorumlanmasını zorlaştırmaktadır."
Enstitü, jeomanyetik gözlemevlerinin birincil amacının deprem tahmini olmadığını, bu verilerin tek başına depremi önceden belirlemek için yeterli bilimsel kanıt sunmadığını belirtti.
