Ekonomik krizin derinleştiği Türkiye'de rekor kıran gıda enflasyonu, vatandaşların temel besin maddelerine erişim kapılarını her geçen gün biraz daha kapatıyor.
Ankara'dan İstanbul'a kadar çarşı pazarda hissedilen fiyat artışları, kırmızı eti dar gelirli haneler için adeta lüks haline getirdi.
Piyasalardan derlenen uluslararası göstergeler ve bağımsız iktisatçıların paylaştığı son tablolar, Türkiye'deki dana eti fiyatlarının küresel piyasalarla arasındaki makasın daha önce görülmemiş seviyede açıldığını net bir biçimde belgeliyor.
TÜRKİYE'DE KİLOGRAM FİYATI 20,5 DOLAR SEVİYESİNE ÇIKTI
İktisatçı İnan Mutlu tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuna sunulan verilere göre, yurt içinde dana etinin kilogram fiyatı 20,5 dolar seviyesine ulaştı.
Buna karşın Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) endekslerinin işaret ettiği dünya genelindeki dana eti ortalaması sadece 6,86 dolar bandında seyrediyor.
Ortaya çıkan bu dramatik fark, Türkiye'deki kırmızı et etiketlerinin küresel ortalamanın yaklaşık üç katına tırmandığını somut şekilde ortaya koyuyor.
Daralan bütçeler nedeniyle kasapların önünden dahi geçemeyen tüketici, temel gıda harcamalarını kısmak zorunda kalıyor.
Tabloya bakınca utanan çıkmadı: Türkiye, gıda enflasyonunda Avrupa rekoru kırdı
KÜRESEL ORTALAMANIN ÜÇ KATI FİYATLA SOFRALAR BOŞ KALDI
Hızla yükselen maliyetler ve döviz kurlarındaki hareketlilik, yalnızca ailelerin aylık bütçesini tüketmekle kalmıyor; çocukların sağlıklı gelişimi adına yaşamsal değer taşıyan hayvansal protein tüketimini de doğrudan tehdit ediyor.
İktisatçıların ve beslenme uzmanlarının hazırladığı raporlar, gelir dağılımındaki bozulmanın özellikle dar gelirli ailelerdeki çocukları vurduğuna işaret ediyor.
Konunun ciddiyetini vurgulayan uzmanlar, "Milyonlarca çocuk yeterli düzeyde et ve protein tüketemiyor, bu tablo toplumsal sağlık üzerinde telafisi zor kalıcı hasarlar bırakacak" uyarısında bulunuyor.
MİLYONLARCA ÇOCUK İÇİN KALICI SAĞLIK RİSKİ OLUŞUYOR
Sağlık otoriteleri ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini inceleyen sivil toplum kuruluşları, erken yaşta protein alamayan nesillerin büyüme geriliği ve kronik rahatsızlıklarla karşı karşıya kaldığını kaydediyor.
Türkiye genelinde giderek ağırlaşan geçim şartları, taze gıdaya erişimi kısıtlarken toplumsal sağlık göstergeleri alarm zilleri çalıyor.
Uzman hekimler, dengeli beslenmenin bir tercih değil anayasal bir yaşam hakkı olduğunu belirterek, dar gelirli hanelerdeki çocukların protein ihtiyacını güvenceye alacak acil sosyal destek programlarının devreye girmesini talep ediyor.
Avrupa'da gıda ucuzlarken Türkiye en yakın ülkeye 8 kat fark attı
