Halk sağlığını etkileyen ve kan yoluyla geçen bulaşıcı hastalıklar giderek daha fazla insanı tehdit ediyor.
Güzellik salonlarında karşılaşılan manikür pedikür zararları, hijyen kurallarına uyulmadığında ağır tablolara yol açıyor.
Vücuda giren sinsi virüsler, yıllarca uyarı vermeden organı tüketerek karaciğer yetmezliği sorununa zemin hazırlıyor.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu; manikür, pedikür, dövme işlemleri sırasında kan yoluyla bulaşan hastalıkları anlattı.
Her 50 ölümden biri onun yüzünden! Hastanelerde RSV alarmı
VİRÜS DIŞ ORTAMA VE DEZENFEKTANLARA KARŞI ÇOK DİRENÇLİ
Habertürk'te yer alan habere göre, toplum içinde karaciğer enfeksiyonlarının zamanla birbirine dönüştüğüne dair yanlış bir inanç bulunuyor.
Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, A ve B türlerinin farklı virüsler olduğunu belirterek bu iddiaların asılsız olduğunu ifade etti.
Söz konusu mikrobun dış ortam koşullarına karşı diğer türlerden çok daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Standart dezenfektan maddelerinin bile bu güçlü organizmayı yok etmede tamamen yetersiz kaldığını belirtti.
Bu risk nedeniyle güzellik merkezlerinde kullanılan aletlere yüksek düzeyli antiseptik işlemler uygulanması gerekiyor.
ORGAN YÜZDE 80 ORANINDA HASAR GÖRENE KADAR BELİRTİ VERMİYOR
Hastalığın en korkutucu yanlarından biri vücuda girdikten sonra yıllar boyunca tamamen sessiz bir şekilde saklanması.
Enfekte olan hastalar hiçbir yorgunluk veya sarılık hissetmeden normal günlük hayatlarına sorunsuzca devam ediyor.
Karaciğer oldukça dayanıklı ve kendi kendini toparlayabilen bir organ olduğu için bedende uzun süre alarm vermiyor.
Organın çalışma kapasitesi yüzde 20 seviyesine düştüğünde ve siroz evresi başladığında klinik bulgular ortaya çıkıyor.
Kritik aşamaya gelindiğinde organın büyük kısmı kalıcı tahribata uğradığı için tıbbi tedavi süreci çok zorlaşıyor.
Cahilliğin bedeli: On yılların başarısı, aşı karşıtlığı yüzünden çöpe gidiyor
RİSK GRUBUNDAKİ BİREYLER VAKİT KAYBETMEDEN KAN TESTİ YAPTIRMALI
Uzmanlar, sinsi ilerleyen bu tehlikeye karşı korunmanın en sağlam yolunun düzenli kan testi yaptırmak olduğunu söylüyor.
Özellikle 1994 yılından önce ameliyat geçirenlerin e-Nabız sistemi üzerinden eski sağlık kayıtlarını incelemesi isteniyor.
O yıllarda kan bankalarında bu spesifik mikrop için tarama testleri tam anlamıyla rutin şekilde uygulanmıyordu.
Merdiven altı yerlerde manikür veya dövme yaptıran kişiler de bu enfeksiyonun öncelikli risk grubunda bulunuyor.
Şüpheli işlem yaptıran her bireyin vakit kaybetmeden hastaneye başvurarak mevcut sağlık durumunu öğrenmesi tavsiye ediliyor.
DEVLET DESTEĞİYLE UYGULANAN TEDAVİ İKİ AYDA KESİN ÇÖZÜM SAĞLANIYOR
Erken teşhis sayesinde hastalar büyük bir avantaj elde ederek eski sağlıklı günlerine hızla kavuşma imkanı buluyor.
Geçmiş yıllarda tedavisi çok zor olan bu enfeksiyon için artık son derece etkili ve yenilikçi ilaçlar kullanılıyor.
Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu, hastaların sadece iki ay gibi kısa bir sürede bu dertten tamamen kurtularak iyileştiğini müjdeledi.
Üstelik oldukça maliyetli olan yeni nesil tedavi yönteminin tamamı devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanıyor.
Vatandaşların tek yapması gereken zamanında test vererek hayat kurtaran bu teşhis sürecini bir an önce başlatmak.
Aşı karşıtlığında korkutan artış: 100 bin çocuğa hiçbir aşı yaptırılmadı
