Marmara Denizi’nin doğusunda son günlerde art arda meydana gelen mikrodepremlerin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi-Türkiye İş Bankası Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (MATAM) dikkat çeken bir açıklama geldi.
“Doğu Marmara’daki Son Mikrodeprem Aktivitesi Üzerine Değerlendirme” başlığıyla yayımlanan açıklamada, son 30 gündeki sismik hareketliliğin özellikle son birkaç gündür Adalar Fayı’nın doğusunda yoğunlaştığı belirtildi.
Merkez, bu aktivitenin geçmişte bölgede belirli alanlarda görülen deprem serileriyle benzer özellikler taşıdığını ve depremlerin özellikle ana fay sisteminin çevresindeki ikincil faylar üzerinde meydana geldiğini bildirdi.

DEPREMLER ADALAR FAYI'NIN DOĞUSUNDA YOĞUNLAŞTI
MATAM'ın değerlendirmesinde son bir aylık deprem aktivitesi ile 2015-2023 yılları arasında bölgede kaydedilen sismik hareketlilik karşılaştırıldı.
İki dönemin dağılımı arasında dikkat çekici bir benzerlik bulunduğu belirtilirken, ana fay sisteminde biriken gerilmenin çevresinde yarattığı deformasyonun küçük depremlerin oluşumunda etkili olabileceği değerlendirildi.
Açıklamada bu mekanizma, “itilen bir kapının menteşelerinde oluşan zorlanmaya” benzetildi.
MATAM şu değerlendirmeyi yaptı:
“Son 30 günde Doğu Marmara Çukuru ve çevresinde gözlenen mikrodeprem aktivitesi, özellikle son birkaç gündür Adalar Fayı’nın doğusunda yoğunlaşmaktadır. Bu aktivite, bölgede geçmişte belirli alanlarda gözlenen deprem serilerine benzemekte ve özellikle ana fay sisteminin çevresindeki ikincil faylar üzerinde gelişmektedir.”
“ANA FAYDA BİRİKEN GERİLİM ÇEVREDE DEFORMASYON YARATIYOR”
Merkez, 2015-2023 dönemindeki depremler ile Ağustos 2026'daki son hareketliliğin benzer bölgelerde yoğunlaştığına dikkat çekti.
Açıklamada şöyle denildi:
“2015–2023 yılları arasında gözlenen aktivite ile son bir aylık aktivite karşılaştırıldığında dikkat çekici bir benzerlik görülmektedir. Ana fay sisteminde biriken gerilmenin çevresinde yarattığı deformasyonun, bu küçük depremlerin oluşumunda etkili olduğu değerlendirilmektedir.”
Gözlenen depremlerin Marmara’daki Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu ve bu yapıya açılı şekilde gelişen diğer fay sistemlerinin özellikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.
MATAM 17 AĞUSTOS 1999 ÖNCESİNİ HATIRLATTI
MATAM’ın açıklamasında en dikkat çeken bölümlerden biri, günümüzdeki mikrodeprem hareketliliğinin değerlendirilmesinde geçmiş büyük depremlerin öncesindeki sismik dağılımların hatırlatılması oldu.
Merkez, 1980 ile 16 Ağustos 1999 tarihleri arasında İzmit çevresinde meydana gelen büyüklüğü 3’ten fazla depremlerin dağılımına işaret etti.
17 Ağustos 1999 depreminde kırılan ana fayın çevresindeki yapılarda büyük deprem öncesinde belirgin bir deprem aktivitesi olduğu belirtildi.
Buna karşın daha sonra kırılan ana fay parçasının görece sessiz olduğuna dikkat çekildi.
“SESSİZLİĞE BAKILSA FAYIN KIRILMAYACAĞI DÜŞÜNÜLEBİLİRDİ”
MATAM, 1999 öncesindeki tabloya yalnızca küçük depremlerin dağılımından bakılması halinde yanlış bir sonuca ulaşılabileceğini belirtti.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“O dönemde yalnızca bu dağılıma ve ana fayın sessizliğine bakılsaydı, İzmit–Gölcük arasındaki fay parçasının kırılmayacağı veya krip yaptığı, yani ani kırılmalar yerine fay boyunca yavaş ve sürekli hareket ettiği öne sürülebilirdi. Ancak sonuç farklı oldu.”
Merkez, bu örnek üzerinden bir fayda küçük deprem görülmemesinin o fayın tehlikesiz olduğu anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
280 YILLIK BİRİKİM 7,4'LÜK DEPREMLE SONUÇLANDI
Açıklamada 17 Ağustos 1999 depremine ilişkin tarihsel gerilim birikimi de rakamlarla aktarıldı.
MATAM'a göre, 1719'daki deprem ile 1999 arasındaki yaklaşık 280 yıllık dönemde 5,5 metrelik atım birikti ve bu süreç Mw 7,4 büyüklüğündeki 17 Ağustos depremiyle sonuçlandı.
Benzer bir örnek Ganos Fayı için verildi.
1659 ile 1912 arasındaki 253 yılda 4,8 metrelik atımın biriktiği, bunun da Mw 7,3 büyüklüğündeki 1912 depremine yol açtığı belirtildi.
MATAM bu örneklerin ardından şu uyarıyı yaptı:
“Dolayısıyla bir fay üzerinde az sayıda küçük deprem görülmesi, o fayın aktif olmadığı veya deprem üretmeyeceği anlamına gelmez.”

“MARMARA TEK BİR FAYDAN OLUŞMUYOR”
MATAM, Marmara Denizi'ndeki deprem tehlikesinin tek bir fay üzerinden değerlendirilmesine de itiraz etti.
Bölgedeki tektonik yapının birbirinden farklı hareket bileşenlerine sahip çok sayıda faydan meydana geldiği belirtilen açıklamada, bu yapıların deniz tabanının bütününü oluşturduğu ve izlerinin hem yüzey verilerinde hem de sismik kayıtlarda görülebildiği ifade edildi.
Açıklamada şöyle denildi:
“Marmara’daki tektonik yapı tek bir faydan oluşmamaktadır. Bölgede yanal atımlı, ancak farklı hareket bileşenlerine sahip çok sayıda fay bulunmaktadır. Bu fay sistemleri deniz tabanı yapısının bütününü oluşturmakta, izleri hem yüzeyde hem de sismik verilerde açık biçimde görülmektedir.”

“TEK BİR FAYI ESAS ALAN HESAPLAMALAR GERÇEĞİ BÜTÜNÜYLE YANSITMAZ”
Merkez, Marmara’daki deprem riskinin tek bir fay üzerinden hesaplanmasının eksik sonuçlara yol açabileceğini savundu.
“Bu nedenle fayların aktif olmadığı varsayımına dayanan veya sistem içindeki tek bir fayı esas alan deprem çalışmaları ve hesaplamaları, Marmara’daki gerçek durumu bütünüyle yansıtmayacaktır.”
MATAM'ın değerlendirmesine göre Doğu Marmara Sırtı'nı kesen üç fayın günümüzde görece sessiz olması, tarihsel depremler de dikkate alındığında bu fayların “kilitli” olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Kilitli faylarda hareket gerçekleşmezken gerilimin zaman içerisinde birikebildiği belirtiliyor.
“SESSİZ FAYLAR KİLİTLİ OLABİLİR”
Açıklamada söz konusu faylara ilişkin şu değerlendirmeye yer verildi:
“Haritalarda görüldüğü üzere Doğu Marmara Sırtı’nı kesen üç fayın bu kesimde sessiz olması, tarihsel depremler dikkate alındığında bu fayların kilitli, yani hareketin gerçekleşmediği ve gerilimin birikebildiği durumda olabilecekleri şeklinde yorumlanmaktadır.”
MATAM, birbirine yakın fayların kırılmayacağı veya krip yaptığı yönündeki değerlendirmelerin fay sisteminin tamamı dikkate alınmadan yapılmaması gerektiğine dikkat çekti.
KAHRAMANMARAŞ ÖRNEĞİ: AYNI DEPREMDE BİRDEN FAZLA FAY KIRILABİLİYOR
Merkezin değerlendirmesinde dünyadaki yakın dönem büyük depremlerine de gönderme yapıldı.
Kaikōura, Kahramanmaraş ve Venezuela'daki depremlerde birden fazla fayın aynı deprem sırasında kırıldığı belirtilerek, fay sistemlerinin birbirinden tamamen bağımsız yapılar olarak ele alınmasının doğru olmayabileceği ifade edildi.
Açıklamada, “Kaikōura, Kahramanmaraş ve Venezuela depremlerinde iki, üç ve hatta dört fayın aynı deprem sırasında kırılması, beklenenden daha büyük depremlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur” denildi.
MARMARA'NIN 27 YILLIK DEPREM HARİTASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
MATAM, Marmara Bölgesi'nin son 27 yıllık deprem aktivitesinde de benzer bir tablonun görüldüğünü bildirdi.
Merkeze göre Doğu Marmara Fayı, Doğu Marmara Sırt Fayı ve Kumburgaz Fayı büyük ölçüde sessiz kalırken bu ana yapıların çevresindeki faylarda dikkate değer bir deprem aktivitesi bulunuyor.
Bu durumun ana fayların mutlaka hareketsiz olduğu şeklinde yorumlanamayacağı vurgulandı.
MATAM: EN KÖTÜ SENARYOYU ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞIYORUZ
İstanbul Teknik Üniversitesi-Türkiye İş Bankası Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama ve Araştırma Merkezi, çalışmalarında Marmara'daki fay sistemini tek tek parçalar yerine bir bütün olarak ele aldığını açıkladı.
Merkez değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:
“Bu nedenle MATAM’da Marmara’daki fayların nasıl davranabileceği ve ne tür riskler yaratabileceği, yerleşmiş kabullerin dışında ele alınmaktadır. Çalışmalarımızda, fay sisteminin bütününü değerlendirerek olası en kötü senaryonun ortaya konulması amaçlanmaktadır.”
