Türkiye gündemini sarsan fon tasfiyeleri ve borsa manipülasyonu tartışmalarında yeni bir perde açıldı. Sosyal medya hesabı üzerinden video yayımlayan Yeni Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, fon krizinin arkasındaki bankacılık ve borçlanma ayağını resmî Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) belgeleriyle ortaya çıkardıklarını iddia etti.
Krizin merkezindeki fon ve banka yapısının aynı sermaye grubuna ait olduğunu vurgulayan Emir, iki yapı arasında organize bir "paslaşma" yürütüldüğünü iddia etti.
"TERA FONU ŞİŞİRİP BANKA KURDULAR, FİYATLARI KATLADILAR"
Açıklamasında kurulan mekanizmanın işleyişini adım adım anlatan Murat Emir, sermaye piyasalarında eşine az rastlanır bir saadet zinciri modelinin işletildiğini söyledi:
"Günlerdir Türkiye'nin gündeminde olan Dev Fon skandalının yeni ve çok çarpıcı bir boyutunu bizzat resmî KAP belgeleriyle ortaya çıkarttık. Fon ve banka sahipleri aynı; tam bir kirli çark anlayacağınız.
Tera Fon'u kurup iyice şişirdikten sonra bir Tera Yatırım Bankası kurmuşlar. Böylelikle banka ve fon karşılıklı paslaşarak fiyatları şişirebildikleri kadar şişirmişler. Öyle bir banka ki nasıl olmuşsa 1,5 yılda tam 27 kat büyümüş. Ama BDDK bu hormonlu büyümeyi nasılsa fark etmemiş bile!"
22 MİLYARLIK TAHVİL, 30 MİLYARLIK KREDİ DÖNGÜSÜ
KAP kayıtlarındaki mali akışın ayrıntılarını paylaşan Emir, Tera Yatırım Bankası'nın piyasaya 22 milyar lira tutarında tahvil ve bono ihraç ettiğini, bu ihraçların doğrudan alıcısının ise yine aynı gruba bağlı Tera Yatırım Fonu olduğunu açıkladı. Tahvil satışı yoluyla bankaya giren likiditenin fon sahiplerine 30 milyar liralık kredi olarak geri kullandırıldığını belirten Emir, söz konusu krediyle yeniden Borsa İstanbul’a dönüldüğünü, fon portföyündeki hisselerin bizzat satın alınarak fiyatların yapay biçimde tırmandırıldığını aktardı.
Söz konusu finansal trafiği "Banka kendilerinin, fon kendilerinin, hisse kendilerinin; seyreden ise BDDK, SPK ve Merkez Bankası" sözleriyle özetleyen Emir, denetleyici ve düzenleyici otoritelerin görevini yerine getirmediğini savundu.
"BU VURGUN YAŞANIRKEN BDDK, SPK VE MERKEZ BANKASI NEREDEYDİ?"
Yaşanan süreçte nitelikli dolandırıcılık suçu unsurlarının oluştuğunu ileri süren Murat Emir; ekonomi bürokrasisine, düzenleyici kurumlara ve adli makamlara doğrudan seslendi.
Böyle bir yatırım bankasına bankacılık ruhsatı veren ve açık denetim görevini aksatan BDDK yetkilileri hakkında adli işlem başlatmak için daha neyin beklendiğini soran Emir, bir yatırım bankasının mevzuat ve özkaynak sınırlarını hiçe sayarak verebileceğinin tam 10 katına kadar kredi dağıtmasına nasıl göz yumulduğunun açıklanmasını istedi.
Dağıtılan 30 milyar liralık kredi hacminin tam olarak hangi paravan şirketlere ve kimlerin şahsi hesaplarına aktarıldığını da soran Emir, tepkisini şu sözlerle tamamladı:
"Kredilere karşılık teminat olarak fon payları ve hisse senetleri gösterildiyse, bu payların değer yitirip tasfiye olmasıyla buharlaşan 30 milyar liralık devasa zararı kim, nasıl karşılayacak? Dağıtılan bu devasa kredi tutarı için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na yasal zorunlu karşılık ayrıldı mı? Bu nitelikli dolandırıcılık suçu organize bir şekilde işlenirken BDDK, SPK ve Merkez Bankası neredeydi?"
Emir, sermaye piyasalarında yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden sürecin meclis zemininde ve kamuoyu nezdinde kararlılıkla takipçisi olacaklarını ifade etti.
