İş insanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde kaleme aldığı son yazısında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve akademisyen İbrahim Kalın'ın yazar ve düşünür kimliğini mercek altına aldı. Kalın'ın yeni kitabı "Heidegger’in Kulübesine Yolculuk" (2025) üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapan Ülker; Doğu-Batı felsefesinin harmanlandığı eseri överken, kitaba yöneltilen "tespihli fotoğraf" ve "Nazi bağlantısı" eleştirilerine de sert çıktı: "Eleştirenlerin çoğu kitabı okumadan yazmış."

Kişisel internet sitesinde bir yazı kaleme alan Ülker, Kalın’ın bürokratik kariyerinden ziyade yazar ve düşünür yönüne eğildiğini belirterek, kitabın modern çağın ontolojik (varlıksal) krizlerine sunduğu reçeteyi okurlarıyla paylaştı.

Murat Ülker yazısında, İbrahim Kalın'ın 2019 yılında Alman filozof Martin Heidegger'in Todtnauberg köyündeki kulübesini ziyaret etmesiyle başlayan kitabın, Batı ve Doğu düşünceleri arasında yeni bir temas alanı açtığını belirtti.
Ülker, Kalın'ın kitap boyunca Heidegger ile hayali bir sohbete giriştiğini; Alman filozofu kimi zaman Yunus Emre ve Âşık Veysel’in meclisine davet ettiğini, kimi zaman ise ünlü İslam felsefecisi Molla Sadrâ ile yüzleştirdiğini aktardı. Ülker'e göre kitap, sıradan bir Heidegger özeti olmaktan çok öte, "modernliğin ruhunu sorgulayan bir düşünce yolculuğu" niteliği taşıyor.
"TESPİH" ELEŞTİRİLERİNE CEVAP: "ÇOK YÜZEYSEL"
Kitabın yayımlanmasının ardından özellikle sol kesimden gelen eleştirilere de değinen Murat Ülker, İbrahim Kalın'ı savundu.

Kalın'ın, Heidegger'in elinde tırmıkla verdiği meşhur pozuna nazire yaparak kulübe önünde 'tespih' ile fotoğraf çektirmesinin bazı kesimleri rahatsız ettiğini belirten Ülker, "Muhafazakarlar kendi varoluş krizlerine Heidegger’i kullanarak çözüm arıyorlar diyorlar. Halbuki İbrahim Kalın’ın mesajı çok zekice; kitap boyunca İslam felsefecilerine atıflar yapıyor" dedi.
Heidegger'in geçmişteki Nazi bağlantısı üzerinden kitaba getirilen eleştirilere de yanıt veren Ülker, "Kalın, Heidegger siyasi olarak yanlış yaptı ama varlık felsefesi çok derin, modernlik eleştirisi çok önemli, onu sadece Nazi diye okumak yüzeyseldir, diyor" ifadelerini kullandı. Ülker, kitabı eleştirenlerin çoğunun eseri okumadığını savundu.

"MODERN İNSAN TEKNOLOJİ ÜRETTİ, HİKMETİ KAYBETTİ"
Kitabın temel felsefi mesajlarını okurları için özetleyen Murat Ülker, modern insanın (Dasein) varoluş amacını unuttuğunu vurguladı. Heidegger'in "dil, varlığın evidir" sözüne ve ontik (fiziksel) ile ontolojik (varlıksal) arasındaki ayrıma dikkat çeken Ülker, şu çarpıcı örneği verdi:
"Bir ormana giren iki kişiden ilki odun, maden, üretim, turizm geliri görür. Diğer kişi ise gölge, huzur, sığınak, zamanın ritmini görür. İlkinin bakışı bütünüyle yanlış değildir ama eksiktir. Heidegger’in derdi, modern insanın neredeyse yalnızca ilkinin bakışıyla yaşamasıdır. Teknik dünyada her şey kullanılabilirlik açısından görünür olur."
"AKADEMİK BİR ÇALIŞMADAN ÇOK METAFİZİK BİR SOHBET"
İbrahim Kalın'ın eserde Heidegger'i, İslam metafiziği, tasavvuf ve tevhit anlayışıyla yeniden yorumladığını belirten Ülker, kitabın kendisinde bıraktığı etkiyi şu sözlerle özetledi:
"Ben kitabı beğendim, ilginç buldum; kıymetli bir çaba... Özellikle Türkçe’ye geçen Arapça, Farsça, Osmanlıca sözcüklerle felsefe yapması kelime dağarcığımı geliştirmesi hoşuma gitti. Bu kitap sadece akademik bir inceleme değil, ontolojik bir yolculuk, bir tür metafizik sohbet kitabı. Ben hoşlandım bu sohbetten. Heidegger bize hakikatin yalnızca doğru cümle demek olmadığını hatırlatıyor. Kalın ise buna bir cümle daha ekliyor: İnsan, hakikate açıldıkça gerçekten var olur."
