Pladis Yönetim Kurulu Başkanı ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, kişisel blogunda yayımladığı yeni yazısında, zorlu hava şartlarında okyanusta tek başına yelken açan denizcilerin psikolojisi ile modern şirket yöneticilerinin karşılaştığı liderlik sınavları arasında çarpıcı paralellikler kurdu.

Yazısına, pladis CFO’su Sridhar Ramamurthy'den aldığı bir e-posta ile başlayan Ülker, Ramamurthy'nin “Konfor mükemmelliğin düşmanıdır. Bir fırtınanın ortasında sakin bir limanda öğrendiğinden daha fazlasını öğrenirsin” sözü üzerinden "hesaplanmış risk alma" ve "ekibe güven verme" konularını tartışmaya açtığını belirtti. Ülker, CFO'sunun liderlik vizyonuna katıldığını ifade ederek, kendi yaklaşımını "Yolculuk yaşanıp bittikten sonra önemli olan sonuçlardır" sözüyle özetledi.
1968 GOLDEN GLOBE YARIŞI VE İŞ DÜNYASI
Bu yazışmanın kendisine gazeteci Peter Nichols’un 1968-69 yıllarında yapılan ve 9 amatör denizcinin dünyayı tek başına, hiç durmadan dolaşmaya çalıştığı yarışı anlatan A Voyage for Madmen (Çılgınların Yolculuğu) adlı kitabını hatırlattığını belirten Ülker, bu yarışın insan ruhunun açık denizde çekilmiş bir röntgeni olduğunu ifade etti.
Kendi yelkencilik ve spor geçmişinden de örnekler veren Ülker, yarışa katılan farklı denizci profillerinin günümüz iş dünyasındaki yönetici ve kurumlara nasıl benzediğini şu örneklerle analiz etti:
Robin Knox-Johnston (Sıradan Kahramanlık): Yarışı kazanan tek isim olan Knox-Johnston'ı, iş dünyasında çok konuşmayan, efsaneleşmeyen ancak her gün işini doğru yapan insanlara benzeten Ülker, "En iddialı duran, en parlak vizyon sunan değil; her gün işini doğru yapan, sistemi ayakta tutan, küçük arızaları büyümeden çözen insanlar sonunda daha ileri gider" değerlendirmesini yaptı.
Bernard Moitessier (Farklı Bir Hakikat Arayışı): Yarışı kazanmak üzereyken rotasını değiştirip yarıştan çekilen Fransız denizci üzerinden kurumsal hedefleri sorgulayan Ülker, "Her yarış gerçekten kazanılmalı mıdır? Bazen bazı anlaşmalar, unvanlar, büyüme fırsatları dışarıdan muhteşem görünür ama insanı amacından uzaklaştırır" ifadelerini kullandı.
Donald Crowhurst (Sahte Performansın Çöküşü): Hazırlıksız çıktığı yolda sahte konum raporları göndererek başarılıymış gibi davranan ve sonunda hayatını kaybeden Crowhurst'un trajedisini şirketlere benzeten Ülker, "Bir insan ya da kurum, gerçek performans yerine performans görüntüsü üretmeye başladığında sonun başlangıcındadır. Hedefe ulaşılmamıştır ama rapor güzeldir. Hakikatin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır" dedi.
Nigel Tetley (Hız, Dayanıklılığın Yerini Tutmaz): Hızlı bir tekneyle yola çıkan ancak teknesi dayanamayarak parçalanan Tetley'in hikayesinden çıkarılan dersi ise Ülker, "İş dünyasında bazı şirketler çok hızlı büyür. Fakat hız, dayanıklılığın yerini tutmaz. Eğer organizasyon, finans, ekip, kültür aynı hızda güçlenmediyse, en tehlikeli an bazen başarıya en yaklaştığınız andır" sözleriyle aktardı.

"HEPİMİZ KENDİ OKYANUSUMUZDA YOL ALIYORUZ"
Günümüzde çoklu iletişim çağı yaşanmasına rağmen, yöneticilerin ve girişimcilerin kararlarını alırken aslında bir "okyanus yalnızlığı" yaşadığını belirten Murat Ülker, makalesini şu mesajla tamamladı:
"Dış dünya şartları herkes için aynı olabilir; ama o şartların insanın içinde oluşturduğu dünya her kişiye hastır. Asıl mesele tekne ya da yolculuk değil; karakterdir. Hepimiz kendi okyanusumuzda yol alıyoruz... Bu yolculukta kendinizi kaybedip kaybetmediğiniz önemli. 'Güzel son' varış noktasına ulaşana kadar 'iyi niyet' sahibi kalmak mesele."
