Tarım arazilerindeki karamsar tabloyu Toprak Bayramı Haftası’nda gündeme getiren Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar kritik uyarılarda bulundu. “Gıda güvenliğinin temeli tarım, tarımın temeli ise topraktır” diyen Bayraktar, yalnızca 1 santimetrelik verimli toprağın yüzlerce yıllık bir sürede oluştuğunu hatırlattı. Gelecek nesillerin refahı açısından tarım arazilerinin korunmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli arazilerin her geçen yıl azaldığına dikkat çekti.
BELÇİKA BÜYÜKLÜĞÜNDE KAYIP
Ülkemizde son 30 yılda tarım alanları yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara geriledi”diyen Bayraktar, iklim krizi ve küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinin yanı sıra hızlı betonlaşma ve arazilerin yanlış kullanımının Türkiye’yi ağır bir faturayla karşı karşıya bıraktığını söyledi. 30 yılda betonlaşma ve yanlış kullanım gibi insan eliyle yapılan tahribatlar sonucunda 3 milyon hektar tarım arazisi kaybettiğimizi açıkladı. Krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına koruyucu tarım uygulamalarının yanı sıra bilinçli planlamalar yapılması gerektiğini vurguladı.

TÜRKİYE’DE SON 30 YILDA 3 MİLYON HEKTAR ALAN AZALDI: KAYIP ALARM VERİYOR
Artan nüfus, plansız kentleşme ve sanayileşme verimli toprakları tehdit ediyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’nin tarım alanlarının son 30 yılda yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara gerilediğini açıkladı. Bayraktar “Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmeli” çağrısında bulundu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, küresel gıda güvenliğini sağlamak için toprağın doğrudan sürülmesinin azaltılması ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, her yıl 11 Haziran’ı takip eden ilk pazar gününün Toprak Bayramı olarak kutlandığını, toprağın her zamankinden daha büyük bir anlam taşıdığını belirtti. Gıda güvenliğinin temelinin tarım, tarımın temelinin de toprak olduğuna dikkati çeken Bayraktar, verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir toprakların, bilinçli tarım uygulamaları, dengeli gübreleme ve etkin su yönetimiyle mümkün olduğunu bildirdi. Bayraktar, artan nüfus, plansız kentleşme, sanayileşme ve altyapı yatırımları nedeniyle verimli tarım arazilerinin her geçen yıl azaldığını aktararak, Türkiye’nin tarım alanlarının son 30 yılda yaklaşık 27 milyon hektardan 24 milyon hektara gerilediği bilgisini paylaştı.
VERİMLİ TOPRAKLAR KORUNMALI ÇAĞRISI
Toprakların önemli bir kısmının, kriz boyutuna ulaşan erozyon tehdidiyle eridiğine işaret eden Bayraktar, “Birliğimiz, tarımın en temel sermayesi olan verimli arazilerin korunmasını hayati bir sorumluluk olarak görüyor. Bu doğrultuda, krizden çıkış için küresel gıda güvenliğini sağlamak adına öncelikle toprağın doğrudan sürülmesini azaltarak, yapısını koruyan ve organik madde miktarını artıran koruyucu tarım uygulamalarına geçilmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Bayraktar, damlama ve yağmurlama sulama gibi akıllı tekniklerle su israfının önlenmesi ve toprağın tuzlanmasının engellenmesinin hayati önem taşıdığını belirterek, şunları kaydetti: “Tarımsal işletme yapısını bozarak arazilerin parçalanmasına yol açan hobi bahçesi faaliyetlerine yönelik idari denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatın tavizsiz şekilde uygulanması elzemdir. Konut, sanayi, turizm, madencilik ve altyapı yatırımlarının planlama süreçlerinde öncelik tarımsal verimliliği düşük alanlara verilmelidir. Bu doğrultuda arazi toplulaştırma çalışmalarının hızlandırılması da tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem arz ediyor. Birinci sınıf sulanabilir tarım arazileri, meyve bahçeleri ve zeytinlikler, gelecek nesiller adına titizlikle korunmalıdır.”
TARLAYA KURULAN HOBİ BAHÇELERİNE YIKIM KARARI ALINMIŞTI
Tarım arazilerinde sayıları sürekli artan bağ evi, konteyner evler ve bungalov gibi halk arasında hobi bahçesi olarak tanımlanan yapılara da yıkım kararı çıkarılmıştı. Geçtiğimiz aylarda Resmî Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikte, tarım arazilerine yapılacak her türlü yapı için izin vermek üzere yeni bir kurul oluşturulacağı belirtilmişti. Devlet yıkımı yaparsa masrafını karşı taraftan tahsil edecek. Bağ evi için en az 5 dönüm arazi gerekecek ve 30 metrekareden büyük yapıya izin verilmeyecek. Bağ evi ve bungalov amaçlı olarak tarım arazilerine küçük parsellere bölüp satanlar da yönetmeliğe göre cezalandırılacak. Yönetmeliği göre, yıkım kararı olan yapıların yıkımına belediyeler bir ay içinde başlayacak. Belediyeler arazilerin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlayacak, yapılan masraflar ilgili Bakanlık yapılan yıkım ve temizleme masraflarını, sorumlulardan tahsil edecek. Belediyeler bir ay içerisinde yıkmazsa ilgili Bakanlık yıktıracak, masraflar belediyelerin bütçelerinden kesilecek. Başvuru yapmayan ya da izin talebi reddedilen kişilere, izinsiz yapılarını yıkmaları ve arazileri yeniden tarımsal üretime uygun hale getirmeleri için iki ay süre verilecek. Arazi eski haline getirilmezse idari para cezası üç kat artırılacak. Ayrıca, tarım arazilerinde izin verilecek yapılar için öncelikle alternatif yer bakılacak, yani bir tarla sahibi tarlasında bağ evine izin almak isterse bu binayı öncelikle başka bir yere yapıp yapamayacağına bakılacak.
SAATTE YAKLAŞIK 18.5 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TOPRAK ÜRETİMİN DIŞINA
Uzmanlar, kişi başına düşen tarım toprağı miktarının 4,9 dekardan 2,79 dekara gerilediğine dikkat çekti. Yapılan değerlendirmelere göre Türkiye’de her yıl ortalama 116 bin hektar, her ay yaklaşık 9 bin 700 hektar, her gün ise 320 hektar tarım alanı üretim dışına çıkıyor. Uzmanlar, bu kaybın her saat yaklaşık 18,5 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisinin yok olması anlamına geldiğini belirterek, sürecin doğal nedenlerden çok tarım arazilerinin amaç dışı ve yanlış kullanımından kaynaklandığını vurguladı. Üretim dışına çıkan toplam alanın neredeyse Ankara’nın yüz ölçümüne denk geldiğine işaret eden uzmanlar, tarım arazilerindeki daralmanın gıda arzı açısından önemli riskler barındırdığını ifade etti. Toprağın yalnızca varlığının değil, üretimde kalmasının da kritik önem taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, üretim dışına çıkan her tarım arazisinin gıda tedarik zincirinde yeni kırılganlıklar oluşturduğunu belirtti.
