Münir Arıkan’ın LinkedIn hesabından yaptığı Rubik Küp paylaşımı, iş dünyasında dikkat çeken bir tartışmaya dönüştü. Arıkan paylaşımında, 3x3 Rubik Küp’te insan dünya rekorunun Şubat 2026’da Polonyalı Teodor Zajder tarafından 2.76 saniyeyle kırıldığını belirtti. Arıkan, Mitsubishi’nin 2024’te Rubik Küp’ü 0.305 saniyede çözen sistemini ve ABD Purdue Üniversitesi’nin 2025’te geliştirdiği Purdubik’s Cube adlı sistemin 0.103 saniyelik derecesini örnek göstererek robotik teknolojilerdeki hıza dikkat çekti.
Arıkan, paylaşımında “Robotics are really coming!” ifadesini kullanarak, gözün takip edemeyeceği hızda mekanik işlem yapmanın ne anlama geldiğinin düşünülmesi gerektiğini vurguladı.
ÜLKER’DEN CEVAP: O ROBOT DEĞİL, MAKİNE
Münir Arıkan’ın paylaşımına Murat Ülker’den yanıt geldi. Ülker, Rubik Küp çözen sistemlerin etkileyici hızına rağmen yapılan işin sınırlı ve önceden tanımlanmış bir mekanik süreç olduğunu belirtti.
Ülker, “Şaşırmayınız! Yapılan iş olası hamleleri önceden görüp gerekli tüm hareketleri art arda hızla gerçekleştirmekten ibaret” değerlendirmesinde bulundu.
Ülker’e göre bu sistemler, gerçek anlamda robotik kabiliyetten çok, belirli bir görevi çok yüksek hızla yerine getiren makinelere daha yakın.
AMBALAJ MAKİNESİ ÖRNEĞİ VERDİ
Murat Ülker, görüşünü anlatmak için yıllar önce üretim hatlarında kullanılan ambalaj makinelerini örnek gösterdi.
Ülker, yaklaşık 50 yıl önce kurdukları makinelerin, parmak boğumu kadar sakızları dakikada binden fazla adette, “makineli tüfek atışı gibi” zarf tipi paketleyebildiğini hatırlattı.
Bu örnekle yüksek hızda tekrarlı işlem yapmanın yeni bir olgu olmadığını belirten Ülker, asıl meselenin makinenin hızından çok, farklı koşulları anlayıp bağımsız biçimde görev yerine getirip getirememesi olduğunu ifade etti.
“KAHVE YAPABİLİYORSA ROBOTTUR”
Ülker, robot ve makine ayrımını gündelik bir örnekle anlattı.
“Eğer bir makine bana evde, ‘Haydi mutfağa git de bana bir sade kahve yapıver’ dediğimde bunu gerçekleştirebiliyorsa o robottur, yoksa makinedir” diyen Ülker, gerçek robotik kabiliyetin yalnızca mekanik hızla değil, çevreyi algılama, talimatı anlama, farklı adımları planlama ve uygulama becerisiyle ölçülmesi gerektiğini savundu.
Ülker, bu yaklaşımı ilk kez Stanford’u ziyaretleri sırasında kendilerine rehberlik eden bir doktora öğrencisinden duyduğunu da belirtti.
