Necati Özkan'dan mektup: İmamoğlu'nun seçim başarılarına stratejik katkı sağladığım için hedef seçildim

Necati Özkan'dan mektup: İmamoğlu'nun seçim başarılarına stratejik katkı sağladığım için hedef seçildim

İBB Başkanı İmamoğlu'nun 4 seçim kampanyasını yöneten ve "suç örgütü üyeliği" ile "casusluk" suçlamalarıyla tutuklanan kampanya danışmanı Necati Özkan, 19 Mart'tan bu yana tutulduğu Kandıra F Tipi Cezaevi'nden bir mektup kaleme aldı. Özkan, yargı sürecinin siyasi manevra olduğunu belirterek, "Maksadım merhamet dilenmek değil, hakikati ve hukuku savunmaktır" dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü"ne üye olmakla suçlanan kampanya stratejisti Necati Özkan, kamuoyuna seslendi. Cezaevinden yazdığı mektupta kendisine yöneltilen suçlamalara tek tek yanıt veren Özkan, tutuklanmasının asıl nedeninin İmamoğlu'nun seçim zaferlerindeki rolü olduğunu iddia etti.

"YARGI SİYASİ MANEVRA MERKEZİNE DÖNÜŞTÜ"

Özkan mektubuna, cezaevlerinin "sorumlu vatandaş olmanın mecburi adresi" haline geldiğini belirterek başladı. Yargının mevcut durumunu sert bir dille eleştiren Özkan, "Bugün yargı sadece bir baskı aracı olmanın çok ötesine geçti ve seçim kazanmaya dönük siyasi manevra ve algı operasyonlarının merkezlerinden birine dönüştürüldü" ifadelerini kullandı.

"SUÇUM İMAMOĞLU'NA SEÇİM KAZANDIRMAK"

Kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" ve "casusluk" suçlamalarını reddeden Özkan, hedef seçilmesinin gerekçesini şöyle açıkladı:

"Hakikatte ise, ahlaka veya kanunlara aykırı bir davranışım olduğu için değil, Ekrem İmamoğlu’nun 4 seçim kampanyasını profesyonelce yönettiğim ve hepsi de zaferle sonuçlandığı için hedef seçildim. İpe sapa gelmez iddialarla tutuklanmış olmamın gerçek nedeni İmamoğlu’nun seçim başarılarına stratejik katkı sağladığıma inanılmasıdır."

RÜŞVET VE CASUSLUK İDDİALARINA YANIT

İddianamede yer alan "rüşvetle edinilmiş mal varlığı" iddialarına da değinen Özkan, söz konusu 4 daireyi İmamoğlu ile tanışmadan yıllar önce, reklam kampanyasını yürüttüğü bir inşaat firmasından "topraktan girerek" ve "vergisi verilmiş helal kazancıyla" satın aldığını belirtti. Savcılığın kendi sunduğu 60'tan fazla delili görmezden geldiğini savunan Özkan, "casusluk" suçlamasını ise "devlet ciddiyetine yakışmayan bir teşebbüs" olarak niteledi.

"KİME, NEYİN KARŞILIĞINDA BİLGİ VERDİĞİM KANITLANAMADI"

Emekli bir subay olduğunu hatırlatan Özkan, casusluk iddiasının içinin boş olduğunu şu sözlerle savundu:

"Hangi gizli bilgilerin, hangi yolla temin edilerek, kime, neyin karşılığında ve nasıl verildiğine dair tek bir kanıt ortaya konulamamıştır. Suç varsayılmaz, vehmedilmez, kanıtlanır! Hakikat ise, bize yazılım satmak isterken güvenmediğimiz için iletişimi kestiğimiz bir iş adamının manipüle edilmesinden ibarettir."

"HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKMAYAN ORTAĞI OLUR"

Mektubunu "Haksızlığa karşı çıkmayan o haksızlığın ortağı olur" başlığıyla sonlandıran Necati Özkan, amacının merhamet dilenmek değil, hakikati savunmak olduğunu vurguladı. Özkan, bundan sonra yazacağı mektuplarla diğer sanıklara yapılan haksızlıkları da anlatacağını belirterek kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.

Özkan'ın mektubunun tamamı şu şekilde:

Ben Necati Özkan, size sorumlu vatandaş olmanın mecburi adresi haline getirilen bir yerden, cezaevinden yazıyorum. Cezaevleri eskiden de itiraz eden insanların ve muhaliflerin uğrak yeriydi, ama, yargı hiçbir zaman bugünkü kadar keyfi ve güdümlü olmamıştı. Bugün yargı sadece bir baskı aracı olmanın çok ötesine geçti ve seçim kazanmaya dönük siyasi manevra ve algı operasyonlarının merkezlerinden birine dönüştürüldü.

Bu çerçevede ben de “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü”ne üye olmakla itham ediliyorum. Hem de “özel vasfa haiz üye” sıfatıyla… Bununla da yetinilmedi, üstüne bir de “askeri ve siyasi casusluk” faaliyetinde bulunmakla itham ediliyorum.

Hakikatte ise, ahlaka veya kanunlara aykırı bir davranışım olduğu için değil, Ekrem İmamoğlu’nun 4 seçim kampanyasını profesyonelce yönettiğim ve hepsi de zaferle sonuçlandığı için hedef seçildim. İpe sapa gelmez iddialarla, kanıta dayalı olmadan üst üste iki kez tutuklanmış olmamın gerçek nedeni İmamoğlu’nun seçim başarılarına stratejik katkı sağladığıma inanılmasıdır:

a) Aleyhimdeki örgüt üyeliği iddiasına kanıt olarak gösterilen görüşme ve temasların tamamı profesyonelce yaptığım siyasi danışmanlık işinin olağan gereğidir. Hal böyle iken savcılık, hakikatin hilafına seçim kazanma çabasını suç, o çaba için yasal çerçevede çaba harcayan kişileri ve eylemleri suçlu kabul eden bir zihniyetle iddianame hazırladı. İddianamede kanıt olarak sunulan HTS kayıtları ve MASAK raporu gibi belgeler alenen benim masumiyetimi gösterirken, gizli ve açık tanıkların hakikat dışı ve çelişkili beyanları hukuki dayanakmış gibi kullanılıyor.

Ekrem İmamoğlu ile tanışmadan yıllar önce reklam kampanyalarını üstlendiğimiz bir inşaat şirketinden topraktan girerek, vergisi verilmiş helal kazancımla nakit satın aldığım dört küçük daire, iddianamede rüşvetle edinilmiş haksız zenginleşme ve rüşvet gibi gösteriliyor. Savcılık etkin pişmanlıktan yararlanmak için hakikati eğip büken şüphelinin ifadesini kanıt olarak iddianameye koyuyor. Ama aynı savcılık benim bu konudaki hakikatleri anlattığım ve 60’tan fazla delili eklediğim ifademi görmezden gelmeyi tercih ediyor.*

Elbette yargılama safhasında tüm bu delilleri ve hakikatleri ayrıntılı biçimde ortaya koyacağım.

Lakin size sormak isterim:

Hani bu ülkede savcılar şüpheli lehine olan belgeleri de dikkate alıyorlardı?
Hani bu ülkede yargı tarafsızdı?

b) Casusluk iddiası ise ne devlet ciddiyetine ne yargı bağımsızlığına ne de milli güvenliğe yakışır bir teşebbüstür. Bu teşebbüs o kadar akla aykırıdır ki gerek savcılık müzekkeresinde gerekse tutuklama kararında, hangi gizli bilgilerin, hangi yolla temin edilerek, kime, neyin karşılığında ve nasıl verildiğine dair tek bir kanıt ortaya konulamamıştır.

Casus olduğu varsayılan bir kişiyle yapmış olduğum görüşme ve birkaç WhatsApp mesajı yegâne kanıt ve gerekçedir. Oysaki suç varsayılmaz, vehmedilmez, kanıtlanır! Hakikat ise, bize yazılım satmak isterken, kendisine, şirketine ve yazılımına güvenmediğimiz için kısa sürede iletişimi tümüyle kestiğimiz bir iş adamının etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere manipüle edilmesinden ibarettir.**

Ne yazık ki, casusluk gibi milli güvenliğimiz adına ciddiye alınması gereken bir konu, siyasi hesaplarla sulandırılarak haftalarca ülke gündemine dahil edilmiştir. Emekli bir subay olarak bu sözde iddianın en az casusluk kadar ülkemize ve devletimize zarar verdiğini hatırlatmak isterim.

Türk siyasi tarihinin en kaotik süreci olan bu dönemde yaşadığım ve şahit olduğum haksızlıkları, zulmü ve hakikatleri, siyasi, idari ya da demokratik temsil mevkiinde bulunan isimlerle paylaşmak ve ortak geleceğimiz adına, yaşananlara dikkat çekmek istiyorum.

Maksadım merhamet dilenmek değil, hakikati ve hukuku savunmaktır. Size hakikatleri aktararak, bu ülkede alın teri döken, suçsuz ve onurlu vatandaşların benim yaşadıklarımı yaşamamasına katkıda bulunmayı umuyorum. Bir devletin böyle iş yapmasının, yargının vatandaşların başına çoraplar örmesinin önüne geçmeyi hedefliyorum.

Biz milletçe, haksızlığa karşı çıkmayan herkesi, o haksızlığın ortağı olarak gören bir ahlak ve kültüre sahibiz. Bu hasletimize sahip çıkmalı ve kim tarafından kime yapıldığına bakmaksızın tüm haksızlıklara itiraz etmekten asla geri durmamalıyız.

Bu mektuptan itibaren, sadece bana değil, diğer sanıklara yapılan haksızlıklara da değinecek ve hakikatin tüm boyutlarıyla görülebilmesi için çaba sarf edeceğim.

Dilerim, hakikatin ve adaletin tecelli etmesi adına bu mektubumu ve bundan sonra göndereceğim mektupları okuma zahmetine katlanır ve bu çabama destek olursunuz.

Saygılarımla

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN