CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Buca Cezaevi'nde gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından basın mensuplarına gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup Toplantısı için milletvekillerine gönderdiği yazıya ilişkin için ise '' Ben seçilmiş Genel Başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar. Ama o tedbir kararı, benimle ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne Genel Başkanlığımı elimden alıyor. Sadece Genel Başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada'' ifadelerini kullandı.
“KOOPERATİFÇİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
İzmir’deki kooperatif soruşturmalarına ilişkin konuşan Özel, bazı isimlerin kooperatiflerdeki görevleri veya üyelikleri nedeniyle tutuklandığını belirterek, “Türkiye’de nerede bir kooperatif davasında tutuklama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Kooperatifçilik suç değil” dedi.
Tunç Soyer’in belediye başkanlığı döneminde kentsel dönüşüm için müteahhit yerine kooperatif modelinin tercih edildiğini hatırlatan Özel, süreçte aksayan işler olduğunu ancak kötü niyet, dolandırıcılık ya da kişisel çıkar bulunmadığını savundu.
Özel, “Dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para giren yok. Sadece aksi giden işler var ve onların da toparlanma sürecindeyiz” ifadelerini kullandı.
“MUTLAK BUTLAN KARARI MAZBATAMI ELİMDEN ALMIYOR”
Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM CHP Grup Genel Kurulu’na ilişkin milletvekillerine gönderdiği yazıyla ilgili soruya da yanıt verdi.
Kendisinin kurultay öncesinde CHP milletvekilleri tarafından oybirliğiyle grup başkanı seçildiğini hatırlatan Özel, kurultaydan sonra da genel başkan sıfatıyla grup başkanlığını sürdürdüğünü belirtti.
Özel, “Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbata iptal etmiyor, ‘ettim’ de demiyor. Ben seçilmiş Genel Başkanım” dedi.
Mahkemenin tedbir kararını “hukuksuz” olarak nitelendiren Özel, buna rağmen CHP Grubu’nun usulüne uygun biçimde toplandığını ve grup başkanlığı seçimini yenilediğini söyledi.
“MECLİS’E BİLDİRDİK, TESCİL ETTİLER”
Özel, grup başkanlığı seçiminin CHP Grup Yönetimi’nin çağrısıyla yapıldığını belirterek, sonucun TBMM’ye bildirildiğini ve Meclis sistemine işlendiğini söyledi.
“Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir. Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok” diyen Özel, Kılıçdaroğlu’nun milletvekili olmadığı için grup başkanı olmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Özel, “Genel Başkan’la grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Biri grubu yönetiyor, biri partiyi yönetiyor” dedi.
“ÖYLE BİR YAZIYA GEREK YOKTU”
Kılıçdaroğlu’nun yazısının hukuki sonuç doğurmayacağını savunan Özel, “Öyle bir yazıya gerek de yoktu, öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da Meclis İçtüzüğü’nü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir” ifadelerini kullandı.
Özel, CHP’de her gün yeni bir tartışma alanı açılmak istendiğini belirterek, “Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi her gün yeni bir doz tartışmadan kim medet umuyor anlayabilmiş değilim” dedi.
MAKAM ARAÇLARI TARTIŞMASINA TEPKİ: “KILAVUZU KARGA OLANIN BAŞINA BÖYLE ŞEYLER GELİR”
Özgür Özel, CHP Genel Merkezi bahçesinde sergilenen ve üzerinde “haram para ile alınmıştır” yazısı bulunan makam araçlarıyla ilgili tartışmaya da değindi.
Kılıçdaroğlu cephesinin basın danışmanlığı görevine TGRT Haber’den gelen bir ismin getirilmesini eleştiren Özel, araçlarla ilgili iddiaların gerçek dışı çıktığını söyledi.
Özel, “Koyduğu arabalardan birisi Kemal Bey zamanında alınmış, diğer bir tane araç bundan birkaç ay önce alınmış. Yalan, yanlış şeyler yazmış” dedi.
Aziz İhsan Aktaş iddiasına da değinen Özel, Kılıçdaroğlu döneminde İstanbul’dan getirilen zırhlı aracın 1,5 yıl boyunca kullanıldığını, ancak kendi yönetimlerinin bu aracı görmediğini söyledi.
Özel, “Kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT’den olanın başına böyle şeyler gelir” ifadelerini kullandı.
“TAZİYEYE TEŞEKKÜR MESAJI YOLLADIM”
Özel, amcası Necati Özel’in vefatının ardından Kılıçdaroğlu’nun kendisine ulaşamadığı yönündeki iddialara da yanıt verdi.
Gün boyunca telefonunun bayram ve taziye aramaları nedeniyle yoğun olduğunu, defin sırasında da kapalı bulunduğunu belirten Özel, Kılıçdaroğlu’nun taziye mesajını sonradan gördüğünü söyledi.
Özel, “Kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış. Ben de taziyeye teşekkür mesajı gönderdim. Durum bundan ibaret” dedi.
Özel'in açıklamaları şu şekilde:
''Şakran Cezaevi’nde Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol’u ziyaret ettim. Bunun yanında Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Başkan’ı ziyaret ettim. Süleyman Ekici’yi ziyaret ettim. Kendisi bizim açımızdan şu yönüyle çok önemli. İzmir’deki kooperatifler durmuştu ve büyük bir isyan vardı. O kooperatiflerin yedisinin de ki tutuklandığı gün yedincisinin kararı belediye meclisinden çıkmıştı. Anlaşmalarının yapılıp, belediye meclisinden çıkıp kooperatifte mağdur olan kişilerin rızalarıyla ilerlemeye başlaması ve bazı etaplarda anahtarların teslim edilmeye başlaması çok önemliydi. O yüzden kendilerine yapılan operasyonları, İzmir’deki bu kooperatif süreci… Adalet ve Kalkınma Partisi bu kooperatiflerdeki mağduriyeti çok istismar eden bir dil kullanıyor İzmir’de. Biz buna karşı da büyük bir kararlılıkla bu kooperatiflerin ilerlemesi ve mağduriyetin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buradaki yürüyüşü durdurmak ve buna bir operasyon yapmak gerçekten iyi niyetli bir davranış değil ve çok sayıda İzmirliyi boşu boşuna mağdur edecek bir durum. Ardından buraya geldik. Tabii burada şunu söyleyeyim öncelikle. Sayın Ümit Erkol, imza yetkisi olmayan, kooperatif yönetim kurulunda olmuş birisi. Bazı arkadaşlarımız var; kooperatif denetim kurulunda bulunduğu için tutuklanan arkadaşlarımız var, altı gün kooperatife üye olup tutuklanan insanlar var. Gerçekten olacak iş değil. Türkiye’de nerede bir kooperatif davasında tutuklama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Kooperatifçilik suç değil.
SADECE AKSİ GİDEN İŞLER VAR VE TOPARLANMA SÜRECİNDEYİZ
Özellikle de şunu ifade etmem gerekiyor. Biraz önce Tunç Soyer’i ziyaret ettim. O kentsel dönüşüm meselesinde birileri müteahhitli formüller bulurken, iyi niyetle müteahhitin olmadığı ve bir kooperatifin olduğu bir formül aranmış. Bununla ilgili önemli işler de yapılacakken inşaat maliyetlerinin 10 kat artmasıyla bir kriz yaşanmış, İstanbul’da on binlerce konut mağduru varken ve AK Parti burada hiçbir sorumluluk üstlenmezken, AK Partili belediyelerde örneğin Esenyurt’taki 30 bin kişinin yaşadığı mağduriyetler falan. İyi niyetli ve daha mağduriyet olmasın diye de çare bulunmuş bir meselede arkadaşlarımızın böyle yargılanıyor olmaları gerçekten sıkıntı verici. Bir kere iyi niyetli bir çabanın ürünü ve dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para giren yok. Sadece aksi giden işler var ve onların da toparlanma sürecindeyiz herkesin bildiği gibi. Tunç Başkan’ı ziyaret ettim. Önceki dönem İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret ettim. Heval Savaş Kaya’yı ziyaret ettim. Tabii bu bir bayram ziyareti, bir dayanışma ziyareti. Öncesinde ve sonrasında aileleriyle de görüşüyoruz. Cumhuriyet Halk Partili oldukları için ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak için yapılan bu işler var. Bunlara karşı da biz elbette arkadaşlarımızla dayanışmamızı gösteriyoruz. İlk gün olduğu gibi bugün de gösteriyoruz. Ziyaretlerimiz bundan ibaretti. Bir kez daha ifade etmek gerekirse kooperatifçilik suç da değildir. Bıraksalar insanlar evlerine de kavuşuyor, o süreç gelmiş. Ama birileri Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı vatandaşın duygularını harekete geçirecek, ‘Bir mağduriyet ortaya çıksın ki bu bir başarı hikayesine dönüşmesin. Bu kadar boşu boşuna suçladığımız insanların masumiyeti ortaya çıkmasın’ diye yapılan bu operasyonlar ve devamının tamamını en net bir şekilde reddediyoruz.
''MUTLAK BUTLAN KARARI MAZBATAMI ELİMDEN ALMIYOR''
Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup Toplantısı için milletvekillerine gönderdiği yazının sorulması üzerine Özel şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar ben kurultaydan önce, daha doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu milletvekili değildi ve milletvekili grubumuzdan oybirliği ile grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ertesinde yemin töreninden sonra oybirliğiyle seçilmiştim. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık. Ben Genel Başkan seçildim. Otomatikman grup başkanıydım. Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbata iptal etmiyor, ‘Ettim’ de demiyor. Ben seçilmiş Genel Başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar. Ama o tedbir kararı, benimle ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne Genel Başkanlığımı elimden alıyor. Sadece Genel Başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada. Ama yine de biz tedbiren, bu sefer biz tedbiren, ‘Grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda derhal yenisi seçilir’ maddesi hükmü gereğince partimizde kendisi seçilmiş olan grup yönetiminin, yani benim değil grup yönetiminin, 12 arkadaşımızın çağrısıyla usulüne uygun olarak toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis’e bildirdik, onlar da bunu tescil ettiler ve sistemlerine işlediler. Bu konuda herhangi bir şey yok.
ÖYLE BİR YAZIYA GEREK YOKTU
Buradaki grupla ilgili maksat bu grup toplantısının bir kez daha başka zaman yapılmasıysa o toplantı yapıldı. Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir. Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verdik. Eğer ona birileri umudunu bağlamışsa, bana bir şey olursa yenisini yeni baştan seçerler. Ama bu kadar hani bundan sonra artık ‘Bu parti biraz daha gerginlik yaşasın’ diye isteyip bu grup toplantısına ilişkin bir şeyler söylenmesini de doğru ve sağlıklı bulmam. Zaten Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Grup seçimleri ile ilgili de grup yönetiminin bir iradesi olabilir, grup başkanının bir iradesi olabilir. Ama Genel Başkan’la grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Biri grubu yönetiyor, biri partiyi yönetiyor. Bununla ilgili söyleyeceğim bundan ibaret. Öyle bir yazıya gerek de yoktu, öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da Meclis içtüzüğünü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi en uzun süre yapmış kişiyim parlamento tarihinde. Grup başkanvekilliğine baktığımızda Engin Altay benden birkaç ya da bir yıl daha uzun yapmıştır tam hatırlamıyorum ama grup başkanlığını ve 2,5 yıldır süren bu süreyi kattığınızda biz bu şeyleri biliriz. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi her gün yeni bir doz tartışmadan kim medet umuyorum anlayabilmiş değilim açıkçası.”
''KILAVUZU KARGA OLANIN, BASIN DANIŞMANI TGRT’DEN OLANIN BAŞINA BÖYLE ŞEYLER GELİR''
Özel, CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde sergiletilen araçlar hakkındaki soruya şu cevabı verdi:
“O çok korkunç bir şey. En büyük üzüntümü bu süreçle ilgili ifade edeyim, hadi bu butlan kararı oldu, bu butlan kararını reddetmek, hani Hikmet Çetin dedi ya size, ‘Buraya getirirlerse reddederim, kapıda dururum, kimseyi sokmam, partiyi seçilmemiş kimse yönetemez.’ Partiyi seçilmeden yönetmeyi kabul etmek ayrı bir şey de yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve birçok içerideki tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı, TGRT’yi koordine eden birisini tutuk da basın danışmanı yaparsanız… Onun bir tane amacı var baştan beri. O CHP’ye zarar verecek. Ve gitmiş, oraya iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçekmiş gibi sunmuş paylaşmış. Koyduğu arabalardan birisi Kemal Bey zamanında alınmış, diğer bir tane araç bundan birkaç ay önce alınmış daha yapılmamış. Yalan, yanlış şeyler yazmış. Hele hele Aziz İhsan Aktaş meselesi, biz yıllarca bir şey demedik, Kemal Bey bir zırhlı araç getirmiş İstanbul’dan kullanılmış. Biz hiç görmedik. Biz hiç görmeden devir teslimden sonra da bir milletvekili alıp İstanbul’a götürmüş o aracı. O da dün çıktı ortaya. Aziz İhsan Aktaş’tan bir araç tahsisi varsa geçtiğimiz, bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey bir zırhlı araç meselesi. Bunların hepsi ortaya çıkmış diyor ki ‘Ya ben o araçları misalen seçtim, böyle bir şey varsa diye söyledim.’ Ya Cumhuriyet Halk Partisi’ne böyle bir haysiyet suikastini, yeni yönetimin TGRT’den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yapabilir. Zaten bu yapar yani başkası yapabilir mi? Partiyi seven biri yapmaz, Kemal Bey’i seven biri yapmaz. İnsan olan yapmaz bunu yani. Olacak şey değil. Sanki TGRT’de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi partinin tabelasının önünde, partinin araçlarıyla ve söylediği iki şey de yalan çıkınca, ‘Biz bunu içerden rastgele iki araç seçtik, varsa diye, Kemal Bey araştıracak.’ Utanç duydum, gerçekten olacak iş değil. Kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT’den olanın başına böyle şeyler gelir. Ama hepimizi kahreden bir durum oldu.”
''TAZİYEYE TEŞEKKÜR MESAJI YOLLADIM''
Özel, amcasının vefatının ardından Kılıçdaroğlu’nun kendisine ulaşamadığı yönündeki ifadelerin sorulması üzerine, “Telefon açmamak değil. Gün boyunca telefonum çok yoğundu. Bayram aramaları ve taziye aramaları nedeniyle telefon artık cevaplanabilir bir durumda değildi. Zaten kapalıydı defin sırasında. Sonra çıktım, bu soruyu duydum, Kemal Bey’in mesaj attığını söylediler. Baktım ben de mesaja, cevap verdim. Kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış. Ben de taziyeye teşekkür mesajı gönderdim. Durum bundan ibaret. Yani arama, açmama, konuşmama değil. Taziye mesajına teşekkür mesajını yolladım görür görmez. Bana da gazeteci arkadaşlar söylediler, ‘Kemal Bey mesaj atmış’ diye. Telefonu onun üstünü açtım, baktım, bugün telefon zaten hep kapalıydı. Şimdi fırsat olursa telefonu açıp diğer aramalara dönmeye çalışırız. Teşekkür ediyoruz” dedi.
Kılıçdaroğlu'ndan Özel'e karşı yeni hamle: PM’nin ardından CHP Grubu’nu da erteledi
Özel'in açıklamaları şu şekilde:
''Şakran Cezaevi’nde Ankara İl Başkanımız Ümit Erkol’u ziyaret ettim. Bunun yanında Güzelbahçe Belediye Başkanımız Mustafa Başkan’ı ziyaret ettim. Süleyman Ekici’yi ziyaret ettim. Kendisi bizim açımızdan şu yönüyle çok önemli. İzmir’deki kooperatifler durmuştu ve büyük bir isyan vardı. O kooperatiflerin yedisinin de ki tutuklandığı gün yedincisinin kararı belediye meclisinden çıkmıştı. Anlaşmalarının yapılıp, belediye meclisinden çıkıp kooperatifte mağdur olan kişilerin rızalarıyla ilerlemeye başlaması ve bazı etaplarda anahtarların teslim edilmeye başlaması çok önemliydi. O yüzden kendilerine yapılan operasyonları, İzmir’deki bu kooperatif süreci… Adalet ve Kalkınma Partisi bu kooperatiflerdeki mağduriyeti çok istismar eden bir dil kullanıyor İzmir’de. Biz buna karşı da büyük bir kararlılıkla bu kooperatiflerin ilerlemesi ve mağduriyetin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buradaki yürüyüşü durdurmak ve buna bir operasyon yapmak gerçekten iyi niyetli bir davranış değil ve çok sayıda İzmirliyi boşu boşuna mağdur edecek bir durum. Ardından buraya geldik. Tabii burada şunu söyleyeyim öncelikle. Sayın Ümit Erkol, imza yetkisi olmayan, kooperatif yönetim kurulunda olmuş birisi. Bazı arkadaşlarımız var; kooperatif denetim kurulunda bulunduğu için tutuklanan arkadaşlarımız var, altı gün kooperatife üye olup tutuklanan insanlar var. Gerçekten olacak iş değil. Türkiye’de nerede bir kooperatif davasında tutuklama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Kooperatifçilik suç değil.
SADECE AKSİ GİDEN İŞLER VAR VE TOPARLANMA SÜRECİNDEYİZ
Özellikle de şunu ifade etmem gerekiyor. Biraz önce Tunç Soyer’i ziyaret ettim. O kentsel dönüşüm meselesinde birileri müteahhitli formüller bulurken, iyi niyetle müteahhitin olmadığı ve bir kooperatifin olduğu bir formül aranmış. Bununla ilgili önemli işler de yapılacakken inşaat maliyetlerinin 10 kat artmasıyla bir kriz yaşanmış, İstanbul’da on binlerce konut mağduru varken ve AK Parti burada hiçbir sorumluluk üstlenmezken, AK Partili belediyelerde örneğin Esenyurt’taki 30 bin kişinin yaşadığı mağduriyetler falan. İyi niyetli ve daha mağduriyet olmasın diye de çare bulunmuş bir meselede arkadaşlarımızın böyle yargılanıyor olmaları gerçekten sıkıntı verici. Bir kere iyi niyetli bir çabanın ürünü ve dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para giren yok. Sadece aksi giden işler var ve onların da toparlanma sürecindeyiz herkesin bildiği gibi. Tunç Başkan’ı ziyaret ettim. Önceki dönem İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu’nu ziyaret ettim. Heval Savaş Kaya’yı ziyaret ettim. Tabii bu bir bayram ziyareti, bir dayanışma ziyareti. Öncesinde ve sonrasında aileleriyle de görüşüyoruz. Cumhuriyet Halk Partili oldukları için ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak için yapılan bu işler var. Bunlara karşı da biz elbette arkadaşlarımızla dayanışmamızı gösteriyoruz. İlk gün olduğu gibi bugün de gösteriyoruz. Ziyaretlerimiz bundan ibaretti. Bir kez daha ifade etmek gerekirse kooperatifçilik suç da değildir. Bıraksalar insanlar evlerine de kavuşuyor, o süreç gelmiş. Ama birileri Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı vatandaşın duygularını harekete geçirecek, ‘Bir mağduriyet ortaya çıksın ki bu bir başarı hikayesine dönüşmesin. Bu kadar boşu boşuna suçladığımız insanların masumiyeti ortaya çıkmasın’ diye yapılan bu operasyonlar ve devamının tamamını en net bir şekilde reddediyoruz.
CHP’de PM toplantısı ertelendi: İmzasız duyuruda 'tebliğ süreci' gerekçe gösterildi
''MUTLAK BUTLAN KARARI MAZBATAMI ELİMDEN ALMIYOR''
Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup Toplantısı için milletvekillerine gönderdiği yazının sorulması üzerine Özel şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar ben kurultaydan önce, daha doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu milletvekili değildi ve milletvekili grubumuzdan oybirliği ile grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ertesinde yemin töreninden sonra oybirliğiyle seçilmiştim. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık. Ben Genel Başkan seçildim. Otomatikman grup başkanıydım. Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbata iptal etmiyor, ‘Ettim’ de demiyor. Ben seçilmiş Genel Başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar. Ama o tedbir kararı, benimle ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne Genel Başkanlığımı elimden alıyor. Sadece Genel Başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada. Ama yine de biz tedbiren, bu sefer biz tedbiren, ‘Grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda derhal yenisi seçilir’ maddesi hükmü gereğince partimizde kendisi seçilmiş olan grup yönetiminin, yani benim değil grup yönetiminin, 12 arkadaşımızın çağrısıyla usulüne uygun olarak toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis’e bildirdik, onlar da bunu tescil ettiler ve sistemlerine işlediler. Bu konuda herhangi bir şey yok.
ÖYLE BİR YAZIYA GEREK YOKTU
Buradaki grupla ilgili maksat bu grup toplantısının bir kez daha başka zaman yapılmasıysa o toplantı yapıldı. Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir. Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verdik. Eğer ona birileri umudunu bağlamışsa, bana bir şey olursa yenisini yeni baştan seçerler. Ama bu kadar hani bundan sonra artık ‘Bu parti biraz daha gerginlik yaşasın’ diye isteyip bu grup toplantısına ilişkin bir şeyler söylenmesini de doğru ve sağlıklı bulmam. Zaten Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Grup seçimleri ile ilgili de grup yönetiminin bir iradesi olabilir, grup başkanının bir iradesi olabilir. Ama Genel Başkan’la grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Biri grubu yönetiyor, biri partiyi yönetiyor. Bununla ilgili söyleyeceğim bundan ibaret. Öyle bir yazıya gerek de yoktu, öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da Meclis içtüzüğünü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi en uzun süre yapmış kişiyim parlamento tarihinde. Grup başkanvekilliğine baktığımızda Engin Altay benden birkaç ya da bir yıl daha uzun yapmıştır tam hatırlamıyorum ama grup başkanlığını ve 2,5 yıldır süren bu süreyi kattığınızda biz bu şeyleri biliriz. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi her gün yeni bir doz tartışmadan kim medet umuyorum anlayabilmiş değilim açıkçası.”
''KILAVUZU KARGA OLANIN, BASIN DANIŞMANI TGRT’DEN OLANIN BAŞINA BÖYLE ŞEYLER GELİR''
Özel, CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde sergiletilen araçlar hakkındaki soruya şu cevabı verdi:
“O çok korkunç bir şey. En büyük üzüntümü bu süreçle ilgili ifade edeyim, hadi bu butlan kararı oldu, bu butlan kararını reddetmek, hani Hikmet Çetin dedi ya size, ‘Buraya getirirlerse reddederim, kapıda dururum, kimseyi sokmam, partiyi seçilmemiş kimse yönetemez.’ Partiyi seçilmeden yönetmeyi kabul etmek ayrı bir şey de yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve birçok içerideki tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı, TGRT’yi koordine eden birisini tutuk da basın danışmanı yaparsanız… Onun bir tane amacı var baştan beri. O CHP’ye zarar verecek. Ve gitmiş, oraya iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçekmiş gibi sunmuş paylaşmış. Koyduğu arabalardan birisi Kemal Bey zamanında alınmış, diğer bir tane araç bundan birkaç ay önce alınmış daha yapılmamış. Yalan, yanlış şeyler yazmış. Hele hele Aziz İhsan Aktaş meselesi, biz yıllarca bir şey demedik, Kemal Bey bir zırhlı araç getirmiş İstanbul’dan kullanılmış. Biz hiç görmedik. Biz hiç görmeden devir teslimden sonra da bir milletvekili alıp İstanbul’a götürmüş o aracı. O da dün çıktı ortaya. Aziz İhsan Aktaş’tan bir araç tahsisi varsa geçtiğimiz, bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey bir zırhlı araç meselesi. Bunların hepsi ortaya çıkmış diyor ki ‘Ya ben o araçları misalen seçtim, böyle bir şey varsa diye söyledim.’ Ya Cumhuriyet Halk Partisi’ne böyle bir haysiyet suikastini, yeni yönetimin TGRT’den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yapabilir. Zaten bu yapar yani başkası yapabilir mi? Partiyi seven biri yapmaz, Kemal Bey’i seven biri yapmaz. İnsan olan yapmaz bunu yani. Olacak şey değil. Sanki TGRT’de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi partinin tabelasının önünde, partinin araçlarıyla ve söylediği iki şey de yalan çıkınca, ‘Biz bunu içerden rastgele iki araç seçtik, varsa diye, Kemal Bey araştıracak.’ Utanç duydum, gerçekten olacak iş değil. Kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT’den olanın başına böyle şeyler gelir. Ama hepimizi kahreden bir durum oldu.”
''TAZİYEYE TEŞEKKÜR MESAJI YOLLADIM''
Özel, amcasının vefatının ardından Kılıçdaroğlu’nun kendisine ulaşamadığı yönündeki ifadelerin sorulması üzerine, “Telefon açmamak değil. Gün boyunca telefonum çok yoğundu. Bayram aramaları ve taziye aramaları nedeniyle telefon artık cevaplanabilir bir durumda değildi. Zaten kapalıydı defin sırasında. Sonra çıktım, bu soruyu duydum, Kemal Bey’in mesaj attığını söylediler. Baktım ben de mesaja, cevap verdim. Kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış. Ben de taziyeye teşekkür mesajı gönderdim. Durum bundan ibaret. Yani arama, açmama, konuşmama değil. Taziye mesajına teşekkür mesajını yolladım görür görmez. Bana da gazeteci arkadaşlar söylediler, ‘Kemal Bey mesaj atmış’ diye. Telefonu onun üstünü açtım, baktım, bugün telefon zaten hep kapalıydı. Şimdi fırsat olursa telefonu açıp diğer aramalara dönmeye çalışırız. Teşekkür ediyoruz” dedi.
Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e taziye telefonu: Ulaşamayınca mesaj gönderdi

