PanoramaTR Direktörü Hatem Ete son anket sonuçlarını açıkladı: İktidar kendi tabanını bile ikna edemedi

PanoramaTR Direktörü Hatem Ete son anket sonuçlarını açıkladı: İktidar kendi tabanını bile ikna edemedi

PanoramaTR Direktörü Hatem Ete, fon skandalının AK Parti'nin kendi seçmeninde de ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi. Ekim 2026 araştırmasının sonuçlarını değerlendiren Ete, iktidar seçmeninin gözaltı ve tutuklama süreçlerinden tatmin olmadığını belirtti. Krizi 2023 seçimlerinden bu yana iktidarın karşılaştığı en ciddi sorun olarak nitelendiren Ete, seçmenin Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kapsamlı ve kararlı bir müdahale beklediğini vurguladı.

PanoramaTR'nin Ekim 2026 kamuoyu araştırması, Türkiye'de fon skandalının seçmen davranışları üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarını gazeteci Ruşen Çakır'ın yayınında değerlendiren PanoramaTR Direktörü Hatem Ete, fon krizinin yalnızca iktidarı değil, muhalefeti de olumsuz etkilediğini belirtti.

Ete, iktidarın sorumluluk alanında gelişen büyük bir kriz karşısında muhalefetin güven veren bir alternatif ortaya koyamadığını, bu nedenle her iki siyasi tarafın da oy kaybettiğini söyledi.

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından birinin seçmenin siyasi partilerden uzaklaşması olduğunu vurgulayan Ete, kararsızların ve oy kullanmayacağını belirtenlerin oranındaki artışa dikkat çekti.

"FON KRİZİ İKTİDARIN 2023'TEN BU YANA KARŞILAŞTIĞI EN CİDDİ KRİZ"

Fon skandalının AK Parti iktidarı açısından taşıdığı siyasi önemi değerlendiren Ete, krizin yalnızca ortaya çıkışıyla değil, yönetilme biçimiyle de iktidarı zorladığını söyledi.

Ete, "Fon krizi iktidarın, sadece bu yakın döneme bile baksak, 2023 seçimlerinden bu yana karşılaştığı en ciddi kriz" ifadelerini kullandı.

İktidarın geçmişte kendi sorumluluk alanında ortaya çıkan sorunları yöneterek seçmen tepkisini azaltabildiğini belirten Ete, fon krizinde ise farklı bir tablo yaşandığını savundu.

"İktidarın sorumluluk alanında olan başka krizler de gördük. O krizlerde iktidar hızlıca, krizin çıkmasını engelleyememiş olsa bile, o krizin üstesinden gelme konusunda çok hızlanıp kendisine yönelik tepkileri dindirebilmişti. Ama burada o krizin üstesinden gelme konusunda da bir zafiyet yaşıyor."

Ete, iktidarın soruşturmanın sınırlarını belirlemekte zorlandığını ve atılacak adımların siyasi maliyetini hesapladığını öne sürdü.

"İlk defa böyle yapılması gerekenle siyaseten yapılabilecek olan arasında bir gerilim yaşıyor ve bu gerilimi yaşadıkça da kriz dallanıp budaklanıyor."

"MUHALEFET İKTİDARDAN DAHA FAZLA OY KAYBETTİ"

PanoramaTR araştırmasında AK Parti ve Yeni Parti'nin oylarının bir önceki aya göre gerilediği, buna karşılık diğer siyasi partilerde belirgin bir yükseliş yaşanmadığı görüldü.

Ruşen Çakır'ın bu durumun fon skandalıyla ilişkisini sorması üzerine Ete, normal şartlarda iktidarı zorlayan bir krizden muhalefetin yararlanmasının beklendiğini belirtti.

Ancak bunun gerçekleşmesi için muhalefetin seçmen nezdinde güven oluşturması gerektiğini söyleyen Ete, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu krizde en önemli noktalardan birisi, iktidarın zorlandığı çok açıkken muhalefetin bir alternatif aktör olarak ortaya çıkıp bu zorluktan yararlanmaması."

Seçmenin iktidardan muhalefete yönelmek yerine her iki tarafa da mesafe koyduğunu ifade eden Ete, şöyle devam etti:

"İktidar da bu krizden olumsuz etkilendi. Muhalefet de bu krizden olumsuz etkilendi. Bunun en önemli yansıması da seçmenin siyaset kurumuna mesafelenmesi."

Ete, muhalefetin iktidardan daha fazla oy kaybetmesini de fon krizine karşı sergilediği tutumun seçmen tarafından yeterli bulunmamasıyla ilişkilendirdi.

"MUHALEFET SEÇMENİ KENDİ PARTİSİNE ÖFKELENDİ"

Fon skandalının muhalefet seçmeni açısından da ayrı bir hayal kırıklığı yarattığını belirten Ete, muhalefet partilerinin kriz karşısında daha güçlü bir siyasi tutum ortaya koymasının beklendiğini söyledi.

Ete'ye göre seçmen, yalnızca skandalın ortaya çıkarılmasını değil, benzer olayların tekrar yaşanmaması için nasıl bir kurumsal yapı oluşturulacağının ve mağduriyetlerin nasıl giderileceğinin de açıklanmasını istiyor.

Muhalefetin bu beklentiyi karşılayamadığını belirten Ete, şu ifadeleri kullandı:

"İlk defa bu seçmen başı dik, iktidarın debelendiği bir yerde rahatlayacaktı. Şimdi muhalefetten, kendisini temsil etmesini, sözcülük etmesini beklediği aktörden böyle bir performans beklemeyince daha fazla küsüp kararsızlara kayıyor diye okuyorum bunu."

TOPLUMUN YÜZDE 75'İ FON SKANDALINDAN HABERDAR

PanoramaTR'nin ekim ayının ilk haftasında gerçekleştirdiği araştırmada, vatandaşların yaklaşık yüzde 75'inin fon krizinden haberdar olduğu belirlendi.

Ete, bu oranın toplumun yalnızca olaydan haberdar olduğunu değil, krizin siyasi ve kurumsal boyutlarına ilişkin de kanaat geliştirdiğini gösterdiğini söyledi.

Seçmenin sorumluluğu büyük ölçüde iktidarda gördüğünü belirten Ete, şöyle konuştu:

"Toplum bu fon krizinin büyük oranda iktidar havzasında yaşanan bir kriz olduğunu, bundan nemalananların çoğunlukla iktidarda yer aldığını, iktidarın himayesine bir şekilde sahip olarak geçmişte bu krizin faili haline geldiğini ortaya koyan bir fotoğrafa da sahip."

Ete, seçmenin bağımsız kurumlara yapılan atamalar ve denetim süreçleri nedeniyle de iktidarı sorumlu tuttuğunu ifade etti.

Bu nedenle krizin dış müdahale veya komplo açıklamalarıyla yönetilmesinin mümkün olmadığını savundu.

"SEÇMEN PARÇA PARÇA GÖZALTILARLA YETİNMEYECEK"

Fon soruşturmasında gözaltı ve tutuklama işlemlerinin sürmesine rağmen kamuoyunda tatmin duygusunun oluşmadığını belirten Ete, seçmenin iktidardan daha kapsamlı bir müdahale beklediğini söyledi.

"Seçmen biraz böyle bütünlüklü ve kuşatıcı, kapsamlı bir tepki bekliyor. Böyle peyderpey yargı süreçlerinin devrede olduğu bir süreç yönetiminden tatmin olacağını zannetmiyorum açıkçası."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın krize ilişkin daha net bir siyasi tutum ortaya koymasının beklendiğini belirten Ete, gecikmenin seçmen üzerindeki olumsuz etkisini artırdığını ifade etti.

Ete, AK Parti seçmeninin iktidara bu sorunu çözmesi için bir süre daha tanıyabileceğini, ancak bunun kalıcı bir güven anlamına gelmediğini söyledi.

AK PARTİ VE ERDOĞAN'A DESTEK 2026'NIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE

Araştırmanın siyasi tercihlere ilişkin bölümünde AK Parti'nin doğrudan oy oranının yaklaşık yüzde 25 seviyesine gerilediği belirtildi.

Ete, iktidar partisinin önceki yıllarda yüzde 40 dolayında olan seçmen desteğinin zamanla yüzde 25'e kadar indiğini, kalan çekirdek seçmen kitlesinin ise partiden kopmasının daha zor olduğunu anlattı.

Ruşen Çakır, araştırmada hem AK Parti'nin doğrudan oy tercihinde hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın performansına yönelik memnuniyette 2026 yılının en düşük oranlarının kaydedildiğini hatırlattı.

Ete de bu tespiti doğruladı.

Araştırmaya göre AK Parti ve MHP'den oluşan Cumhur İttifakı'nın doğrudan tercihlerdeki toplam oy oranı yüzde 30'un altında kaldı. Kararsızlar dağıtıldığında ise ittifakın oy oranı yüzde 40'ın biraz üzerine çıktı.

"KARARSIZ SEÇMEN YÜZDE 30'UN ÜZERİNDE, SEÇİM TAHMİNİ YAPMAK ZOR"

Hatem Ete, araştırmada kararsız seçmenlerin ve oy kullanmayacağını belirtenlerin toplam oranının yüzde 30'un üzerinde olduğunu söyledi.

Bu büyüklükteki seçmen kitlesi nedeniyle gelecekteki seçim sonucuna ilişkin sağlıklı bir öngörüde bulunmanın zor olduğunu belirten Ete, seçmenin henüz ne iktidar ne de muhalefet konusunda kararını netleştirdiğini ifade etti.

"Kararsız seçmen boyutu bu ölçüde olduğu müddetçe iktidarla ilgili olarak da muhalefetle ilgili olarak da sağlıklı bir öngörüde bulunmak gerçekten zor."

Ete, kararsız ve oy vermeyeceğini belirten seçmenlerin oranının yüzde 20'nin altına gerilemesinin siyasi eğilimleri değerlendirmeyi kolaylaştıracağını söyledi.

Ancak ittifakların seçim dönemlerinde değişebilmesi nedeniyle yalnızca mevcut parti oylarına bakarak sonuç tahmini yapılamayacağını vurguladı.

MANSUR YAVAŞ'IN BAĞIMSIZ KALMASINA YÜZDE 50'NİN ÜZERİNDE DESTEK

PanoramaTR araştırmasında belediye başkanlarının parti değiştirmesi ve bunun seçmen üzerindeki etkisi de incelendi.

Araştırmanın sonuçlarına göre Mansur Yavaş'ın CHP'den ayrılmasının ardından Yeni Parti'ye geçmeyerek bağımsız kalması, seçmenlerin yüzde 50'sinden fazlası tarafından olumlu karşılandı.

Ete, Yavaş'ın bağımsız kalma kararına yönelik olumlu yaklaşımın, seçmenlerin onu partiler üstü bir siyasi aktör olarak değerlendirmesiyle ilişkili olduğunu söyledi.

Bu tercihin CHP ile Yeni Parti arasındaki ayrışmada Yavaş'ın yıpranmasını önlemeye yönelik bir tutum olarak görüldüğünü belirten Ete, bağımsız kalmanın iktidar partisine geçişle aynı şekilde değerlendirilmediğini vurguladı.

CEMİL TUGAY'IN AK PARTİ'YE GEÇİŞİNE TEPKİ

Araştırmada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi de seçmenlere soruldu.

Ete, İzmir'in muhalif seçmen açısından sembolik öneme sahip olduğunu belirterek Tugay'ın parti değiştirmesinin önceki belediye başkanı transferlerinden daha güçlü bir tepki oluşturduğunu söyledi.

Seçmenlerin yalnızca parti değiştiren siyasetçilere değil, bu kişileri aday gösteren parti yönetimlerine de tepki gösterdiğini belirten Ete, muhalefet partilerine yönelik bir başka eleştirinin ise belediye başkanlarını siyasi baskılar karşısında koruyamamak olduğunu ifade etti.

Ete'ye göre iktidar seçmeninin bir bölümü de belediye başkanı transferlerinin AK Parti'ye siyasi katkı sağlamayacağını düşünüyor.

"SEÇMENİN YÜZDE 40-45'İNİN SANDIĞA GÜVENİ ZEDELENİYOR"

Belediye başkanlarının ve belediye meclisi üyelerinin parti değiştirmesinin seçimlere duyulan güven üzerindeki etkisi de araştırıldı.

Ete, seçmenlerin yüzde 50'den fazlasının bu gelişmelerin seçimle ilişkilerini etkilemeyeceğini belirttiğini söyledi.

Buna karşılık yüzde 40-45 dolayındaki kesim, parti değişikliklerinin sandığa gitme isteği veya seçim mekanizmasına duyduğu güven üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini ifade etti.

"Buradan geriye kalacak olan şey, bu günübirlik siyasetin ötesinde seçmenin seçimle ilişkisinin zedeleniyor olması, güven duygusunun zedeleniyor olması."

Ete, bunun özellikle milli irade söylemini öne çıkaran siyasi partiler açısından da üzerinde durulması gereken bir gelişme olduğunu belirtti.

CHP YÜZDE 2,4'TE, YENİ PARTİ'DE İKİ AYDIR GERİLEME VAR

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de CHP'nin doğrudan oy tercihinde yüzde 2,4 seviyesinde ölçülmesi oldu.

Hatem Ete, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti'yi kurmasının ardından yapılan eylül ve ekim araştırmalarında CHP'nin benzer oy oranlarında kaldığını söyledi.

CHP'nin yüzde 2-3 bandında bir seçmen kitlesini koruduğuna işaret eden Ete, Yeni Parti'nin ise henüz siyasi yönünü netleştiremediğini ifade etti.

Yeni Parti'nin kurulmasından önce Özgür Özel liderliğinde yeni bir siyasi oluşum senaryosuna verilen desteğin, partinin kurulmasının ardından gerilediğini belirten Ete, ekim araştırmasında da düşüşün sürdüğünü söyledi.

Ete, Yeni Parti'nin gerçekleştireceği kongrenin ardından siyasi kimliğinin ve seçmen nezdindeki konumunun daha belirgin hale geleceğini ifade etti.

İYİ PARTİ SEÇMENİ İÇİN İKİ ALTERNATİF: YENİ PARTİ VE ZAFER PARTİSİ

İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti ve MHP'nin oyları da programda değerlendirildi.

Ete, milliyetçi partilere yönelen seçmen kitlesinin doğrudan tercihlerde genel olarak yüzde 12-15 bandında bulunduğunu söyledi.

Bu partiler arasındaki oy değişimlerinin tek bir aylık araştırmaya bakılarak kalıcı bir eğilim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ete, küçük partilerdeki değişimlerin birkaç ay boyunca izlenmesinin daha sağlıklı olacağını ifade etti.

Araştırmada seçmenlere ikinci parti tercihlerinin de sorulduğunu belirten Ete, İYİ Parti seçmenleri için Yeni Parti ve Zafer Partisi'nin öne çıktığını söyledi.

İYİ Parti'nin gelecekteki oy hareketlerinin bu iki partiyle arasındaki seçmen geçişkenliğinden etkilenebileceğini ifade etti.

CUMHURBAŞKANLIĞI TERCİHLERİNDE ERDOĞAN, İMAMOĞLU VE YAVAŞ

Programda Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin ölçümler de ele alındı.

Ete, seçmenlere herhangi bir aday listesi sunmadan gönüllerindeki Cumhurbaşkanı adayının sorulduğunu belirtti.

Araştırmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kendiliğinden aday olarak ifade edenlerin oranının yüzde 22-23 düzeyinde bulunduğunu söyleyen Ete, muhalefet seçmeninin ise Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş arasında bölündüğünü anlattı.

Özgür Özel'in bu tercihlerde yüzde 3-5 bandında bulunduğunu belirten Ete, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da zaman zaman yüzde 5-6 seviyesinde destek gördüğünü söyledi.

Ete, bu ölçümlerin kesinleşmiş adaylıklara yönelik bir seçim tahmini değil, seçmenlerin siyasi isimlere yönelik eğilimlerini gösteren veriler olduğunu ifade etti.

"İKTİDAR KENDİ ALANINDAKİ KRİZİ ÇÖZMEKTE ZAFİYET GÖSTERDİ"

Programın sonunda fon skandalının siyaset üzerindeki etkilerini yeniden değerlendiren Hatem Ete, iktidarın muhalefet alanındaki siyasi gelişmeleri yönetebilmesine karşın kendi sorumluluk alanında ortaya çıkan krizde zorlandığını savundu.

"İktidar muhalefet alanını dizayn etmekte, genel olarak siyasal alanı dizayn etmekte bugüne kadar mahir olduğunu gösterdi. Ama kendi alanındaki bir krizi çözme konusunda ciddi bir zafiyet gösterdi."

Ete, iktidarın soruşturmayı kamuoyunu tatmin edecek şekilde sonuçlandırması gerektiğini belirterek bunun kendi seçmeniyle ilişkisi açısından da önem taşıdığını ifade etti.

Muhalefetin ise fon skandalının yarattığı siyasi koşullardan yararlanamadığını belirten Ete, krizin her iki taraf için de bir sınav oluşturduğunu söyledi.

"SEÇMEN HEM İKTİDARA HEM MUHALEFETE MESAFE KOYUYOR"

Ete, fon krizinin siyasi sonuçlarını değerlendirirken seçmenin önünde iki farklı ihtimal bulunduğunu ifade etti.

İktidarın gecikmiş de olsa kapsamlı bir çözüm ortaya koyarak kendi seçmeninin beklentilerini karşılayabileceğini belirten Ete, muhalefetin de özellikle Yeni Parti'nin kongre sürecinden sonra daha güçlü bir alternatif oluşturabileceğini söyledi.

Ancak iki siyasi tarafın da bu beklentileri karşılayamaması halinde seçmenin siyasetten uzaklaşmaya devam edeceğini savundu.

Ete, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"İktidar zorlanıyor ama muhalefet de buna alternatif değil. Bundan çıkan sonuç, şu anda seçmenin hem iktidara hem muhalefete mesafelenip genel olarak siyaset kurumuna küsmesi ihtimalini daha olası görüyorum."

Fon krizinin seçmen üzerindeki etkilerini ölçmeye devam edeceklerini belirten Ete, kasım ayı araştırmasının iktidara ve muhalefete yönelik tepkilerin nasıl değiştiğini göstermesi açısından önemli olacağını ifade etti.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN