Kuzey Anadolu Fayı'nın en kritik ve kırılması beklenen noktalarından biri olan Yedisu segmentinde yaşanan 4,4 büyüklüğündeki deprem sonrası uzman isimler kamuoyunu aydınlatmaya devam ediyor. Prof. Dr. Ahmet Ercan'ın "Birikmekte olan gerginliğin çıtırtıları" açıklamasının ardından, Prof. Dr. Osman Bektaş da elde edilen bilimsel veriler ışığında sarsıntının anatomisini çıkardı.
Sosyal medya hesabından GNSS ve InSAR (uydu tabanlı radar) deformasyon verilerine atıfta bulunarak bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Bektaş, 4.4'lük depremin tek başına bir "büyük deprem habercisi" olmadığını vurguladı.
"TEKİL OLAYLARLA BÜYÜK DEPREM ZAMANI ÖNGÖRÜLEMEZ"
Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yaşanan bu ölçekteki sarsıntıların çoğunlukla "lokal (yerel) gerilim boşalmaları" olduğunu belirten Prof. Dr. Bektaş, şu bilgileri paylaştı:
"4,4 Yedisu depremi tek başına büyük deprem habercisi değildir. GNSS ve InSAR deformasyon verileri, ana gerilme birikiminin fay üzerinde halen sürdüğünü gösterir. Bu tür tekil olaylarla büyük bir depremin ne zaman olacağı öngörülemez."
"BÜYÜK DEPREMİ TETİKLEYECEK GÜÇTE DEĞİL"
Vatandaşlar arasında oluşan "Bu deprem daha büyüğünü tetikler mi?" endişesine de net bir yanıt veren Bektaş, söz konusu sarsıntının matematiksel ve fiziksel olarak böyle bir güce sahip olmadığını ifade etti.
Bektaş, "Yedisu segmentindeki 4,4'lük deprem; dinamik (geçici) ve statik stres açısından büyük depremi tetikleyecek güçte değil. Küçük ve zamana bağlı stres etkisi ise ihmal edilebilir seviyededir. Bu olay tetikleyici değil, sadece yerel bir stres ayarlamasıdır," değerlendirmesinde bulundu.
KORKUTAN GERÇEK: 242 YILLIK ENERJİ BİRİKİMİ
Açıklamasının sonunda sarsıntının kendisinden ziyade bölgenin tarihsel depremselliğine ve stres yüküne vurgu yapan Prof. Dr. Osman Bektaş, asıl tehlikenin altını çizdi: "Asıl risk 242 yıl biriken gerilimdir."
Uzmanların ortak görüşüne göre; 1784 yılından bu yana büyük bir deprem üretmeyen Yedisu fayı üzerinde sismik bir boşluk bulunuyor. 4.4 büyüklüğündeki son deprem kısa vadede büyük bir yıkımın tetikleyicisi olmasa da, fay hattının üzerinde yüzyıllardır biriken enerjinin varlığı, bölgenin deprem gerçeğine karşı her an hazırlıklı olunması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
