Akşener, BDDK kararlarını böyle yorumladı: Bu yapılanlar sermaye kontrolüdür

Akşener, BDDK kararlarını böyle yorumladı: Bu yapılanlar sermaye kontrolüdür

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin grup toplantısında BDDK'nın gece yarısı aldığı yeni kararları değerlendirdi. Akşener, "Şimdi de serbest piyasa koşullarını değiştirmeye çalışıyor. Gözlerini şirketlerin sermayelerine diktiler. Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür" diye konuştu.

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, BDDK'nın, şirketlerin kredi kullanımına yönelik aldığı yeni kararlar hakkında konuştu. "Şimdi de serbest piyasa koşullarını değiştirmeye çalışıyor. Gözlerini şirketlerin sermayelerine diktiler. Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür." diyen Akşener, "Bu karar bay Krizin Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur. Bazı dış güçler ülkemizi bir döviz krizine sokmaya çalışsaydı tam olarak böyle bir karar alırdı." dedi.

Madrid'deki NATO zirvesinde Türkiye, Finlandiya ve İsveç'in ortak anlaşmasını da değerlendiren Akşener, "İktidarın İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarıyla bağdaşmayan bir tavizdir." ifadelerini kullandı.

Akşener'in açıklamalarından satır başları şöyle;

Önemli olan PKK'nın bu iki ülkedeki varlığına son verecek somut eylemlerinin görülmesiydi. İktidarın İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarıyla bağdaşmayan bir tavizdir. Böyle durumlarda Erdoğan ve arkadaşlarının imza attığı başka mutabakatlarda da şahit olduk. Dolayısıyla her ne kadar sayın Erdoğan ve arkadaşları açısından aldanmak ve aldatılmak sıradan alışkanlık olsa da bu durum Türk milleti için kabul edilebilir değildir.

GÜNLÜĞÜNE YAZMASI GEREKEN DİLEKLERİ BÜTÇE KANUNUNA YAZMIŞ

Öngörü abidesi, büyük ekonomist Sayın Erdoğan inatla kafasının dikine giderek ülkemizdeki ekonomik krizi daha da derinleştirmeye devam ediyor. Bizzat kendisinin hazırladığı bütçe kanununda enflasyon yüzde 9.8 olarak öngörülüyordu. TÜİK rakamlarıyla bile enflasyon yüzde 73.5'u buldu. Dolar kuru ise 17 liraya dayandı. Belli ki Bay Kriz geceleri yatmadan günlüğüne yazması gereken dileklerini bütçe kanununa yazmış. Dünyanın hiçbir yerinde enflasyon tahmini 70 puan, kur tahmini yüzde 100 oranında sapan ne bir ülke, ne de bir yönetim görmemiz mümkün değildir. Böyle bir rezalete imza atmak gider ayak Bay Krize nasip oldu. Nitekim bu öngörüsüzlüğün sonucu olarak iflasını açıklayan AK Parti iktidarı ek bütçe istemek zorunda kaldı.

FATURA ENFLASYON VERGİSİYLE MİLLETİMİZE KESİLECEK

Ek bütçe kanun teklifinde 2022 yılı için bir trilyon 750 milyar lira olarak kanunlaşan merkezi yönetim bütçesi giderlerine 1 trilyon 80 milyar lira ödenek ilavesi isteniyor. Kanun gereği ilave edilen ödenek kadar gelir gösterme zorunluluğu bulunuyor.

Milyonlarca çiftçimize verilecek desteklerdeki artış ne kadar biliyor musunuz? Sadece 15 milyar lira. Ek bütçenin 710 milyar lirası ÖTV, KDV gibi vergilerle finanse edilecek, fatura enflasyon vergisiyle milletimize kesilecek.

BDDK'NIN YENİ KARARLARI

Geçtiğimiz hafta her zamanki gibi yine bir gece yarısı BDDK, şirketlerin kredi kullanımına ilişkin bir karar yayımladı. Bu karara göre 15 milyon ve üzeri döviz ve altın cinsi varlık bulunduran şirketler kredi kullanamayacak. Yani ya şirketler kredi almaktan vazgeçecekler, ya da enflasyona karşı korunmaktan vazgeçecekler. Şirketler, TL'nin daha da eridiği bir ortamda sattığı malı yerine koymak için döviz tutar. İktidarın oluşturduğu güvensizlik iklimi nedeniyle döviz mevduatı kullanılıyor. Sorunun kendisi bizzat kendisi ama kendisi dışında herkesi değiştiriyor.

ADIM ADIM SERMAYE KONTROLÜNE GİDİYORUZ

Merkez Bankası başkanını değiştirdi olmadı. Hazine ve Maliye Bakanını değiştirdi olmadı. Enflasyon patladı, TÜİK'in müdürlerini değiştirdi yine olmadı. Şimdi de serbest piyasa koşullarını değiştirmeye çalışıyor. Gözlerini şirketlerin sermayelerine diktiler. Lafı eğip bükmeye gerek yok, BDDK kararı bir sermaye kontrolüdür. Bu karar Türkiye'de 1989'dan beri var olan sermayenin serbest dolaşımını net olarak ortadan kaldırmaktır. Bu karar bay Krizin Türk şirketlerine uyguladığı bir ambargodur. Bazı dış güçler ülkemizi bir döviz krizine sokmaya çalışsaydı tam olarak böyle bir karar alırdı. Gerçekten ibretlik. Adım adım tam teşekküllü bir sermaye kontrolüne gidiyoruz.

LÜKS VE ŞATAFAT GÖZÜNÜ KÖR ETMİŞ

Bu ekonomi yönteminin artık ülkemize verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Buradan sayın Erdoğan'a sesleniyorum. Belli ki saraydaki lüks ve şatafat senin gözünü kör etmiş. Sen milletin sana vermiş olduğu yetkiyle oradasın. O koltukta, sarayda milletin.

Sen önce yandaşına satın aldırdığın televizyon kanalı için verilen kredinin peşine düş, sen önce yandaşlarına verilen karşılıksız kredilerin peşine düş. Sürekli milletimize parmak sallayacağına bir kere de beşli çetene parmak salla. Bir kere de onların cebine elini sok. Bir kere de onlardan fedakarlık iste.

BİR AN ÖNCE SEÇİM KARARI AL

Bir kere de sen tasarruf etsen ne olur be kardeşim? Bir kalemde memlekete 500 milyon dolar girer fena mı olur? Eğer dövize çok sıkıştıysan Nebati Bakan ile birlikte Edi'yle Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak. Hakikaten öyle ama. Merkez Bankası'nın görevini yapmasına müsaade et. Seçimlere kadar da ekonomiye burnunu sokma. Biliyorum, sen bunların hiçbirini yapamazsın. Bir an önce seçim kararı al. Biz de millete döviz kuru ne zaman düşermiş gösterelim.

ARTIK ŞEKERLİ ÇAY İÇMEK BİLE ZENGİN İŞİ OLDU

Geçen ay çaya gelen yüzde 47'lik zamdan sonra geçtiğimiz haftada şekere yüzde 67 zam geldi. Artık şekerli çay içmek bile zengin işi oldu. Gerçi beyaz çay içiliyor sarayda ama... Biz siyah çay içemez olduk.

Bundan birkaç ay önce bay kriz şeker için 'Şekerde öyle pahalı bir fiyat uygulaması yok' demişti. Maşallah dediği üç gün yaşamıyor. Demek ki neymiş şeker fabrikalarını satar ihtiyacı da ithalatla çözeriz demek olmuyormuş. Cumhuriyetin değerlerine saldırmak için devletin fabrikalarını üç kuruşa satınca sofraların tadı da, ekonominin istikrarı da kalmıyormuş.

SEN SMOOTHİE İÇMEYE DEVAM ET

Sayın Erdoğan biz seni bundan 4 yıl önce uyarmış, 'Şeker vatandır, satma' demiştik. Cumhuriyet değerlerine düşmanlığının ve yaptım oldu zihniyetinin bugün memleketi getirdiği noktadan memnun musun? Sen smoothie içmeye devam et.

KİRAZ ÜRETİCİLERİNİN DERTLERİ

Memleketimizin her karış toprağı, iktidarın berbat tarım politikalarına rağmen, bereketini sunmaya devam ediyor. Fındıkta, incirde, koyun sütünde, haşhaşta, kayısıda, ayvada, dünyada üretim birincisi olduğumuz gibi, kirazda da, üretim birincisiyiz.

Kiraz, aynı zamanda bir başarı öyküsüdür. Ak Parti’nin her fırsatta eleştirdiği 90’lı yıllarda, özel sektörün, kamu ve Ar-Ge uzmanlarıyla bir araya gelip, 200 bin ton olan üretimimizi, 700 bin tona çıkarma başarısıdır. Üstelik bunun, yaklaşık 100 bin tonunu da, ihraç ediyoruz. Ama tabii ki, AK Parti iktidarında, hiçbir başarı cezasız kalmadığı için; kiraz üreticisi de, ihracatçısı da, cezasız bırakılmadı.

İKTİDAR KİRAZ ÜRETİCİSİNİN İHRACAT GELİRİNE EL KOYDU

Bir taraftan kuraklık, bir taraftan da, don, dolu ve aşırı yağış etkisi, çiftçimizi vururken; iktidar, tam da hasat döneminde, kiraz üreticisinin ihracat gelirine el koydu. Döviz gelirlerinin, önce yüzde 40’ına, şimdi de, yüzde 70’ine göz dikti. İhracattan kazanılacak olan dövizin, yüzde 70’ini, bozdurma zorunluluğu getirdi.

Ne güzel değil mi? Sen 30 yıl çalış, uğraş, didin; sonra, “Ben de çiftçiyim.” diye ortalıkta gezinen bir Nebati Bakan gelsin, senin gelirlerine çöksün… Niçin çiftçilikle üretim yapan köylüye niye bu zulüm, uyuzluk epeydir düşünüyordum. Siz söyleyince buldum. Rahmetli Atatürk, 'Köylü milletin efendisidir' dedi ya sırf ona uyuz olduğu için köylüyü, çiftçiyi bitirdi. Dolarla uğraşacağım dedi uğraştı, hepinizi yumruklayarak uğraştı, dolar uçtu gitti. Türkiye'nin hem çiftçisi, hem köylüsü battı. Adam verdiği sözü tutuyor. Milletle cebelleşmeyi, milleti onun bir tabası olduğuna inandığını bütün attığım adımlarla görüyoruz.

ATATÜRK 'KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR' DEDİ YA, ONA UYUZ OLDUĞU İÇİN KÖYLÜYÜ BİTİRDİ

Erdoğan'ın çiftçiye uyuzluğu neden diye düşünüyordum. Rahmetli Atatürk 'Köylü milletin efendisidir' dedi ya... Sırf ona uyuz olduğu için köylüyü bitirdi, çiftçiyi bitirdi. Tüm çiftçilere sesleniyorum, biliyorum çok bunaldınız... Lütfen ağaçlarınızı kesmeyin, bereketli günlere çok az kaldı. İYİ Parti olarak sizlere cennet vatanımızın her bir değerini korumanın sözünü veriyoruz. Üreterek kazanan, kazandıkça kalkınan Türkiye'nin sözünü veriyoruz. Bolluğun, bereketin, huzurlu bir geleceğin sözünü veriyoruz. Hiç merak etmeyin, çok az kaldı.

GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN MADENCİLİK FAALİYETLERİNİN KARŞISINDAYIZ

Bay Kriz ve arkadaşları nedeniyle yaşadığımız devlet krizinin bir başka boyutu da çevre felaketleriyle karşımıza çıkıyor. Erzincan İliç'teki altın madeninde meydana gelen siyanür sızıntısı hepimizi dehşete düşürdü. Her ne kadar valilik ve şirket yetkilileri temizlendiğini söylese de bağımsız kuruluşların raporlarını bekliyoruz. Kurulduğumuz ilk günden beri madencilik sektörünün Türkiye ekonomisi için kilit role sahip olduğunu söylüyoruz. Biz de ülkemizin yer altı zenginliklerini milletimizle paylaşacak şekilde çıkartılması gerektiğine inanıyoruz. En önemlisi de madencilik faaliyetlerinin doğamızı, tarım arazilerimizi ve bizleri tehdit etmeyecek şekilde yapılması gerektiğini söylüyoruz. Geleceğimizi tehdit eden tüm madencilik faaliyetlerinin karşısındayız.

BU İKTİDAR, DOLARIN YEŞİLİNİ DOĞANIN YEŞİLİNE TERCİH EDEN BİR RANT İKTİDARIDIR

Nasıl oluyor da Anadolu'nun cansuyu Fırat Nehri'nin yanıbaşında siyanürle altın aramaya izin veriliyor. Madenin ortaklarına baktığımızda yine çok tanıdık bir grup görüyoruz. Bunlar yol ve köprülerde var, madenlerde var, medyada da var. Yaşanan felaketin kapısı yine beşli çeteye çıkıyor. Vatan topraklarını kupon arazi gibi gören zihniyetin Fırat Nehri'nin dibinde siyanürle altın çıkarılmasına ses etmemesi doğaldır. Çünkü bu iktidar, doların yeşilini doğanın yeşiline tercih eden bir rant iktidarıdır.

ÇOK MERAK EDİYORUM ERDOĞAN'IN BİLMEDİĞİ NE VAR?

Bildiğiniz üzere bizde memleketi il, il, ilçe, ilçe gezerek dinliyoruz. Başta sarayda yan gelip yatanlar olmak üzere tüm Türkiye'ye duyuyoruz. Geçtiğimiz hafta Tekirdağ'daydık. Ne sanayi ne tarım kalmış. İcra daireleri dolup taşar olmuş.

Sayın Erdoğan başekonomist, tıp doktoru hem de profesör, her bir konuda en üst noktada bilgi sahibi... Çok merak ediyorum bilmediği ne var? Bende şükrediyorum Allah'tan her şeyi bilmiyorum. Bildiğimizi çok iyi biliyoruz. Her şeyi bilen bu arkadaşımız sağlık konusunda da uzman oldu ilk işi doktorları kovmak oldu.

HASTANELERDEKİ RANDEVU KRİZİ

Muayene süreleri beş dakikaya indirmek ve hekimlerin günde 90'dan fazla hasta bakmasını istemek hem hastaya hem hekimlerimize karşı yapılacak en büyük kötülüktür. DSÖ standartını 20 dakika olarak belirlerken, Sağlık Bakanlığı'nın beş dakika gibi bir süreyi öngörmesi hem şiddet vakalarının artmasına hem de hekimlerimizin mesleki tatmin duygusunun zedelenmesine hem de tanı ve tedavinin iyi yapılamamasına yol açıyor. Bu uygulamadan derhal vazgeçin.

Sağlık Bakanına da bir şey diyemiyorum çünkü sayın Erdoğan ekspertist olarak sağlık bakanından fazla bilgiye sahip olduğu için o bilgiyi aşması çok zor görünüyor.

Randevuyu aldık, doktoru bulduk, doktorda beş dakikada muayene edip ilaç yazdı diyelim. Bu sefer karşımıza sağlık sistemimizdeki sorunlar zincirinin dördüncü halkası çıkıyor. O da ilaç yokluğu.

BDDK KARARLARI NEDİR?

BDDK, Cuma günü TL ticari kredilere ilişkin yeni koşullar açıkladı. Döviz varlıklarının TL karşılığı 15 milyon TL'yi aşmayan şirketlere kredi kullanım durumunda döviz varlıklarını 15 milyon TL üzerine çıkarmama şartı getirilmişti. 15 milyon TL üzeri döviz nakdi varlığı bulunan şirketlerin ise bu varlığı aktifinin ya da satış hasılatının yüzde 10'unu aşması durumunda yeni nakdi TL ticari kredi kullanamayacağı belirtilmişti.

BDDK'dan Pazar akşamı yapılan açıklamada ise "Bağımsız denetime tabi bir şirket olması, şirketin yabancı para (YP) nakdi varlıklarının TL karşılığının 15 milyon liranın üzerinde olması ve şirketin YP nakdi varlıkların TL karşılığının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 10'unu aşması... Herhangi bir şirketin karar kapsamına girebilmesi söz konusu 3 şartın hepsinin birden sağlanması gerekmektedir" denildi. Ayrıca gerçek kişiler ile gerçek kişi şirket ortaklarının karar kapsamına girmedikleri belirtilmişti.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN