Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çocuk adalet sisteminin modernizasyonu için kurulan komisyon, çocuk suçluluğuyla mücadelede radikal değişimler öngören sunumlara ev sahipliği yaptı. İbn Haldun Üniversitesi’nden Saliha Merve Kaya ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin katıldığı toplantıda, İngiltere örneği üzerinden Türkiye için yeni bir yol haritası tartışıldı.
"SUÇA SÜRÜKLENEN DEĞİL, SUÇA KARIŞMIŞ ÇOCUK"
Türkiye gazetesinin aktardığına göre, komisyona sunum yapan Saliha Merve Kaya, terminolojik bir değişikliğin önemine dikkat çekerek, "suça sürüklenen çocuk" ifadesi yerine "suça karışmış çocuk" tanımının kullanılmasının daha yapıcı olduğunu belirtti. Kaya, İngiltere’de ceza yaşının 10 olduğunu ancak çocukların büyük çoğunluğunun mahkemeye gitmeden "diversiyon" adı verilen koruyucu ve onarıcı programlara dahil edildiğini aktardı.
Diversiyon Modelinin Temel Taşları:
Adli Sicil Koruması: Hafif suçlarda ihlallerin adli sicile işlenmesi yerine toplumsal rehabilitasyonun öncelenmesi.
Onarıcı Adalet: Çocuğun mağdurla yüzleşmesi, özür dilemesi veya zararı telafi etmesi.
Ebeveyn Sorumluluğu: Çocuğun denetiminde kusuru olan ailelere bin sterline (yaklaşık 60 bin TL) kadar para cezası uygulanması.
"MAHKEME SALONU CAYDIRMIYOR, DAMGALIYOR"
Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya da komisyonda yaptığı değerlendirmede, yerleşik kanının aksine çocukları hakim karşısına çıkarmanın caydırıcı bir etkisinin olmadığını savundu. Gökkaya, "Çocuğu mahkemeye çıkarmak, iddia edilenin aksine caydırıcı olmuyor; aksine çocuğu sistemin içine hapsediyor" dedi.
Gökkaya, diversiyon kapsamında çocuklardan beklenen somut adımları şöyle sıraladı:
"Çocuktan mağdurdan özür dilemesi, çaldığı malı iade etmesi veya kamu yararına bir işte çalışması istenebilir. Bu yöntemler, çocuğun suçuyla yüzleşmesini ve topluma kazandırılmasını mahkeme sürecinden çok daha hızlı sağlıyor."
