YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Borsa İstanbul’da yaşanan gelişmeler ve yatırım fonlarına yönelik tasfiye kararlarıyla ilgili açıklama yaptı. Sermaye Piyasası Kanunu’nun cezai sorumluluğun yanı sıra idari sorumluluk da öngördüğünü belirten Tanrıkulu, sermaye piyasalarının kamu kurumlarının denetim ve gözetimi altında bulunduğunu hatırlatarak hükümetin de siyasi sorumluluğu olduğunu savundu.
Tanrıkulu, “Borsadaki gelişmeleri, batan paraları ve oluşan kamu zararını hep birlikte takip ediyoruz” diyerek, “Bu tablo karşısında siyasi sorumluluk var. Siyasi sorumluluk hükümettedir, Adalet ve Kalkınma Partisi’ndedir” ifadelerini kullandı.
“ARADAKİ FARK 525 MİLYAR LİRA”
Hazine ve Maliye Bakanı’nın 2025 yılı sonunda sermaye piyasalarındaki olağandışı gelişmelerden haberdar olduğunu söylediğini belirten Tanrıkulu, tasfiye kapsamındaki fonların değerlerinin bu tarihten sonra ciddi şekilde yükseldiğini öne sürdü.
Tanrıkulu, söz konusu fonların büyüklüğünün bir dönemde 297 milyar lira olduğunu, eylül ayında ise 822 milyar liraya ulaştığını belirterek iki rakam arasındaki farkın 525 milyar lira olduğunu söyledi.
“BU KADAR OLAĞANÜSTÜ ARTIŞ NASIL DİKKAT ÇEKMEDİ?”
Soruşturma kapsamında akademisyenler ve iş insanlarının gözaltına alındığını hatırlatan Tanrıkulu, denetleyici kurumların yöneticileri açısından da sorumluluk tartışması yapılması gerektiğini söyledi.
Tanrıkulu şöyle konuştu:
“Asıl sorulması gereken şu: Bu kadar olağanüstü artışlar nasıl dikkat çekmedi?”
Yalova’da faaliyet gösteren bir gemi bakım şirketini örnek gösteren Tanrıkulu, şirketin değerinin kısa süre içinde milyarlarca liradan yüz milyarlarca liraya çıktığını belirterek bu artışların denetim kurumlarınca neden daha önce sorgulanmadığını sordu.
“BAZI FONLARIN DEĞERİ YÜZDE 4000 ARTTI”
Bazı fonların değerlerinin yüzde 4 bin seviyesinde yükseldiğini söyleyen Tanrıkulu, yaşanan süreçte yüz binlerce küçük yatırımcının zarar gördüğünü ifade etti.
Tanrıkulu, hükümetin yaşananlara ilişkin siyasi sorumluluk üstlenmediğini savunarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Ne siyasi sorumluluğu üstlenen var ne de bu tablonun hesabını veren. Ama bu hesabın mutlaka sorulacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bu hesabı hem siyaseten hem hukuken hem de idari olarak soracağız.”
