2022 yılından bu yana Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Tayfun Kahraman, kronik rahatsızlığı olan MS hastalığının nüksetmesi üzerine hastaneye kaldırıldı. Edinilen bilgilere göre, sol bacağında his kaybı ve güçsüzlük şikayetiyle revire başvuran Kahraman, yapılan ilk kontrollerin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne sevk edildi.
SAĞLIK RAPORUNDAKİ KRİTİK AYRINTILAR
Hastane tarafından düzenlenen raporda, Kahraman'ın sağlık durumunun ciddiyeti tıbbi terimlerle kayıt altına alındı. T24'te yer alan habere göre raporda, Kahraman'ın 2005 yılından bu yana MS tanısı ile takip edildiği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:
"Tayfun Kahraman isimli hasta, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Demiyelinizan Hastalıklar Polikliniği’nde 02.08.2005 tarihinden itibaren Multipl Skleroz tanısı ile takiplidir. Hastanın son muayenesinde sol alt ekstremitede (bacak) hipoestezi (his kaybı) ve parezi (kas gücü zayıflığı) saptanması nedeniyle Multipl Skleroz atak ön tanısı ile Prof. Dr. Murat Dilmener Acil Durum Hastanesine tetkik ve tedavi amacıyla yatırılmıştır."
Kahraman’ın tedavisinin hastanede devam ettiği öğrenildi.
AYM "GEREKTİĞİNDE YATARAK TEDAVİ" DEMİŞTİ
Kahraman’ın hastaneye kaldırılması, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) çok kısa bir süre önce, 17 Aralık 2025 tarihinde verdiği tedbir kararını akıllara getirdi.
Kahraman, sağlık durumu nedeniyle tahliye talebiyle AYM'ye başvurmuştu. Yüksek Mahkeme, "ciddi ve yakın tehlike tespit edilmediği" gerekçesiyle tahliye talebini reddetmiş, ancak sağlık hakkının korunması adına kritik bir hüküm kurmuştu. Oy birliğiyle alınan kararda; Kahraman'ın sağlık durumunun sürekli izlenmesi, gerekli tıbbi teşhis ve tetkiklerden yararlandırılması ve "gerektiğinde hastanede yatarak tedavi dahil tüm önlemlerin alınması" hüküm altına alınmıştı.
AYM'DEN İHLAL KARARI
Tayfun Kahraman’ın durumu, sadece sağlık sorunlarıyla değil, yargı sürecinde yaşanan krizle de gündemdeki yerini koruyor. AYM Genel Kurulu, 31 Temmuz 2025 tarihinde Kahraman’ın başvurusunu inceleyerek "hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine" hükmetmişti.
AYM’nin gerekçeli kararında; mahkumiyet kararı ile Gezi olaylarındaki şiddet eylemleri arasında somut bir illiyet bağı kurulamadığı, sosyal medya paylaşımlarının şiddete teşvik olarak yorumlanmasının yetersiz kaldığı ve savunma hakkının kısıtlandığı belirtilmişti.
Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM’nin bu kararını "yetki gaspı" olarak nitelendirerek yeniden yargılama ve tahliye taleplerini reddetmişti. Bu gelişme hukuk çevrelerinde "anayasal kriz" olarak yorumlanmış ve Türkiye Barolar Birliği, yerel mahkeme heyetini Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayet etmişti.
