DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun çağrısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, Gazze'de yaşanan sağlık sorunları, insani durum ve yardım politikalarını görüşmek üzere toplandı.
Komisyonda konuşan Gergerlioğlu, İsrail'de tutuklu bulunan Filistinli doktor Hussam Abu Safiya'nın durumunun da ele alındığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'na yaptığım çağrı neticesinde İsrail'de esir tutulan Dr. Hussam Abu Safiya'nın durumunu konuşmak için komisyon olarak toplandık. Komisyonun bugünkü gündemi Gazze’deki Katliam Sürecinde Ortaya Çıkan Sağlık Sorunları, İnsani Dram ve Yardım Politikalarını da konuşacağız!"
"ULUSLARARASI KURULUŞLAR HAREKETE GEÇTİ"
Gergerlioğlu, Gazze'de yaşanan gelişmeler nedeniyle uluslararası kuruluşların harekete geçtiğini belirterek, TBMM Sağlık Komisyonu'nun da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
"Tüm dünya ayakta. Doktor Hussam Abu Safiya 18 aydır İsrail Rakevet zindanında yer üstünde bile değil. Yerin altında bir hücrede. Korkunç bir muamele yapıyorlar."
GAZZE'DEKİ CAN KAYIPLARI VE TUTUKLULARA DİKKAT ÇEKTİ
Gergerlioğlu, Gazze'de hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısının arttığını ve İsrail cezaevlerinde çok sayıda tutuklunun bulunduğunu belirtti.
"Şu anda 73 bini geçti soykırım sırasında hayatını kaybeden Filistinli sayısı her geçen gün artıyor. 7, 8, 10 her gün insanlar hayatını kaybediyor. 10.000'den fazla kişi İsrail cezaevlerinde tutuklu mağdur ve barış anlaşması imzalandıktan sonraki ölüm sayısı 1200’ü geçmiş."

"ÜLKESİNİ TERK ETMEDİ, GÖREVİNİ SÜRDÜRDÜ"
Filistinli doktor Hussam Abu Safiya'nın savaş koşullarında hastaları tedavi etmeye devam ettiğini ifade eden Gergerlioğlu, şöyle konuştu:
"Birçok arkadaşımız burada doktordur. Bir meslektaşımız Hussam Abu Safiya görüyorsunuz steteskopuyla hastanede insanların hayatını kurtarmaktan başka bir şey yapmıyor. Soykırım altında ülkesini, şehrini, vatanını terk etmedi ve çok tehlikeli bir yerde görevini yapmaya çalıştı."
TUTUKLANMA SÜRECİNİ ANLATTI
Gergerlioğlu, Abu Safiya'nın 27 Aralık 2024'te hastanesine düzenlenen saldırının ardından tutuklandığını belirterek şunları söyledi:
"Hussam Abu Safiya, 27 Aralık 2024'te hastanesine yönelik bir saldırı sonrasında tutuklandı ve 1,5 yıldır cezaevinde. Bakın çocuğunun cenaze namazını kılarkenki fotoğrafı. Doktor Hussam Abu Safiya’nin tutuklanmadan önceki saldırıda çocuğu öldürmüştü. Acı içinde namazını kıldırdı sonrasında ise doktor Hussam Abu Safiya tutuklandı, hapishanedeydi. 6 ay geçti. Haziran ayında hücreye konuldu ve tutukluluğa itirazları kabul edemedi. Çocuğunu katlettikleri andaki acısını görüyorsunuz. Çok kilo kaybetti ve çok zor durumda."
"FİZİKSEL DURUMU KRİTİK"
Gergerlioğlu, İstanbul Kadıköy'de ve Artvin Çoruh Üniversitesi'nde akademisyen Kemal Sağlam'ın Abu Safiya'nın durumuna dikkat çekmek amacıyla performans sergilediğini belirterek, doktorun sağlık durumuna ilişkin şu değerlendirmeyi paylaştı:
"Şu anda İstanbul Kadıköy'de Artvin Çoruh Üniversitesi'nde bir akademisyen, Kemal Sağlam Hoca kendisi bir performans sanatçısı bir kafes içinde Doktor Hussam Abu Safiya’nin durumunu canlandırıyor. Bir performans sergiliyor ve insanlıkta bir duyarlılık oluşturmaya çalışıyor. Hussam Abu Safiya’nin fiziksel durumu şu anda oldukça kritik. İşkence ve kötü muamele görüyor. Kalp rahatsızlığı var. Tek kişilik hücrede ve ciddi kilo kaybetmiş durumda ve dünya ayakta fakat İsrail dinleniyor."
TBMM'YE GÖNDERİLEN MEKTUBU PAYLAŞTI
Gergerlioğlu, Filistinli doktorun oğlu İlyas Hussam Abu Safiya ile temas halinde olduğunu belirterek, TBMM Sağlık Komisyonu'nun toplantısını öğrenmesinin ardından Meclis'e hitaben bir mektup gönderdiğini açıkladı.
Mektubun tamamı şu şekilde:
Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Değerli Milletvekilleri,
Bugün bu mektubu bir sözcü ya da aktivist sıfatıyla değil, babasını her an kaybetmekten korkan bir evlat olarak gönderiyorum.
Ben İlyas, hayatını Gazze’deki çocukları ve hastaları kurtarmaya adamış olan Dr. Hussam Abu Safiya’nın oğluyum. Babam bugün, hiçbir suçlama yöneltilmeden 575 gündür esaret altında tutulmaktadır. Sağlık durumu her geçen gün kötüleşirken, kendisini koruyacak veya içinde bulunduğu koşulları denetleyecek gerçek ve bağımsız hiçbir mekanizma bulunmamaktadır.
Babamın maruz kaldığı muamelenin bütün gerçeklerini bilmiyoruz. Çünkü onunla iletişim kurmamız ve sağlık durumundan emin olmamız engellenmektedir. Elimizde yalnızca avukatının çok seyrek gerçekleşen ziyaretlerin ardından bize aktardığı bilgiler bulunmaktadır. Son aldığımız bilgiler ise son derece sarsıcı ve yıkıcıdır.
Avukatımız, babamın Rakefet Cezaevi’nde, yer altında bulunan bir hücrede ve tek başına tecrit altında tutulduğunu bildirmiştir. Babamın demir bir çekiçle dövüldüğünü, işkence izlerinin vücudunda açıkça görüldüğünü ve maruz kaldığı şiddetin ağırlığı nedeniyle bedeninin tanınmayacak derecede zarar gördüğünü aktarmıştır. Ayrıca sağlık durumunun son derece kritik olduğunu ve şiddetli ağrılar çektiğini doğrulamıştır.
Kamal Adwan Hastanesi’nin kuşatılması sırasında uğradığı son saldırıda yaralanmasının ardından, uyluğunda hâlâ altı şarapnel parçası bulunmaktadır. Acil bir ameliyata ve tıbbi tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen, gerekli sağlık hizmetlerinden ve tedaviden mahrum bırakılmaktadır.
Geçen her dakika, onun hayatı açısından belirleyici olabilir.
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Babam için herhangi bir ayrıcalık talep etmiyorum. Yalnızca onun en temel insani haklarını talep ediyorum: yaşama hakkını, tedavi görme hakkını ve işkenceye maruz bırakılmama hakkını.
Hayatımız bir cehenneme dönüştü.
İsrail yalnızca babamı tutuklamak ve ona işkence etmekle yetinmedi. Kardeşim İbrahim’i öldürdü, kardeşim İdris’i göğsünden bir keskin nişancı kurşunuyla yaraladı, babamı da yaraladı ve ardından hiçbir suçlama yöneltmeden, acımasızca işkence edilmek üzere esir aldı.
Hayatımız elimizden alındı. Güven duygumuz çalındı. Artık tek bir gün bile korku içinde yaşamadan geçmiyor. Her an, taşıyamayacağımız kadar ağır bir haber getirebilecek bir telefon bekliyoruz.
Bugün sizler, bölgemizde adaletin ve vicdanın sesini temsil ediyorsunuz.
İnsanlık adına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman savunduğu değerler adına sizlere sesleniyorum: Lütfen çok geç olmadan babamın hayatını kurtarmak için elinizdeki tüm siyasi, diplomatik ve insani imkânları kullanarak harekete geçin.
Babamın bağımsız uluslararası kuruluşlar tarafından ziyaret edilmesine izin verilmesi, acil tıbbi tedaviye erişiminin sağlanması, maruz kaldığı işkence ve ihlallerin durdurulması ve serbest bırakılması için baskı kurmanızı talep ediyorum.
Sessizliğin bu trajedinin ortağı hâline gelmesine izin vermeyin.
Babamı kaybedersem yalnızca bir babayı değil, ailemden ve umudumdan geriye kalan son şeyi de kaybedeceğim.
Lütfen… Çok geç olmadan babamın hayatını kurtarın.
Teşekkür ederim.

