Trakya genelinde etkili olan yoğun kar yağışı ve kuvvetli sağanaklar, bölgedeki tarımsal sulama ve içme suyu ihtiyacını karşılayan barajların doluluk oranlarına olumlu yansıdı. Devlet Su İşleri (DSİ) 11. Bölge Müdürlüğü tarafından paylaşılan güncel veriler, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini kapsayan sorumluluk sahasındaki 14 barajda su rezervlerinin kritik eşikleri aşarak yükseldiğini ortaya koydu.
BİR BUÇUK AYDA 261 MİLYON METREKÜPTEN FAZLA ARTIŞ
Bölgedeki barajlarda 6 Ocak tarihinde yapılan ölçümlerde toplam su miktarı 377 milyon 248 bin metreküp olarak kaydedilmişti. Son dönemde bölgeyi etkisi altına alan yağışlı hava dalgasının ardından gerçekleştirilen son ölçümlerde ise bu rakamın 638 milyon 932 bin metreküp seviyesine ulaştığı belirlendi. Bu veriler ışığında, yaklaşık bir buçuk aylık süreçte baraj göllerindeki su miktarının 261 milyon 684 bin metreküp arttığı hesaplandı.
BÖLGE İLLERİNDEKİ MEVCUT SU DURUMU
DSİ’nin il bazlı dağılım raporuna göre, yağışlardan en fazla faydalanan ve doluluk oranının en yüksek artış gösterdiği il Edirne oldu. Trakya’daki 14 barajın mevcut su rezervlerinin illere göre dağılımı şu şekilde gerçekleşti:
Edirne: İl genelindeki 6 barajda toplam 326 milyon 653 bin metreküp su depolandı.
Kırklareli: Şehirde bulunan 4 barajdaki su miktarı 188 milyon 158 bin metreküp olarak ölçüldü.
Tekirdağ: İldeki 4 barajın toplam su rezervi 124 milyon 121 bin metreküp seviyesine ulaştı.
KAYALIKÖY BARAJI’NDA DİKKAT ÇEKEN YÜKSELİŞ: %3’TEN %53’E
Yağışların etkisinin en somut görüldüğü nokta, Edirne’nin içme suyu ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Kırklareli sınırları içindeki Kayalıköy Barajı oldu. Geçtiğimiz yaz döneminde bölgeyi etkisi altına alan şiddetli kuraklık nedeniyle su seviyesi yüzde 3’e kadar gerileyen ve kritik alarm seviyesine düşen barajda, son yağışlar tabloyu tamamen değiştirdi.
Yapılan son ölçümlerde Kayalıköy Barajı’nın doluluk oranının yüzde 53’e yükseldiği tespit edildi. Barajdaki mevcut su miktarı ise 79 milyon 414 bin metreküp olarak kayıtlara geçti. Bu artış, kentin su arz güvenliği açısından hayati bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
