Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Malatya'nın Yeşilyurt ilçesinde bulunan Trend Garden Rezidans saniyeler içerisinde yerle bir oldu. Binanın çökmesi sonucu 30 kişi yaşamını yitirirken, 5 kişi de yaralandı.
Depremin ardından başlatılan soruşturma kapsamında rezidansın yapım süreci, projelendirilmesi, kullanım şekli ve sonradan yapılan değişiklikler detaylı biçimde incelendi.
İLK DAVADA DÖRT SANIĞA HAPİS CEZASI VERİLMİŞTİ
Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 9 Mayıs 2025 tarihli karar duruşmasında müteahhit Bahattin Doğan ile statik proje müellifi Bülent Yeroğlu hakkında 12 yıl 6'şar ay hapis cezasına hükmedildi.
Rezidans sahiplerinden Engin Aslan ile Sefa Gülfırat ise 17 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yurt dışında bulunduğu belirtilen rezidans sahiplerinden Özkan Gülfırat'ın dosyasının ayrılmasına karar verilirken, diğer bazı sanıklar hakkında ise beraat kararı verildi. Söz konusu kararların tamamı istinaf mahkemesine taşındı.
MÜTALAADA "İMAR BARIŞI" AYRINTISI ÖNE ÇIKTI
İddia makamının dosyası ayrılan sanık Özkan Gülfırat hakkında hazırladığı mütalaada, binanın yıkım nedenlerine ilişkin bilirkişi raporlarına yer verildi.
Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna atıf yapılan mütalaada şu ifadeler kullanıldı:
"Dosya kapsamında, deprem neticesinde yıkılan binanın yapısı ve sorumluları ile ilgili alınan Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden teşkil bilirkişi raporuna göre, söz konusu binanın 'imar barışı' nedeniyle deprem yönetmeliğine aykırı bir şekilde kapsamlı tadilat yapılması, uygulamaya ve denetime dair eksiklikler nedeniyle yıkıldığının; bu kapsamda rezidansa dönüşüm sırasında gerekli teknik incelemenin yaptırılmamış olması nedeniyle Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'a aykırı işler yapan binanın yeni sahiplerinden sanık Özkan Gülfırat'ın da 'asli sorumlu' olduğunun tespit edildiği, bu haliyle belirtilen hususlar birlikte nazara alındığında sanığın eyleminin TCK'nın 85/2. maddesi gereğince 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olma' suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır."
SAVCILIK "BİLİNÇLİ TAKSİR" DEĞERLENDİRMESİNDE BULUNDU
Mütalaada ayrıca Malatya'nın deprem riski yüksek bölgeler arasında bulunduğuna dikkat çekildi.
Türkiye'nin aktif deprem kuşağında yer aldığı, Malatya'nın ise Doğu Anadolu Fay Zonu ile Malatya Fayı'na yakın konumda bulunduğu belirtilerek, sanığın meydana gelebilecek sonuçları öngörebilecek durumda olduğu halde gerekli önlemleri almadığı ifade edildi.
Savcılık değerlendirmesinde şu ifadelere yer verildi:
"Bununla birlikte, ülkemizin aktif deprem kuşağında yer alması, bunun sonucu olarak kısa aralıklarla ölümlere sebebiyet veren yıkıcı ve büyük depremlerin yaşanması, Malatya ilinin Doğu Anadolu Fay Zonu ve Malatya Fayı'na yakın konumda bulunan, depremselliği yüksek bir bölge olması, ilin büyük bir kısmının birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde yer alması hususları göz önüne alındığında, sanığın eyleminin sonuçlarını öngörebilecek durumda olmasına rağmen gereken özen ve tedbiri almaması nedeniyle kusurunun 'bilinçli taksir' seviyesinde olduğunun kabulü ile eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur."
KARARIN 9 TEMMUZ'DA AÇIKLANMASI BEKLENİYOR
Dosyası ayrılan sanık Özkan Gülfırat'ın yargılandığı davanın karar duruşmasının 9 Temmuz tarihinde Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi bekleniyor.
Mahkemenin, savcılık mütalaası doğrultusunda kararını açıklaması öngörülüyor.
YAKINLARINI KAYBEDEN AİLELER TUTUKLAMA TALEP EDİYOR
Depremde kardeşini kaybeden Hatice Açıkalın, dava sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Açıkalın, sanığın uzun süre duruşmalara katılmadığını belirterek, olayın "olası kast" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunduklarını ifade etti.
Hatice Açıkalın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Yıllardır duruşmalara katılmadığı için karar duruşmasında dosyası ayrılan sanık hakkında, bizler 'olası kastla' yargılama yapılması gerektiğini ortaya koyan tüm gerçekleri sunmamıza rağmen 'bilinçli taksir' üzerinden mütalaa verilmiştir. Umarım verilecek karar en üst hadden, indirimsiz olur ve tutuklama gerçekleşir. Çünkü diğer sanıklar hakkında 9 Mayıs 2025'te verilen kararla tutuklama yapılmamıştı. Sanıklara verilen 'ödül gibi cezalar', kabul edebileceğimiz şeyler değil. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Diğer sanıklar için istinaf kararını bekliyoruz. Kamu görevlileri için hala izin çıkmadı. Ne beklendiğini anlamak mümkün değil. Amaç davayı zamanaşımına uğratmaksa buna izin vermeyeceğiz. Geç gelen adalet adalet olmadığı gibi, eksik adalet de adalet değildir."
