Aslan, kaplan ve jaguar ile aynı soydan gelen leoparlar (Panthera pardus), büyük kedi ailesinin en adaptif ve yalnız savaşçısı olarak tanınıyor. Bir zamanlar Afrika ve Asya'nın tamamına yayılan bu görkemli yırtıcılar, günümüzde daralan yaşam alanları nedeniyle Himalayalar’dan İran çöllerine kadar uzanan kısıtlı bölgelerde varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Sadece güçlü kasları değil, aynı zamanda yüksek zekasıyla da dikkat çeken leoparlar, avını ağaç dallarına taşıyabilen tek büyük kedi olma unvanını taşıyor. Gece karanlığında bir gölge gibi hareket eden bu canlıların dünyasına dair çarpıcı gerçekleri sizler için derledik.
AĞAÇLARIN EFENDİSİ
Leoparları diğer büyük kedilerden ayıran en belirgin özellik, sahip oldukları olağanüstü tırmanma yeteneğidir. Ortalama 50 ile 90 kilogram ağırlığında olan bu canlılar, kendi ağırlıklarının iki katı büyüklüğündeki avlarını bile ağaçların en yüksek dallarına taşıyabilirler. Bu strateji sayesinde avlarını sırtlan ve aslan gibi diğer yırtıcılardan koruyan leoparlar, güvenli bir bölgede beslenme imkanı bulurlar. Hem yerde hem de yüksek dallarda aynı çevikliği sergilemeleri, onları doğanın en tehlikeli suikastçıları yapar.

ROZET DESENLERİ VE KARA PANTERLER
Leoparların kürkleri üzerinde bulunan ve "rozet" adı verilen desenler, tıpkı insanların parmak izi gibi her bireyde tamamen farklıdır. Bu doğal kamuflaj sayesinde çalılıkların ve ağaç gölgelerinin arasında neredeyse görünmez hale gelirler. Halk arasında "kara panter" olarak bilinen ve tamamen siyah görünen yırtıcılar ise aslında bir tür leopar ya da jaguardır. Bu canlıların siyah görünmesinin sebebi "melanizm" adı verilen genetik bir durumdur; ancak yakından bakıldığında siyah kürkün altındaki karakteristik rozet desenleri hala fark edilebilir.
GECE AVLANIYORLAR
Yalnız yaşamayı ve avlanmayı tercih eden leoparlar, oldukça geniş bir menüye sahiptir. Küçük kemirgenlerden kuşlara, orta boy antiloplardan maymunlara kadar pek çok canlıyı avlayabilirler. Suya girmekten çekinmeyen ve iyi birer yüzücü olan bu büyük kediler, balık ve su canlılarıyla da beslenebilirler. Geceleri aktif olmaları, onların karanlıkta mükemmel gören gözleri sayesinde avlarına sessizce yaklaşmalarına olanak tanır.

YAŞAM ALANLARI %75 ORANINDA DARALDI
Ne yazık ki leoparlar için tablo her zaman parlak değil. Yapılan araştırmalar, bu muazzam canlıların tarihi yaşam alanlarının yaklaşık dörtte üçünü kaybettiğini gösteriyor. İnsan yerleşimlerinin artması ve yasa dışı avcılık, Afrika ve Asya’daki popülasyonları ciddi şekilde tehdit ediyor. Bugün İran’ın sarp kayalıklarında, Afrika’nın geniş savanlarında ve Himalayalar’ın eteklerinde koruma altında tutulan küçük gruplar, türün devamlılığı için kritik bir önem taşıyor.
