Denizlerin en ücra köşelerinde, insanlığın henüz tam olarak keşfedemediği bir dünya gizli. Bu dünyanın en tuhaf sakinlerinden biri olan Magnapinna kalamarı, gövdesinin onlarca katı uzunluğundaki kolları ve hayaletimsi görüntüsüyle yeniden gündeme geldi. 6.000 metreye varan derinliklerde hayatta kalabilen bu gizemli avcı, doğanın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğini bir kez daha kanıtlıyor.
KARANLIKLARIN HAYALETİ
Dünya denizlerinin en gizemli sakinleri arasında gösterilen Büyük Yüzgeçli Kalamarlar, tam bir "derin deniz mucizesi" olarak adlandırılıyor. Yaşam alanları genellikle deniz seviyesinden 2.000 ile 6.000 metre aşağıda bulunan bu canlılar, zifiri karanlıkta ve muazzam bir basınç altında hayatlarını sürdürüyor. Güneş ışığının sıfırlandığı "hadal" ve "abisal" bölgelerde süzülen Magnapinna, bilim insanları için hala çözülememiş pek çok sırrı barındırıyor.

GÖVDESİNİ AŞAN DEVASA KOLLAR VE DİRSEKLİ YAPI
Bu kalamar türünü diğer tüm deniz canlılarından ayıran en belirgin özelliği, metrelerce uzanan sıra dışı kollarıdır. Vücut boyutunun tam 20 katına kadar ulaşabilen bu uzantılar, adeta ince iplikler gibi derin sulara yayılır. Kollarındaki dirsek benzeri kıvrımlar, bu devasa uzantıların birbirine dolanmasını engellerken aynı zamanda avlanma sırasında büyük bir manevra kabiliyeti sağlar. Mikroskobik vantuzlarla donatılmış bu kollar, derin suların sessiz avcısı için mükemmel birer radar görevi görür.
İLK KEZ 1988 YILINDA KEŞFEDİLDİ
İnsanlığın bu tuhaf canlıyla ilk karşılaşması 1988 yılında Brezilya açıklarında gerçekleşti. Bir su altı kamerası tarafından tesadüfen kaydedilen bu görüntüler, o dönem bilim dünyasında büyük bir şaşkınlık yaratmıştı. Ancak bu canlının tam bir bilimsel tanıma kavuşması ve literatüre girmesi için yaklaşık 20 yıl daha geçmesi gerekti. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte Hawai'den Meksika Körfezi'ne, Hint Okyanusu'ndan Atlantik'in en derin noktalarına kadar geniş bir alanda varlık gösterdikleri anlaşıldı.

DERİN DENİZİN SESSİZ AVCILIK STRATEJİSİ
Magnapinna'nın avlanma tekniği, diğer kalamar türlerinden oldukça farklıdır. Uzun kollarını birer olta gibi suya bırakan bu canlı, çevresinden geçen küçük organizmaları ve deniz canlılarını kollarındaki hassas vantuzlar sayesinde etkisiz hale getirir. Hareket kabiliyetinin kısıtlı olduğu derin deniz ortamında bu "pasif avlanma" yöntemi, enerji tasarrufu sağlayarak canlının aşırı koşullarda hayatta kalmasına olanak tanır.
