İnsanlar günlük yaşamın yoğun koşturmacası içinde dengeli beslenmeye özen gösterirken, günün yorgunluğunu hafifletmek adına sıklıkla şekerli gıdalara yöneliyor.
Çocukluk döneminden itibaren yerleşen bir alışkanlıkla şekerin bir ödül şeklinde sunulması, bu besini gün sonunda bir başarı sembolü haline getiriyor.
Bu ödüllendirme anlarında porsiyonlar bazen küçük tutulurken, kimi zaman da kontrol kaybedilerek yüksek miktarlarda tüketim gerçekleşiyor.
Sağlıklı yaşam trendleri tartışılmaya devam ederken, şeker tüketiminin zamanlaması büyük önem taşıyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli medya kuruluşu The Huffington Post tarafından paylaşılan veriler, bu alışkanlığın arkasındaki biyolojik gerçekleri derinlemesine inceliyor.
Doyduğunuzu sansanız da midenizin tatlıya ayırdığı gizli bir odası var
ŞEKER TÜKETİMINI TAMAMEN YASAKLAMAK YERİNE DENGE SAĞLANMALI
HuffPost bünyesinde yayınlanan 'Am I Doing It Wrong?' adlı podcast programında konuşan beslenme uzmanı ve yazar Maya Feller, şeker tüketiminin tamamen hayat dışı bırakılması gereken bir unsur olmadığını ifade etti.
Sağlıklı bir yaşam için asıl önemli olan noktanın tüketilen miktar ve doğru zamanlama olduğunu dile getirdi.
Şekerlerin özünde birer karbonhidrat olduğunu, insan vücudunun ve özellikle de beynin enerji ihtiyacını karşılamak adına bu besin öğesine gereksinim duyduğunu aktardı.
Beslenmenin bütünsel bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Dyt. Maya Feller, "Zaman zaman planlanandan fazla şeker tüketilmesinin büyük bir sorun olarak görülmemesi gerekiyor" diyerek katı kurallardan kaçınılmasını önerdi.
Beslenme süreçlerinin kesinlikle, "Ya hep ya hiç" mantığıyla ele alınmaması gerektiğini savunuyor.
TATLI YEMEK İÇİN GÜN İÇİNDEKİ EN STRATEJİK SAAT ARALIĞI
Günün hangi diliminde tatlı yenmesi gerektiği sorusuna yanıt veren Dyt. Maya Feller, şekerli gıdaların gün içinde tüketilmesini önerdi.
Tatlıların özellikle öğle ve akşam yemekleri arasında ya da dengeli bir ana öğünün hemen ardından tüketilmesinin çok daha uygun olduğunu belirtti.
Bu saatlerde yapılacak tüketim, gün içindeki fiziksel aktiviteyle birleştiğinde vücudun şekeri absorbe etmesini kolaylaştırıyor.
Şeflerin asla sipariş etmediği 6 tatlı
HAREKETSİZ GECE SAATLERİNDE ŞEKER METABOLİZMASI YAVAŞLIYOR
Gıdalarla alınan şekerin vücut tarafından doğru şekilde metabolize edilebilmesi adına bedenin aktif bir yapıda bulunması şart koşuluyor.
Gün boyunca hareket halinde olan insan vücudu, kandaki şeker miktarını çok daha etkili ve verimli bir biçimde işleme kabiliyeti gösteriyor.
Ancak gece saatlerinde bu hayati mekanizma yavaşlama eğilimine giriyor.
Özellikle uyku vaktine yakın dönemde tüketilen şekerli yiyecekler, pankreastan salgılanan insülin hormonuna ihtiyaç duyduğu desteği sağlayamıyor.
Kandaki glukozu hücrelerin içine taşıyarak enerjiye dönüştüren insülin, gece yaşanan hareketsizlik nedeniyle işlevini tam olarak yerine getiremiyor.
Bu olumsuz durum ise kan şekerini seviyelerindeki ani ve yüksek artışlara zemin hazırlayarak vücudun şekeri verimli kullanmasını engelliyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayınlanan küresel sağlık rehberleri de geç saatlerdeki karbonhidrat alımının metabolik risklerini doğruluyor.
YATMADAN ÖNCE ALINAN ŞEKER UYKU DÜZENİNİ VE HÜCRE SAĞLIĞINI BOZUYOR
Gece saatlerindeki şeker kaçamaklarının olumsuz yansımaları sadece metabolizma faaliyetleriyle sınırlı kalmıyor.
Uzmanlar, yatmadan hemen önce alınan yüksek şeker dozunun uyku düzenini de doğrudan baltaladığını ifade ediyor.
Yapılan bilimsel çalışmalara göre bu hatalı alışkanlık, uykuya dalma süresini uzatıyor.
Aynı zamanda derin uyku evrelerinin kalitesini düşüren bu durum, gece boyunca sık sık uyanmalara neden oluyor.
Tüm bunlara ek olarak, geç saatlerdeki şeker tüketimi uzun vadede hücrelerin insüline tepkisiz kalmasıyla ortaya çıkan insülin direnci riskini de ciddi oranda yükseltiyor.
Ankaralılar bu tatlara bayılıyor: En tatlı kaçamak Beypazarı'nda
