08.03.2020  14:03
KAYNAK: 
KARAR

Kerime Deniz Gürel: Batı'nın her şeyi görselleştirme çabasından sanat da nasibini aldı

Yurt dışındaki ve yurt içindeki sanat galerilerinden beğendiği eserleri Türkiye'de sanatseverlerin beğenisine sunan çağdaş sanat koleksiyoneri olan Dr. Kerime Deniz Gürel, sanatın ona bakılmasından ziyade görsel anlamda tüketilip hiçbir iz bırakmayarak sergilenmek amacıyla üretime dönüşmesine sitem etti. Çağdaş dönemde sanatın saldırgan ve baskıcı olduğunu dile getiren Gürel, "Batı'nın her şeyi görselleştirme çabasından sanat da nasibini aldı. Bilhassa 1960'dan sonra ticari nesnenin sanat dünyasına girmesiyle beraber yol açtığı estetik travma, sanatsal üretimi çok daha kolaylaştırdı" diye konuştu.

+
-

Genç bir çağdaş sanat koleksiyoneri olan Dr. Kerime Deniz Gürel henüz 26 yaşında... Londra'da tıp eğitimini yeni tamamlamış, sanata aşık bir kadın. Gürel, sanata ve felsefeye bu denli aşk dolu oluşunu, nasıl koleksiyonerliğe başladığını, sanatın ve felsefenin bireye neler katabileceğini gazeteci Belgin Özdemir'e anlattı.

* Sanata bu denli meraklı olduğunuz için soruyorum. Neden sanat? Niçin felsefe alanında ihtisas yapmayıp, doktor olmayı seçtiniz?

En iyi felsefeciler, felsefe okuyanlardan ya da en iyi yazarlar edebiyatçılardan çıkmaz. Sanata, teorik bir zeminde öğrenilmesi gereken kavram olarak değil içselleştirilmesi gereken 'varoluş sancısı' olarak bakıyorum. Felsefi edinim her meslekte bir zorunluluktur. Sanat ise bu işin cilasıdır. "Ben" sadece pozitif bilimlere hapsedilmeyecek kadar derin bir kavram. Descartes bilmeyen hekim ya da Rousseau'yu bilmeyen bir hukukçu olmamalı. Modernite ile iktidarını büyüten tıp, sağlık sisteminde de tekelleşmeler yarattı. Hastanın talebi tedaviden ziyade "Ben'i Anlayın'adır". (Her ne kadar Türkiye'deki mevcut doktor prototipi devletin öngördüğü ve istediği bir prototip olsa da) Bunun için hem sanata hem de bir dert edinme işlevi gören felseye ihtiyacımız var. Anlamak ve görmek, incinebilir olmayı gerektirir. Sanat tam burada devreye girer.

"ÇAĞDAŞ DÖNEMDE SANAT, SALDIRGAN VE BASKICI"
  
* Sanata ilginiz nasıl ortaya çıktı ve sanatı nasıl tanımlarsınız?

Annem de anneannem de sanatla yakından ilgililer. Bunun katkısı elbette yadsınamaz ama asıl insana ve onun sancısına dair ne varsa merakımdan kaynaklanan bir ilgiydi bu. Aslında sanatla ilgili dile getirilebilecek en güzel söylev onu artık tanımlamamaktır! Yine de cevaplandırayım. İster istikrarlı kolektif bir çağ, ister huzursuz bir bireycilik çağında olsun, sanat daima endişeden esinlenmiştir. Sanat bir nevi dışarıda bırakmak amacıyla içeriye kapatmaktır. Aynı zamanda düzen olabilir ama düzenin adil, güzel ya da kibar olması ve illa bir ahlak barındırması gerekmez, zaten istese de barındıramaz. Aydınlanmadan sonra sanat dinin yerini alıp ritüel bir biçimselliği elinde tutan, kendine ait bir dünya yaratmıştır. Özellikle çağdaş dönemde sanat saldırgan ve baskıcı da olsa sanatçı: "İnsanı değil kendini kurtarmak için sanat icra eder." Onu özel kılan diğer yönü ise: Sanat kutsal bir alandır, bu alana ne girerse girsin değişime ve dönüşüme uğramak zorundadır.

"BATI'NIN HER ŞEYİ GÖRSELLEŞTİRME ÇABASINDAN SANAT DA NASİBİNİ ALDI"

* Sizce günümüzde sanattan söz etme konusunda çekilen büyük sıkıntının sebebi ne olabilir?

Sanat ona bakılmasından ziyade görsel anlamda tüketilip hiçbir iz bırakmayarak sergilenmek amacıyla üretilen bir şeye dönüştü. Değiş tokuş sürecinin basit bir estetik ifadesi haline geldi. Bilhassa 1960'dan sonra ticari nesnenin sanat dünyasına girmesiyle beraber yol açtığı estetik travma, sanatsal üretimi çok daha kolaylaştırmıştır. Meta üretiminde meydana gelen bu büyük evrim sanat alanında bambaşka fikirlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Aslına bakarsanız Baudelaire'in küçümseyip dalga geçtiği bir estetik anlayışa geri dönmüştür. Elbette Batı'nın her şeyi görselleştirme çabasından sanat da nasibini aldı. Bir Japon ressamın sevdiğim sözü vardır: "Biz dışında kalmak isterken siz tabloya dahil olmak istiyorsunuz. Avrupa resim sanatı her zaman kelebekleri yakalamak, çiçekleri yemek ve dansçı kızları öpmek istedi."

"MONA LISA'NIN İFADESİZLİĞİ BİZİM İÇİN BİR TEHDİT"

* Mona Lisa hakkında bugüne değin milyonlarca yorum yapıldı. Siz böylesi mükemmel bir sanat eseri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında hiçbir şey. İfadesizliği onun için bir tehdit, bizim nezdimizde de bir korkudur. O içimize doğru bakarak ona karşı tutkumuzu çoktan kabul eder. Cömertliği, dünyevi yıkımı, duyusal uzaklığı bir araya getiren Leonardo'nun doğa anayı hayattan almasıdır. Ne de olsa sanatı yaratan, insanın kendisiyle olan çatışmasıdır. Mona Lisa ya da Milo Venüsü her zaman popüler imgelemin kültürel arketipkerini bizlere "anaerkillik" olarak hissetirmeye devam edecek.

* Koleksiyonunuzu nasıl muhafaza ediyorsunuz? Sergilemeyi düşünüyor musunuz?

Kendimize ait bir sanat depomuz var. Eserleri orada muhafaza ediyoruz. 2017'de küçük bir kısmını sergilemiştim. Şu anda Kadıköy'de açmayı düşündüğümüz bir sanat galerisi var, sergilemeyi düşünüyorum.

"SANAT VE FELSEFE BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ"

* Koleksiyonunuzu oluşturan eserler genellikle yurt dışından mı?

Uzun süre yurt dışında yaşadığım için, evet. Ama içlerinde Türkiye'den çok sevdiğim değerli sanatçıların eserleri de var. Devrim Erbil, Ergin İnan, Mehmet Güleryüz, Haluk Akakçe, Erinç Seymen, Taner Ceylan gibi.

* Sanat ve felsefe gibi ilgilendiğiniz, size huzur veren başka ilgi alanlarınız var mı?

Hiçbiri birbirinden bağımsız düşünülemez, "Psikanaliz" var. Çünkü o size normatif ve ya özgürleştirici değil, eleştirel ve tanısal bir proje sunar. Bizi bir arada tutan bağları örgütlemeye, düzene sokmaya, yeniden düzenlemeye zorlayan güçlerin tasvirini sunar. Bu bağlamda 3 edinimi de, (Sanat, felsefe, psikanaliz) birbirinden bağımsız sayamazsınız. Psikotik bir hastalığın sanatta yaratıcılığa nasıl etki ettiğine dair bir çalışma hazırlıyorum, daha çok büyük sanatçıların yaratıcı çalışmaları sırasında yaşadıkları duygudurum bozukluğu üzerine. Onun dışında vaktimin büyük bir çoğunluğu sanat galerilerinde ve atölyelerde geçiyor. Bilhassa Türkiye'deki yetenekli sanatçıların eserlerini takip etmeye çalışıyorum.

Çağdaş sanat koleksiyoneri Kerime Deniz Gürel

 

 

DİĞER HABERLER
Kayyum icraatine sert tepki
Sadi Konuk'taki görüntülere açıklama
Cezaevlerinde görüntülü görüşme dönemi
Fatih'te uyuşturucu operasyonu: 2 zanlı tutuklandı
KKTC'ye giriş yasağı 11 Nisan'a uzatıldı
Devir geliri bölüşerek çoğaltma devridir
'Bizim adamımız'