ERKUT TEZERDİ
En iyi evlilikler ne üzerine kuruludur? Aşk, mantık, sorumlukluklar, ahlaki değerler... Bu sorunun popüler kültürdeki cevabı ‘yalanlar’dır. Böylelikle çatışma beliriyor ve filmin, dizinin, romanın ana hatları tasarlanıyor. Temel alınan konuda iyi giden her şey aniden tepetaklak oluyor; huzur, saadet, yenilik, intikam arayışı ortaya çıkıyor. Ancak bu da sorunların çözümünü veya finalini değil başlangıcını oluşturuyor. Mevzuya eşlerin yakın arkadaşları, patronları, anne ve babaları, çocukları, kayınbiraderleri, eltileri, uşakları hatta apartman kapıcıları ekleniyor. Eğer olaylar silsilesine onur, şiddet, özgürlük, eşitlik gibi temalar karıştırılırsa bu dram, tutku eklenirse romantik, dolambaç dahil edilirse komedi oluyor. Hepsini karıştırmak ise çoğu kez anlam kaymasına, üslup karmaşasına yol açıyor. Mesaj askıya alındığı gibi enteresan bir yapım ortaya çıkıyor. Bu hafta gösterime giren ‘Her Şey Mümkün’ de böyle bir karmaşa yaşıyor. Aksiyon, romantizm, katmanlı olay örgüsü iç içe geçiyor. Asıl anlatılmak istenilenin dışına çıkılıyor.
Oyuncu kadrosunda Yetkin Dikinciler, Azra Akın, Levent Ülgen, Goncagül Sunar, Mehtap Bayri, Bahtiyar Engin, Kaan Girgin, Umut Oğuz, Bora Sivri ve Haldun Dormen’in yer aldığı ‘Her Şey Mümkün’de; holding patronu Selim, Marmaris’te sevgilisi Pelin’le gözlerden uzak bir şekilde teknesinde tatil yapıyor. Sahile gezmeye giden ikiliyi eski bir magazin muhabiri fotoğraflıyor, ardından fotoğrafları yayınlamakla tehdit ediyor. Karşılığında 500 bin lira istiyor. Selim, bunun üzerine yaverine haber veriyor, plan hazırlanıyor, yerine geçecek başka bir kişi bulunuyor. Bu kişi de kendisine ikizi kadar benzeyen tesisatçı İbrahim oluyor. Filmde, en azından aralarında bir farklılık olması gereken ama birkaç replik/konuşma dili haricinde tepeden tırnağa birbirine benzeyen Selim ve İbrahim’i Yetkin Dikinciler oynuyor. Yapılan plana göre; İbrahim, Pelin’le birlikte tatil yapacak ve bu da magazin basınına ‘ünlü manken milli piyangodan para çıkan tesisatçıyla aşk yaşıyor’ diye yansıyacak. Azra Akın filmde gözde manken Pelin rolünde. Evli sevgilisi Selim’e aşık olduğu için her şeyi kabul ediyor, operasyon başlıyor.
İbrahim, alacak-verecek meselesi nedeniyle mafyanın peşine düştüğü İlyas’ın kız kardeşiyle evli. İbrahim’in yer değiştirme planını kabul etmesindeki en büyük neden de bu. Kazanacağı parayla her şeyi düzeltmek. Lakin Selim’in planını kabul eden İbrahim, kendisine teklif edilen iki milyon TL için tüm ailesini ve arkadaşlarını geride bırakmak zorunda kalıyor, bambaşka bir role bürünüyor. Buna da İlyas çok bozuluyor, ‘kız kardeşimin onuru zedelendi’ diyor ve onu öldürmek istiyor. Tüm bunlar yaşanırken İbrahim ise aynı otelde kaldığı Pelin’le aşk yaşıyor. Magazin basını ikiliyi yalnız bırakmıyor. Ayrıca başka düşmanlar var türüyor. ‘Her Şey Mümkün’, Türk sinemasının çok bilindik konusu ‘ikizle yer değiştirme’ üzerinden aile komedisi sunmaya çalışıyor. Ancak senaryodaki çatlaklar ve her sahnede yer alan klişeler komikliğin ve eğlencenin seviyesini aşağı çekiyor.
Sinemamızda mafyanın görünmediği film kalmadı
Yönetmenliğini Alper Babayağmur’un yaptığı ‘Her Şey Mümkün’ senaryosundan oyunculuklarına, çekim tekniklerinden anlatım tarzına her açıdan karmaşa yaşıyor. Kahvehane sahnelerindeki duygusuz sarf edilen ya da ağza uymayan eril replikler, üçlü-dörtlü diyaloglar, yeri geldi mi hemen herkesin abartıya kaçtığı, inandırıcılıktan hayli uzak oyunculuklar, filmin başından sonuna kadar susmayan müzik veya içselleşmeye izin vermeyen bir senaryo... Tüm bunlara ‘Kardeş Payı’vari aniden hızlanan sahneler eklenince yapım, özgünlüğünü de yitiriyor. Filmde efsanevi tiyatrocu Haldun Dormen de mafya babası rolünü oynuyor. Ama şunu söylemekte yarar var: Sinemamızda mafyanın görünmediği film neredeyse kalmadı! Öyle ki her beş filmin altısında siyah takım elbise giyinmiş kalabalık görmek mümkün ve bu kişilerin tamamı karakter olarak değil ‘tip’ boyutlarında. Eğer filmin senaryosundaki üslup karmaşası giderilseydi daha iyi bir seyir keyfi ortaya çıkardı.
