‘Orta oyuncular gündüz esnaf gece sanatkâr’

‘Orta oyuncular gündüz esnaf gece sanatkâr’

Tuluatın perde arkasını gün yüzüne çıkaran ‘Pişekar Küçük İsmail Efendi’nin Hatıraları’ kitabını yayıma hazırlayan Oğuzhan Öztürk; Terlikçi Ahmet, Hamamcı Süleyman ve Muhallebici Mehmet Ali gibi isimlerin gündüz dükkânda çalışıp gece sahneye çıktığını belirterek “Bu haysiyetli mirası Küçük İsmail Efendi şahsında yeniden görünür kılmak istedim” diyor.

Geleneksel Türk tiyatrosu denilince akla gelen o neşeli tuluat sahneleri, aslında göründüğünden çok daha katmanlı ve zorlu bir geçmişe sahip. Oğuzhan Öztürk’ün yayıma hazırladığı ve Ötüken Neşriyat etiketiyle okurla buluşan ‘Tuluat Tarihimizden, Pişekar Küçük İsmail Efendi’nin Hatıraları’, bizi 19. yüzyılın son çeyreğine, tuluatın doğuş sancılarına götürüyor.

Öztürk ile kitaptan hareketle; tuluat tiyatrosu üzerindeki ağır sansür kriterlerinden zenne rollerinin toplumsal karşılığına, asıl meslekleri kağıtçılık, terlikçilik veya muhallebicilik olan o unutulmuş aktörlerin haysiyetli mücadelesine mercek tuttuk. Küçük İsmail Efendi’nin şahsında, bir devrin sanat iklimini ve vaktinde ‘tiyatrodan sayılmayan’ bir geleneğin nasıl kök saldığını konuştuk.

-Oğuzhan Bey, ‘Tuluat Tarihimizden, Pişekar Küçük İsmail Efendi’nin Hatıraları’nda, hatıranın yanında dipnotlarla yeni bir kitap yazılmış gibi… Kitabın oluşum sürecinden biraz bahseder misiniz?

Sedat Bey, Kemal Kâmil Aktaş’ın yazılarıyla Selim Nüzhet Gerçek’in ‘Türk Temaşası’ eserini hazırlarken ‘Perde ve Sahne’ dergisinde karşılaştım. Bu eseri kadim dostum Tahsin Yıldırım’ın teşviğiyle hazırladım. Notlandırmayı geniş tutmam malumatfuruşluktan kaynaklanmıyor. Elim değmişken literatürü zenginleştirecek bir eser ortaya koymayı düşündüm. O dönemde geleneksel temaşamızla alakalı yazılar yazdığımdan bilgilerim tazeydi. Kâmil Aktaş’ın ‘Fikirler’ dergisindeki aynı yazı dizisi ve Abdülkadir Emeksiz’in ‘Orta Oyunu Kitabı’ndaki hatıratla eldeki metni karşılaştırarak ortaya detaylı bir kitap çıkarmayı hedefledim.

- Dönemin edebiyatçıları arasında ‘klasik tiyatro’ ile ‘tuluat tiyatrosu’ arasında kıyaslama ve tartışmalar var. Bu tartışmaların çıkış noktası ve temel sebepleri neler?

Kitabın ilk kısmında geleneksel temaşamıza menfi ve müspet bakışları işlemeye çalıştım. Genel anlamda geleneksel tiyatromuza bakışın menfi olduğu söylenebilir. Çok ciddiye alınmıyor. Özellikle orta oyunu bir meydan oyunu olduğundan tiyatro olarak görülmüyor. Kitabın başındaki geniş yazıda tartışmaların hangi merkezde seyrettiğini bulabiliyoruz. Ama genel itibarıyla bu dönemdeki münevverlerimizin geleneksel temaşamıza çok sıcak olmadıklarını hatta bunu tiyatrodan saymadıklarını söylemek mümkün.

- O tarihlerde zenneler çok yaygın. Hilafetin varlığını sürdürdüğü bir dönemde erkeklerin bu rolleri oynaması toplum tarafından nasıl karşılanıyor?

Zenne karakteri zaten Müslüman kadınlar sahneye çıkamadığı için erkeklerin kadın rolünde oynaması sebebiyle ortaya çıkıyor. Orta oyununun son temsilcilerinden Kavuklu Ali Bey ise orta oyunu taklide dayalı bir sanat olduğundan zenneliğin de bir kadın taklidi olması sebebiyle oyunun ruhuna uygun olduğunu iddia ediyor. Fakat zenne rolünü gayrimüslim hanımların icra ettiği de biliniyor, örneğin Viktorya Haçikyan bunlardan biriydi...

-Tiyatro çalışmaları 93 harbi zamanında da devam ediyor. Bu dönemde tiyatro çalışmalarının devam etmesi oyuncuların geçim kaygısından mı yoksa insanları bu zor dönemde biraz eğlendirme çabasından mı?

Küçük İsmail tuluat tiyatrosunun kuruluş tarihini 93 Harbi’nden sonra olarak gösteriyor. Bu dönem Güllü Agop tiyatrosundan bazı oyuncuların Rus askerlerine gösteri yapmak için Edirne’ye gittiği bir dönem ayrıca. Güllü Agop gitmiyor kumpanyasının çoğu gitmesine rağmen. Orta oyunu ve tuluat tiyatrosu icra eden sanatkârların oyunları onların geçimlerini sağlayabilecekleri olanağı sağlamıyordu. Bu yüzden çoğunun asıl meslekleri oyunculuk değildi geçimlerini asıl meslekleriyle sağlıyorlardı. Bu meslekler oyuncuların lakabı hâline gelmişti. Terlikçi Ahmet, Hamamcı Süleyman, Usturacı İbrahim, Demirci İbrahim, Misyağcı Hakkı, Yağcı İzzet, Sepetçi Ali Rıza, Attar Şükrü, Muhallebici Mehmet Ali, Tesbihçi Arab Ahmet, Kağıtçı Ahmet, Mürekkepçi Ahmet, Döşemeci İsmail, Yemenici Rıza, Çiçekçi Şâkir, Kaşıkçı Mehmet, Tezgâhçı Mehmet gibi oyuncular Refi Cevat’ın dediğine göre gündüzleri dükkanlarında çalışıyor Ramazan akşamlarında da orta oyunu oynuyorlardı. Bu kitabı yayıma hazırlayarak hem Küçük İsmail Efendi’nin şahsında bu adı sanı unutulmuş sanatkârları hem de Kemal Kâmil Aktaş’ı hatırlatmak istedim.

SAHNEDE ‘BURUN’ DEMEK YASAKMIŞ!

- Meddah İsmet Efendi’yi anlatırken kahvelerde anlattığı hikayelerin bile sansüre uğradığını öğreniyoruz. 19. yüzyılın son çeyreğindeki sansürle ilgili bilgi verebilir misiniz? O tarihlerde tiyatrodaki sansür için kriterler nedir?

Sansür o dönemin bilinen bir gerçeği o yüzden zannedildiği gibi tuluat tiyatrosu sahneye çıkıp kafasına göre istediğini söyleyebildiği bir oyun türü asla değil bilakis klasik tiyatronun bilinen oyunlarını uyarlayarak başlıyorlar işe. Nadirattan da olsa ana metin dışına çıkılarak tuluat yapılabiliyor ama aslında bir metne bağlı olma durumu söz konusu. Yani şunu söylemek istiyorum, bütün bir oyun boyunca herkesin kafasına göre aklına eseni söyleyebildiği bir durumdan söz edemiyoruz. Sansür için bir sınıra gelince ucu yok. Bazı kelimeler yasaklı. “Yıldız, hasta, bomba” gibi kelimeler hem matbuatta hem sahnede yasak. Hatta Sultan Abdülhamid’in burnu biraz büyük olduğu için ‘burun’ kelimesi ona kinaye olduğu düşüncesiyle sansürleniyormuş. Sadece kelimeler değil mesele, oyunun teması realitede bir şeye dokunuyorsa o da bir problem aslında. 1884 yılında Gedikpaşa Tiyatrosu da ‘Çerkes Özdenleri’ adlı oyun yüzünden yıkılıyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN