İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), sanatseverleri modern dansın dinamizmi ve klasik müziğin zamansızlığıyla buluşturan yeni projesi ‘Momentum’un prömiyerini, 17 Nisan akşamı Kadıköy’ün tarihî dokusuyla özdeşleşen Süreyya Operası’nda gerçekleştirdi. Dört farklı genç Türk koreografın özgün vizyonunu aynı sahnede buluşturan eser; Deniz Özaydın’ın ‘Interwoven’, Ebru Cansız’ın ‘Unison’, Çiğdem Erkaya Öztürk’ün ‘Kurgu’ ve Alper Marangoz’un merakla beklenen ‘Köçekçe: Bir Rapsodi’ koreografilerinden oluşuyor. Dvoák’tan Bach’a, Saint-Saëns’tan Ulvi Cemal Erkin’e uzanan geniş bir müzikal yelpazede hayat bulan bu özel program, kostüm tasarımlarında Gizem Betil, ışık tasarımlarında ise Bersan Baş imzasıyla görsel bir şölene dönüşüyor. Basın provasını büyük bir heyecanla izlediğim bu etkileyici performansın ardından, İDOB Başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt ile bir araya geldik. Savaşkurt ile modern insanın sıkışmışlığından geleneğin güvenli limanına, Cumhuriyet müzik devriminin izlerinden Türkiye’deki opera-bale izleyicisinin profiline uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

INTEWOWEN
UNISON

KURGU

KÖÇEKÇE
Tebrik ederim, ‘Momentum’u izlemek çok keyifliydi. Sahnede dört ayrı genç koreografın işlerini gördük. Bu dört farklı vizyonu sahnede buluşturan neydi?
Biz Türk koreograflarına ait bir gece yapmak için yola çıktık. Bir kurumda, bale yaparken bile daha eğitmenliğe, koreograflığa yönelen arkadaşlarımızı değerlendirmek başkoreograf olarak benim görevim. Bu dört arkadaşımızın da dans ederken içlerinde o yaratıcı, koreograf dürtüsü hep vardı. Deniz Özaydın, Ebru Cansız ve Çiğdem Erkaya Öztürk’ün daha önce kurumumuzda yaptıkları parçalar vardı zaten. Alper Marangoz da Modern Dans Topluluğu sanatçısı, onun da yaptığı parçalar mevcuttu. İlk üç genç arkadaşımız müziğini kendi seçti ama “Köçekçe müziğine bir koreografi yapar mısın?” diye Alper’den ben rica ettim. O da “Ben zaten bu müziğe hep koreografi yapmak istiyordum” deyince böyle güzel bir tesadüf oldu. Amacımız genç koreografları sahnede bir araya getirmekti özetle.

‘Köçekçe: Bir Rapsodi’nin koreografı Alper Marangoz, ‘Unison’un koreografı Ebru Cansız, İDOB Başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt, ‘Interwoven’ın koreografı Deniz Özaydın ve ‘Kurgu’nun koreografı Çiğdem Erkaya Öztürk. (Soldan sağa.)
SAHNE GEÇİŞLERİNDE ‘SESSİZ REHBER’ DOKUNUŞU
Dört eserin geçişlerinde ‘sessiz rehber’ kullanmışsınız, neden?
Gecenin ismi olan ‘Momentum’, hareket etmek anlamına geliyor. Bunların hepsi süresi kısa eserler ve müzikleri birbirinden farklı. Biri Saint-Saëns, biri Dvořák, biri Bach ve Vivaldi, biri Erkin... Hepsi farklı olduğu için aralarda sessiz rehber kullandık. İki sanatçı arkadaşımız İlke Kodal ve Emre Olcay, sahne geçişlerinde bu eserleri birbirine bağlayan performanslar yaptılar. Böyle bir yoldan ilerlemeyi tercih ettik.
‘GELENEĞİ MODERNİZE EDEREK TATTIRDIK’
Ayşem Hanım, Momentum bütünlüğüyle çok etkileyiciydi ancak ben özellikle son sahnede izlediğimiz, Ulvi Cemal Erkin’in ‘Köçekçe, Bir Rapsodi’ müziğiyle sergilenen bölüme bayıldım. Fakat sahnede ‘köçekleri’ çok az gördük.
Türk Beşlileri’nin öncülerinden Erkin, bizim için çok kıymetli bir besteci. Bu müzik daha önce Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde koreograf Günay Arıoba tarafından da düzenlenmişti. Biz eseri tamamen ‘köçek’ olarak adlandırmıyoruz tabii; Köçekçe’den yola çıktık ve bir köçek dokunuşuyla başlayıp modernize ederek uyarladık. Tamamen bir köçek dansı olarak düşünmedik. Seyirciye geleneksel yoldan tattırıp modernize etmeyi tercih ettik.
Evet, köçekleri sahnede gizemli bir ışık bulutuyla birlikte görebildik, sizin deyiminizle ‘tattık’, kesinlikle bunu başarmışsınız...
Evet, koreograflarımız çalışırken ışık da onlarla beraber yürüdü. Kostüm, dekor ve ışık bizim işimizin en önemli tamamlayıcıları. Bir tanesi eksik olduğunda o eser istediğimiz gibi olamıyor. Özellikle üçlü valelerde, daha neoklasik eserlerde ışık çok önemli.
MODERN SANCILARDAN ANNE KUCAĞINA...
Ben gece boyu eserleri izlerken hem müziklerde hem dansçıların ritminde şahsen modern bir insan olarak sıkışmışlığımızı, kalp atışlarımızı hissettim. Son sahnedeki ‘Köçekçe’ ise bende tanıdık bir melodiyi uyandırdı, anne kucağına dönme hissini yaşattı.
CEVAP: Benim için bu yorumu duymak çok önemli, teşekkür ederim. Biz yaklaşık bir aydır her gün bu geceyi çalışıyorduk, sizin objektif bakışınız bu yüzden çok değerli. Biz hepsini ayrı ayrı alıp bir araya getiriyoruz; sizden gelen bu yorum bana da başka bir yönden baktırdı şu an.
İzleyiciye modern sancılar, anın içinde yaşadığımız bu stres, gelecek kaygısı... Bunların hepsi tamam ama “gelenek bizi her zaman daha sakin bir limana götürüyor” diyebilir miyiz?
CEVAP: Kesinlikle diyebiliriz. Bale özelinde şunu söyleyebilirim: Bizim sanatımız çok akademik bir disiplin. Bu gece çok modern bir gece ancak geleneği tutmadan bunları yapamayız; gelenek bu yüzden çok önemli. Aslında genç koreografları bir araya getirmek için yola çıkmıştık ama hepsinin o harika yaratıcılığı bizi bu noktaya getirdi. Özellikle Atatürk’ün altyapısını hazırladığı ve Cumhuriyet müzik devriminin öncüleri olan Türk Beşlileri’nden Ulvi Cemal Erkin’in müziğine, geleneğimizi koruyarak böyle modern bir bakış açısıyla yaklaşmak bize gurur veriyor. İzlerken ben de bütün sanatçılarımızla, bütün ekibimizle gurur duydum ve gözyaşlarımı tutamadım.
‘Momentum’ 19, 24 ve 27 Nisan’da sahnelenmeye devam edecek. Henüz izlemeyenleri neler bekliyor?
Bence önce günümüzün dinamizmi, ritmi ve dört ayrı vizyon. Bir gece içinde bu kadar farklı dört vizyonu bir araya topladık. Seyirciyi büyük bir ritim duygusu ve dinamizm bekliyor.
AKM’NİN AÇILMASI İLE OPERA VE BALEYE İLGİ ARTTI
Türkiye’de opera ve bale çok tartışılan bir sanat dalı. Yeterince izleyici bulamaz gibi bir algı var, hatta bu sene bütçesi nedeniyle de gündem oldu. Siz usta bir sanatçı olarak ülkemizdeki opera-bale izleyicisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP: İstanbul için konuşabilirim; AKM’nin açılmasıyla büyük bir ilgi var. Süreyya Operası’na da ilgi büyüktü ama İstanbul gibi bir şehirde 600 kişilik bir yer yeterli değildi. Şimdi AKM’de 2 bin kişilik temsiller yapıyoruz ve hepsi doluyor. İster klasik ister modern bale olsun, halkın nefes aldığı bir yerdeyiz. Dijital dünya çok ön planda ama canlı bir performans artık bir kaçış ve rahatlama noktası. Bütçe meselesine gelince; ışığımız, kostümümüz, dekorumuz ucuz değil. Ciddi paralar harcanıyor ama kültür-sanat bizi dünyaya tanıtan en önemli unsur. Kendi kültürümüzü tanıtmak ve dünya ile bir arada olmak adına opera-baleyi sürdürmemiz çok önemli.
